Bülent Hakan ALTUNCU
BİR YOLA REVAN OLMAK
BİR YOLA REVAN OLMAK
Erzurum Aşkale arası düz ovada, kaloriferleri bozuk olmasa da sıcak üflemeyen, belki de sıcak üfleyen ama dışarının soğuğu karşısında ısıtmayan 92 model Reno Spring arabamla Bayburt’a gitmek üzere ilerliyordum. Ocak ayı ve ikindi-akşam üzeri bir vakitti.
Erzurum Bayburt taraflarının gök mavisi hiçbir yere benzemez. Erzurumspor’un forması da bu yüzden mavi beyazdır. Mavi gökyüzü, beyaz kar. Günbatımı renkleri de çok güzeldir buraların. Bir de Van'da gördüm ben bu tonları.

Önümdeki düz yolu izleyemeyip karşımda duran Kop dağlarını ve gökyüzünü izliyordum. Gökyüzü mavisi koyu laciverte dönmüş, dağların silüyetinin gökyüzüyle çizdiği çizgi güneş tutulmasındaki gibi ayın etrafını saran kızıl ve pembe tonlara bürünmüştü. İlerimde bir köy, köyün üzerinde enteresan bir şekilde bir sis bulutu, sanki insanlar üşümesinler diye köyü bir battaniye gibi örtmüştü.
Bense arabanın içinde donuyordum. Yan ve arka camlar tamamen buz tutmuş, kaloriferi yönlendirdiğim ön camın ise sadece alt taraflarında buzlar eriyordu. Bir elimle direksiyonu tutarken diğer elimle ön camın görüş alanımı engelleyen kısmındaki buzları eritiyordum. Onur Akın’ın yeni bir kaseti çıkmıştı ve teypte o çalıyordu: Bak Palandöken dağlarında karlar erimiş…
Karşıma üzerinde “Pırnakapan” yazan köyün tabelası çıktı. Battaniyenin örttüğü köyün içine girdim. Ova böyleyse Kop dağı nasıldır, acaba dağı geçebilir miyim, yoksa bu köyde bir evin kapısını tanrı misafiriyim diye çalıp geceyi burada mı geçirsem diye düşünüyordum. Virane bir köydü, yol köyün ortasından geçiyordu, sadece birkaç kerpiç evin penceresinde içeride canlılık olduğuna dair ışık geliyordu. Buna rağmen bu silik ışıklar bile içimi ısıtıyordu. Dursam mı durmasam mı diye düşünürken; yol kenarında paltolu, kapşonlu, yüzü kaş kolla sarılı sadece gözlerinin açıkta olduğu anlaşılan birisi bana el etti. Durdum. “Hemşerim nereye gidiyorsun, gelebilir miyim?” dedi. Aldım arabaya. Kimsin, nesin derken; adamın köyün muhtarı olduğunu öğrendim ama şivesi buralara değil aksine Karadenizlilere benziyordu.
Tabi bu arada köyde konaklamaktan vaz geçmiştim. Kendime bir yoldaş bulmuştum. Ayrıca iki kişinin beden sıcaklıkları belki arabanın içini biraz daha ısıtır ve beni sürekli bir elimi camda tutup buzları eritmekten kurtarabilirdi.
Pırnakapan sonrası zaten Kop dağı. Vurduk dağdan yukarı. Hemşerim senin şiven buralılara benzemiyor, dedim. Trabzonlu olduğunu söyledi. E o zaman bu köyün muhtarlığı nasıl oluyor, dedim. Ben, yıllardır bu köye arıcılığa gelirim, köyün yarısı alevi yarısı sünni, aralarında anlaşmadılar beni köye muhtar yaptılar, dedi. İlginç bir hikayeydi.
Beş dakika geçmedi hava iyice karardı yollar buzlandı. 15-20 dakikaya kara saplandık. Araç ilerlemez oldu. Zincirlerim var, nasıl takıldığını teorik olarak biliyorum ama kaç yıldır Bayburt’ta yaşıyor olmama rağmen hiç zincir takmamışım. Ben 26-27 yaşlarında ellerini sıcak sudan suya sokmamış, derisi on yaşında bir çocuk derisi yumuşaklığında biri, o soğukta zincirlere tutmayı bile gözüme kestiremiyorum. Muhtarsa 35-40 yaşlarında, durumu anladı ve nasırlı elleriyle benden önce zincirleri takmaya sıvandı. Bense sadece “onu ver bunu ver” dediğinde ona asistanlık ediyorum.
Zincirleri takınca araba dağı tırmanmaya başladı. Dağın inişi daha tehlikeliydi. Hastane ambulans şoförlerinin anlattıklarından biliyordum ki; bazen Kop dağında buz öyle sert olurmuş ki zincir buzu kıramaz aksine buzun üstünde bir paten gibi görev görüp arabayı daha fazla kaydırırmış.
Bu bilgiden hareketle dağı 30-40 km hızla çıktıysam inerken hızımı 10-20 km aralığında tuttum. Bu yüzden inişimiz çok daha uzun sürdü ve Maden köyüne vardığımızda kar kalmayınca muhtar yoldaşım zincirleri çıkardı ve Bayburt’a geldik onu terminale bıraktım.
Bırakmadan önce sordum kendisine Aleviler mi iyi sünniler mi? Her ikisinin de iyisi var kötüsü var ama Alevilerin iyi çok iyi, demişti bana hiç unutmam.
Yeter ki bir yola revan ol; ister Alevi ol, ister sünni, ister Yahudi, ister Ermeni tanrı seninleyse aşılmaz dağlar aşılır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.