YUH ARTIK!  KARLIBEL, TURİZM BAHANESİYLE AKYAZI'DA IŞGALCİLERİ SAVUNUYOR!

YUH ARTIK! KARLIBEL, TURİZM BAHANESİYLE AKYAZI'DA IŞGALCİLERİ SAVUNUYOR!

OTSO Başkanı Levent Karlıbel, Akyazı sahilindeki işletmelerin korunmasını isterken kamu arazilerinin işgali, daralan yol, trafik karmaşası ve halkın kıyıya erişimi konusunda bu kafelerin ne alakası olduğu yanıtını bekleyen sorulara cevap versin!

OTSO Başkanı Levent Karlıbel, Akyazı sahilindeki işletmelerin korunmasını isterken kamu arazilerinin işgali, daralan yol, trafik karmaşası ve halkın kıyıya erişimi konusunda bu kafelerin ne alakası olduğu yanıtını bekleyen sorulara cevap versin!

YUH ARTIK! KARLIBEL, TURİZM BAHANESİYLE AKYAZI'DA IŞGALCİLERİ SAVUNUYOR!

Nevzat AKATA – Ordu Kent Gazetesi

Ordu Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı A. Levent Karlıbel, Akyazı sahilinde faaliyet gösteren işletmelerin yaşadığı imar ve ruhsat sorunlarının çözülmesini isteyerek “Turizm bu şehrin geleceğidir” açıklamasında bulundu.

Turizmin Ordu açısından taşıdığı önem tartışılmaz. Ancak “turizmi korumak” adına kamuya ait kıyı alanlarında fiilî olarak faaliyet gösteren işletmelerin mevcut konumlarını kalıcılaştırmak da tartışmasız kabul edilemez.

levent-karlibel-sahildeki-kafeler.png

Çünkü mesele yalnızca işletmelerin geleceği değildir. Mesele aynı zamanda kamu arazilerinin nasıl kullanıldığı, sahilin halka ne ölçüde açık kaldığı, yolun neden daraldığı ve bölgede her geçen gün büyüyen trafik karmaşasının nasıl çözüleceğidir.

ORDU, ŞEHİR İÇİNDEN DENİZE GİRİLEBİLEN BİR KENTTİR

Ordu’nun en önemli özelliklerinden biri, şehir merkezinden denize girilebilmesidir. İnsanlar kilometrelerce yol gitmeden, yaşadıkları kentin içinden Karadeniz’e ulaşabilmektedir. Bu özellik yalnızca turizm açısından değil, kentte yaşayanların yaşam kalitesi bakımından da büyük bir değerdir.

Ordu; daraltılmış caddelere, ecrimisile konu olmuş kamu arazilerindeki yapılaşmaya, sıkışık trafiğe ve plansızlığa mahkûm edilerek şehir içinden denize girilebilen bir kent olma özelliğini kaybetmemelidir.

Kıyı hattı ticari işletmeler arasında sıkışıp kalır, sahile ulaşan yollar daralır ve trafik içinden çıkılmaz hâle gelirse Ordu’nun en değerli şehircilik avantajlarından biri de ortadan kalkacaktır.

Turizmi korumaktan söz edenlerin önce Ordu’nun bu özgün niteliğini koruması gerekir.

ECRİMİSİL, MÜLKİYET HAKKI DEĞİLDİR

Karlıbel’in açıklamasında, işletmelerin bulunduğu arsaların Hazineye ait olduğu ve bu alanların arkadaki taşınmaz sahipleri tarafından ecrimisil yoluyla kullanıldığı belirtiliyor.

Ancak ecrimisil, Hazine taşınmazı üzerinde mülkiyet sağlayan bir tapu veya kira sözleşmesi değildir. Millî Emlak mevzuatında ecrimisil; kamu taşınmazının idarenin izni dışında kullanılması nedeniyle talep edilen bir tazminat olarak tanımlanıyor.

Dolayısıyla yıllarca ecrimisil ödenmiş olması, kamu arazisi üzerinde kendiliğinden kalıcı bir mülkiyet veya kullanım hakkı doğurduğu anlamına gelmez. Millî Emlak – Ecrimisil ve Tahliye

Bu durumda sorulması gereken asıl soru şudur:

Kamu arazileri, üzerlerine işletme yapıldığı için bu işletmelerin kullanımına mı bırakılacaktır; yoksa kamu yararı gözetilerek yeniden mi düzenlenecektir?

İŞLETMELER YOLU DARALTTI, TRAFİK İÇİNDEN ÇIKILMAZ DURUMDA

Akyazı sahilindeki işletmelerin mevcut yerleşimi, kıyı ile özel mülkiyet arasında kalan geçiş alanını önemli ölçüde daraltmış durumda. Özellikle yaz aylarında araç yoğunluğu arttığında bölgede ciddi bir trafik karmaşası yaşanıyor.

Yolun bazı bölümlerinde iki aracın karşılıklı geçişi bile zorlaşıyor. Park edilen araçlar, servis hareketliliği ve işletmelere giriş çıkışlar hem sürücüleri hem de yayaları tehlikeye atıyor.

