Bülent Hakan ALTUNCU:ÇOKTAN GEÇTİ, GİTTİ, BİTTİ O ESKİ HESAPLAR
Daireler arasında sadece "komşuluk" denemeyecek kadar içli dışlı, sanki köydeki gibi aynı evde yaşıyormuşçasına sıcak ilişkiler sürerdi.Sonra bu kan bağı olan insanlar arasında maddi nedenlerle anlaşmazlıklar çıktı; ya da daha fazla zenginleşenler da
ÇOKTAN GEÇTİ, GİTTİ, BİTTİ O ESKİ HESAPLAR
Bülent Hakan ALTUNCU
Köylerden kentlere göç başlayınca, şehirlerde ilk önce "aile apartmanları" kuruldu. Bu apartmanların ismi genellikle sahibinin soyadı olur; dairelerde kardeşler ya da akrabalar kalırdı. Hatta ayakkabılar apartmanın ana girişinde çıkarılır, dairelere kilim serili merdivenlerden çıkılırdı.
Daireler arasında sadece "komşuluk" denemeyecek kadar içli dışlı, sanki köydeki gibi aynı evde yaşıyormuşçasına sıcak ilişkiler sürerdi.
Sonra bu kan bağı olan insanlar arasında maddi nedenlerle anlaşmazlıklar çıktı; ya da daha fazla zenginleşenler daha lüks muhitlerdeki evlere taşındı. Böylece o "soyadı" taşıyan apartmanlara farklı ailelerden kiracılar alınmaya başlandı, merdivenlere serilen kilimler kaldırıldı. Artık herkes dairesinin kapısına kadar ayakkabısıyla çıkıyor ama ayakkabılarını yine de kapı önünde bırakıyordu. Bu dönemde apartmana kiracı alınırken mümkünse aynı memleketten, değilse yakın bir şehirden, aynı kültürden veya inançtan insanlar seçilmeye çalışılıyordu.
Zamanla bu gelenek de geçerliliğini yitirdi; artık terliklerin bile kapı önüne bırakılamadığı bir devre geldik. Yani toplu yaşam kurallarında önce akrabalık bağları, sonra hemşericilik, ardından da köken ve inanç ortaklığı arayışı tamamen ortadan kalktı.
Bugün ömrümüzü geçirdiğimiz site ortamlarında kimin hangi milletten, hangi kökenden ya da inançtan olduğuna bakmıyoruz bile; hatta çoğunlukla haberimiz dahi olmuyor. Sağ olsun kadınlarımız, düzenledikleri altın veya döviz günleri vesilesiyle bir araya geliyor da birbirini tanımayan, karşılaştığında selamlaşmayan erkeklerin açığını kapatıyor. Bu sayede oturduğumuz apartmanda kimlerin yaşadığından haberdar olabiliyoruz.
Peki, haberdar oluyoruz da ne oluyor? En fazla, bir daireden cenaze çıktığında başsağlığına gidiyoruz.
Oysa apartmandaki herhangi bir komşunuz aniden fenalaşsa ya da evinde teknik bir sorun çıksa, onun yanına koşup yardımcı olmaya çalışanlar kimler oluyor? Elbette insani vicdanını hâlâ koruyabilenler. Bu insanlar yardıma koşarken komşusunun memleketine, kökenine ya da inancına bakar mı? Tabii ki bakmazlar.
İşte bu durum açıkça gösteriyor ki: Geçti gitti, bitti o eski hesaplar!
İnsanlığın bugün geldiği uygarlık düzeyinde; hâlâ ırk, din ya da mezhep hesabı yapıp ona göre el uzatanlar zaten "insan" sıfatıyla anılmayı hak etmiyor. Fakat emperyalizmin bize dayattığı ve bellettiği ezberler üzerinden siyasi tercihlerini yapanlar, bu yalın gerçeği bile göremiyor. Ne yazık ki hâlâ küresel güçlerin yerli işbirlikçilerine ve maşalarına sevdalanmaya devam ediyorlar. Oysa çoktan geçti gitti, bitti o eski hesaplar. Bir türlü temiz halklar ile o halkları sömüren sinsi siyasetçileri birbirinden ayırıp farklı kefelere koyamıyorlar.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.