Bülent BAŞARAN

Bülent BAŞARAN

ORDU'YA DÖNDÜYSEK, BİR KAÇ LAF EDELİM!

ORDU'YA DÖNDÜYSEK, BİR KAÇ LAF EDELİM!

Fındık 250 TL, tüccar büyük ihtimal üreticinin elinden fındığı 180-200 TL aralığında toplayacak.

Peki şimdi ne yapılacak?
EMEK PARTİSİ, geçen günlerde yaptığı yazılı basın açıklamasında bence çok haklı olarak bu soruyu sormuştu. Hükümetin belirleyeceği fiyatın üç aşağı beş yukarı bu civarda olacağı belliydi. Hükümetten üreticinin işine yarayacak bir fiyat çıkmasını beklemek saflık olurdu.

Emek Partisi mealen şunu diyordu o günlerde; "Belirlenecek fiyat üreticiyi memnun etmeyecek. Bu çok açık ortada duruyor. Peki bizler belirlenecek bu fiyata karşı nasıl bir tutum sergileyecek, Ordu'da ne yapacağız?"

bulent-orduya-donduyse-birkac-laf-edelim.png

Ordu'nun siyaset oligarklarının bir kısmı Ankara'dan bir kısmı ise sosyal medyadan hükümete karşı ateş püskürerek ajitasyonlarını başarıyla tamamladılar ve sosyal medyada istedikleri düzeyde beğeniyi ceplerine koydular. Onların fanatik taraftarları da bu açıklamaların altına, konuyla alakalı alakasız sayısız yorum yazdılar. Yani herkes üstüne düşeni yaptı ve muazzam tepkilerini gösterdiler(!) Bu oligarklar, yine popülaritelerini tavan yaptırdılar.

Gerçekte ise değişen hiç bir şey yok.

Yine Binlerce kilometre uzaktan gelen çoğunluğu Kürt olan mevsimlik fındık emekçileri insanlık dışı koşullarda çadırlarda, günlük 1.750 TL'ye iş bulmayı bekliyor.

Gurbetten Ordu'ya, atasının dedesinin toprağını sahipsiz bırakmamak için "elden utancına" gelen gurbetçiler, gidiş dönüş masrafını karşılayabilmeyi umuyor.

Oğlunun kızının düğününü, çocuklarının okul masrafını, karısının al diye aylardır başının etini yediği bulaşık makinesini, kızının çok istediği telefonu, oğlunun sürekli istediği spor ayakkabıyı yada kendisinin aylardır hayal ettiği köy evini tamir ettirme işini fındık sonuna ertelemiş üretici ise kara kara düşünüyor.

Amele masrafı, gübre parası, bahçenin temizliğine ödenenler derken herkes "kendi masrafını kurtarsın yeter" seviyesine rıza göstermiş durumda görünüyor.

Bakmayın insanların siyaset konusundaki bu taraftarlığına, kimsenin kimseye bir inancı kalmadı. İnsanlar yenileceğini bilse de takım tutar gibi bir romantizmle siyasi taraftarlık yapıyor. Çünkü alan bomboş, sokak bomboş, kimse hadi şunu yapalım demiyor. Siyasetin asıl yapılacağı yer terkedilmiş. Yaylalarda sondaj ve arama faaliyetleri sürüyor, fındık fiyatı içler acısı durumda ve enflasyon artık bir alınyazısı olarak sahiplenilmiş...

Herkes boynunu bükmüş "Bari bahçeye gidelim de hazırını toplayalım. Hazırına bereket, bunlardan bize bir fayda yok. Herkes kendi kendi koltuğunun derdine düşmüş. Az olsun, çok olsun olanı alalım, belki bir yaramızı sararız" düşüncesinde...

Bu siyasi ortam ve içi boş hamasi söylemler bu şekilde devam ederse, 2028 seçimlerinin Türkiye'de katılımın en az olduğu seçim olacağını düşünüyorum. Bence katılım oranı %75'in altına bile düşebilir. Siyaset kirli, siyaset ahlaktan yoksun, siyaset aklıselimi yitirmiş, siyaset amacından sapmış ve yapılması gereken alanlarda yapılmıyor. Kimsenin yarın halkı suçlamaya hakkı yok!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.