KADİR ENGİN

Ordu kitaplığım için her geldiğimde çıkan yayınlardan eksikleri belirler, alır ve okurum. Yazarı sevip sevmemem ya da neyle karşılaşacağımı bilmem buna engel değildir.

Ordu’da çocukluğu geçmiş kişilerin dahi kitaplarını okurum çünkü bir yerde mutlaka Ordu bağlantısı kurulur ve bu kitaplar çoğu zaman daha sürprizli olur.

Özellikle hatıratlar hele ki objektifse okunabilir metinlerdir. Bir yerde mutlaka seni yakalayan bir detay, ortak bir hikâye bulursun. Bazen aslında nadir, bu kitaplarla ilgili böyle birkaç kelam ederim.

kadirengin.jpeg

Taşra’da kitap yazılır, imkan varsa uyduruk bir imza günü olur, eş dost çağırılır ya da kitaplar yollanır ve okunmadan evde bir yere koyulur bu kitaplar ve unutulur. Ne bir inceleme yazısı, ne de kitap üzerine bir söyleşi gerçekleşir.

Yerel basın da kitap kapağından ya da ön sözde ne yazılıysa o metni kopyalar ve kitabı öyle duyurur. Bu da herkes için geçerli değildir!

Kimilerinin kitabından koca bir şehrin haberi dahi olmaz!

Kadir Engin’in iki kitabından haberim vardı ama bugün bir vesile ile hediye edildi.

İlk kitap olan Hayatım-Anılarım’ı akşamüstü okumaya başladım ve bitirdim.

Zaten 120 sayfa civarında; ilave 50 sayfada ise bayi toplantıları için gittiği ülkelerde Anadolu çocuğu olarak şaşırdığı ve yaramazlıklar! yaptığı hikâyeler var. Pek önemli değil.

Kadir Engin, 1943 Ordu doğumlu bir iş insanı. Ordu’da burjuva ya da entelijansiya sınıfı olmadığı için bugünün sermaye sınıfı diyebileceğimiz kişiler aslında kentle çok geç tanışmış köylü çocuklarıdır.

Kitabı önemli kılan şey ise ilk defa iş dünyasına dair birinin hatıratı olması. “Çocukluk insanın anavatanıdır.” O yüzden çocukluk dönemi ve özellikle Çambaşı günlerine dair tasvirleri ve yayla anlatısı başarılı.

“Veliefendi Ailesinin Ordu’ya Yerleşme Serüveni” başlığıyla 92–97. sayfalar aralığı kitabın en ayakları yere basan bölümü. Turnagaz hakkında eleştiri yazıları yazan Karadeniz 52 gazetesi için söylediği “Kapanıp, matbaanın bir vinçle yüklenip Samsun’a götürüldüğünü görmek nasip oldu.” sözleri, hatıratta olması gereken cesur hesaplaşmalardan biri. Kazım Türkmen ile de yüzleşmiş…

Eşi ve çocuklarına dair detay yok, tuhaf! Kitabın son bölümünde çok zayıf bir fotoğraf seçkisi var. Ne zaman evlendiğini dahi yazmadığı için bilmiyoruz ama nikâh şahidinin Kemal Yazıcıoğlu olduğunu bir fotoğrafla belirtmiş. O zamanlar henüz “işkenceci Komiser Kemal” dahi değil! Çok eski bir tanışıklık ama nereden geliyor bilmiyoruz; detay yok.

Son olarak da tüm arşivi ve aile albümü bende olan Ferruh Barlas’a dair tanıklığı benim için ilgimi çekici. Ferruh Bey Ordu özelinde çok ilginç bir karakter. Uzun zamandır kendisine dair araştırma yapıyorum. Aslında Orhan Turnalı’nın öz amcası ama Barlas soyadını almış. Orhan Turnalı da Engin ailesinden aslında…

Son olarak kitapta Kadir Bey’in Ferruh Bey’e dair şöyle bir anısı var. Her yemekten sonra diyor:
“Allah’a şükür doyduk. Allah sizi kaza beladan, ille de Kalyoncuoğlu Ali Ağa’dan, ille de oğlu Salih’ten korusun.” ????

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.