ULAŞ TEPE VE BİR TRAMBOLİNİN ANLATTIKLARI
Altınordu Belediyesi hizmet binasının hemen karşısında bulunan çocuk parkındaki trambolin aylardır çalışmıyor. Söylenenlere göre dört ayı aşkın süredir arızalı. Gerekçe ise tanıdık: “Parça yurt dışından gelecek.”
ULAŞ TEPE VE BİR TRAMBOLİNİN ANLATTIKLARI
Bir belediyenin başarısını anlamak için devasa bütçelere, gösterişli törenlere ya da uzun propaganda videolarına ihtiyaç yoktur.
Bazen bozuk bir trambolin her şeyi anlatır.

Altınordu Belediyesi hizmet binasının hemen karşısında bulunan çocuk parkındaki trambolin aylardır çalışmıyor ve yerinden sökülmüş.
. Söylenenlere göre dört ayı aşkın süredir arızalı. Gerekçe ise tanıdık: “Parça yurt dışından gelecek.”
İnsan ister istemez soruyor:
Bu ülkeye otomobil parçaları geliyor, sanayi makineleri geliyor, tıbbi cihazlar geliyor, bilgisayarlar geliyor. Vatandaş internet üzerinden sipariş veriyor, ürün birkaç hafta içinde kapısına ulaşıyor. Peki bir çocuk parkındaki trambolinin parçası neden aylarca gelemiyor?
Sorun gerçekten parça mı?
Yoksa sorun yönetim anlayışı mı?
Çünkü iyi yönetilen kurumlarda sorunlar beklemez, çözülür.
Altınordu Belediyesi’nde son yıllarda ortaya çıkan tablo ise maalesef çözüm üreten değil, mazeret üreten bir yönetim görüntüsüdür.
Üstelik mesele yalnızca bir oyun parkı değildir.
Şehrin birçok noktasında çocuk parklarının aydınlatmaları yetersizdir. Bazılarında su yoktur. Bazılarında oyun grupları sürekli arızalanmaktadır. Düzenli bakım ve kontrol mekanizmasının yeterince işletilmediği yönündeki vatandaş şikâyetleri her geçen gün artmaktadır.
Yerel yönetimlerin asli görevi vatandaşın günlük hayatını kolaylaştırmaktır. Belediye başkanlığı makamı sadece kurdele kesmekten, fotoğraf vermekten ve sosyal medya paylaşımı yapmaktan ibaret değildir.
Asıl mesele, vatandaşın çocuğunu güvenle götürebileceği parkları oluşturabilmektir.
Bugün Altınordu Belediyesi’nin karşı karşıya olduğu temel sorunlardan biri de liyakat tartışmalarıdır.
Liyakat; siyasi yakınlık değil, işi bilen insanın göreve getirilmesidir.
Bir kurumda karar mekanizmaları bilgi, deneyim ve uzmanlık yerine farklı kriterlerle şekillenmeye başladığında bunun faturası er ya da geç hizmet kalitesine yansır.
Vatandaş sonuçla ilgilenir.
Vatandaş bozuk tramboline bakar.
Vatandaş çalışmayan lambaya bakar.
Vatandaş kırık salıncağa bakar.
Vatandaş cevap alamadığı sorulara bakar.
Ve sonunda şu kanaate ulaşır:
“Bu işler neden zamanında yapılmıyor?”
Demokrasinin temel şartlarından biri de hesap verebilirliktir.
Göreve gelişinin üzerinden yıllar geçmiş olmasına rağmen düzenli basın toplantıları yapılmaması, gazetecilerin sorularının doğrudan cevaplandırılmaması ve kamuoyunun yüz yüze bilgilendirilmemesi dikkat çekici bir eksiklik olarak ortada durmaktadır.
Basından kaçan değil, basının karşısına çıkan yönetimler güçlüdür.
Soru sorulmasından çekinen değil, soruları cevaplayan yönetimler güven verir.
Bir başka önemli konu ise kurumsal hafızadır.
Kentler yalnızca yollarla, binalarla ve parklarla yönetilmez.
Kentler aynı zamanda kayıtlarla yönetilir.
Bugün alınan kararların, yapılan yazışmaların, oluşturulan belgelerin ve kurumsal süreçlerin gelecek kuşaklara aktarılması gerekir.
Çünkü arşivini koruyamayan kurumlar geçmişini kaybeder.
Geçmişini kaybeden kurumlar ise aynı hataları tekrar tekrar yapmaya mahkûm olur.
Altınordu’nun önünde hâlâ zaman vardır.
Ancak bu zaman, mazeret üretmek için değil; eksikleri görmek, hataları düzeltmek ve hizmet kalitesini yükseltmek için kullanılmalıdır.
Bir belediye başkanının en büyük başarısı kendisini alkışlayanları çoğaltmak değil, eleştirenleri dinleyebilmektir.
Bir yönetimin gerçek sınavı seçim meydanlarında değil, vatandaşın günlük hayatına dokunan sorunları ne kadar hızlı çözdüğünde ortaya çıkar.
Çünkü bazen bir çocuk parkındaki arıza, koskoca bir yönetim anlayışının aynasıdır.
Nevzat AKATA
Ordu Kent Gazetesi
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.