OTSO Başkanı işletmelerin ekonomik değerinden ve sağladığı istihdamdan söz ediyor. Bunlar elbette önemlidir. Ancak bir ticari faaliyetin kamu ulaşımını, yaya güvenliğini ve sahil kullanımını olumsuz etkilemesi görmezden gelinemez.

Turizm yalnızca masaya oturup yemek yemek veya kafede kahve içmek değildir. İnsanların sahilde yürüyebilmesi, denize girebilmesi, çocuklarıyla güvenli biçimde vakit geçirebilmesi ve kıyıya ücretsiz ulaşabilmesi de turizmin ve kent yaşamının ayrılmaz parçasıdır.

KAFELERLE DENİZE GİRENLER ARASINDA NASIL BİR ZORUNLU BAĞ VAR?

Karlıbel, mevcut işletmelerin ortadan kalkmasının Ordu turizmine büyük zarar vereceğini savunuyor. Ancak şu sorunun açık biçimde yanıtlanması gerekiyor:

Akyazı sahilinde denize giren, yürüyüş yapan veya ailesiyle vakit geçiren yurttaşlarla bu işletmeler arasında nasıl bir zorunlu bağlantı vardır?

Bir işletmenin denizin hemen önünde bulunması turizmin vazgeçilmez şartı değildir. İşletmeler 20–30 metre geriye taşındığında hizmet vermeyi sürdürebilir. Buna karşılık kıyı ve yol hattı halkın kullanımına açılabilir; yol, yaya alanı ve yeşil kuşak yeniden düzenlenebilir.

Kıyı Kanunu da kıyıların herkesin eşit ve serbest kullanımına açık olduğunu, kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararının gözetilmesi gerektiğini açıkça belirtiyor. (3621 sayılı Kıyı Kanunu⁠)

İŞLETMELER GERİYE ALINSIN, SAHİL HALKA AÇILSIN

Bölgenin mevcut yapısı dikkate alınarak kapsamlı ve şeffaf bir planlama yapılabilir. Hukuken ve teknik olarak uygun bulunması hâlinde mevcut işletme şeridi; yol genişletme, yaya yolu, bisiklet yolu, yeşil alan ve sahil düzenlemesi amacıyla kullanılabilir.

İşletmeler ise 20–30 metre geride bulunan özel taşınmazlarda; ruhsatlı, güvenli ve imar mevzuatına uygun şekilde yeniden kurulabilir.

Böyle bir çözümle:

  • Yol genişletilebilir ve trafik rahatlatılabilir.
  • Yayalar için güvenli geçiş alanları oluşturulabilir.
  • Şehir merkezinden denize ulaşım kolaylaştırılabilir.
  • Sahil halkın kullanımına daha açık hâle getirilebilir.
  • İşletmeler hukuki belirsizlikten kurtarılabilir.
  • Kamu arazilerindeki fiilî kullanımların kalıcılaştırılması önlenebilir.
  • Kentin turizm kapasitesi plansız yapılaşma yerine düzenli biçimde geliştirilebilir.

“İHALEYE GİRMEME BEDELİ” İDDİASI AÇIKLANMALI

Karlıbel’in, arsaların satışa çıkarılması hâlinde bazı yatırımcılardan “ihaleye girmeme bedeli” talep edilebileceği yönündeki ifadesi de son derece ağır ve dikkat çekici bir iddiadır.

OTSO Başkanının elinde böyle bir girişime ilişkin somut bilgi veya belge varsa bunu kamuoyuyla ve yetkili makamlarla paylaşması gerekir. Aksi hâlde kamu ihalesine müdahale ihtimalini çağrıştıran üstü kapalı ifadeler, tartışmayı daha da büyütmekten başka bir sonuç doğurmaz.

TURİZMİN GELECEĞİ, KAMU ARAZİSİNİ VE KIYI HAKKINI KORUMAKTAN GEÇER

Ordu’nun turizm tesislerine, nitelikli işletmelere ve yeni yatak kapasitesine ihtiyacı vardır. Fakat turizmi geliştirmek; kamu arazilerindeki fiilî kullanımları olduğu yerde kalıcılaştırmak, daralan yolları ve sahile erişim sorununu görmezden gelmek anlamına gelmemelidir.

Mevcut işletmelerin ekonomik değeri korunabilir. Çalışanların mağdur olması önlenebilir. Ancak bunlar yapılırken halkın kıyı hakkı, trafik güvenliği, kamu mülkiyeti ve Ordu’nun şehir içinden denize girilebilen bir kent olma özelliği ikinci plana atılamaz.

Akyazı sahili birkaç işletmenin değil, bütün Ordu’nundur.

Yetkililerin görevi yalnızca mevcut tesisleri korumak değil; kamu yararını, kent düzenini, sahile erişimi ve hukuku birlikte koruyan bir plan ortaya koymaktır.

Turizm bu şehrin geleceğidir. Ancak o gelecek, kamu arazilerinin fiilî kullanımlarla özel çıkarlara bırakılması ve Ordu halkının kendi sahiline ulaşamaz hâle gelmesi üzerine kurulamaz.

ordu kent gazetesi ordunun vicdanıdır – 4 Ağustos 2026

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.