Bülent BAŞARAN

Bülent BAŞARAN

BÜLENT BAŞARAN: BU İKTİDAR NASIL DEĞİŞECEK(!) SENDİKALAR GÖREVE...

BU İKTİDAR NASIL DEĞİŞECEK(!) SENDİKALAR GÖREVE...

BÜLENT BAŞARAN

Ankara'daki ayrışmalar, bölünmeler, birleşmeler veya dağılmalar üzerinden iktidar değişimine ilişkin, net ve kesin bir reçete icat etmenin imkansız olduğunu düşünüyorum. Bence; iktidarı değiştirmenin yolu tabandaki mücadelenin geliştirilmesinden, çeşitlendirilmesinden ve dayanışma duygusunun artırılmasından geçiyor.

9d2f3d00-f96a-45a3-bc9a-5bb5a2b91f19.png

Özellikle sendikalar, meslek odaları, dernekler, kolektif öğrenci örgütlenmeleri ve lokal konularda mücadele eden aktivist yapılar harekete geçirilmediği sürece, Ankara'da bir gevşeyip bir gerilen siyasi konumlanmalardan ve söylemlerden iktidar değişimi üretilemez.

Orada burada yanan çoban ateşi benzeri eylemlilikler dışında işçi sendikaları, ne bu ucube asgari ücrete karşı ne de diğer konularda ses çıkarmadan duruyorlar. Belli yerlerde lokal direnişler olsa da, bir sendikanın başlattığı eyleme diğer sendikalar kör ve sağır kalıyor. Sendikal dayanışma yerle yeksan olmuş. Sendikalar; siyasal partileri zorlayan ve tetikleyen yapılar olması gerekirken, siyasi parti yöneticilerinin ağzına bakarak, onların yönlendirmesi ve politik tutumu doğrultusunda hareket ediyorlar.

İşçi taleplerinden ziyade ülkenin genel siyasi durumuna ilişkin, bir siyasi partinin görüşünün desteklenmesi noktasında eylemler ortaya koyma yoluna gidiyorlar. Bu da sendikaları asıl kitlesinden uzaklaştırıyor. Sendika yöneticileri ile taraftarı oldukları siyasi aktörlerin beraber fotoğraf vermeleri dışında hiç bir işe yaramayan, somut taleplerin dile getirilmediği, genel ve soyut eylemlilikler yapılıyor. Sendikalar, işçilerin örgütlülükleri değil, partilerin yan örgütlülükleri haline getiriliyor. Sendikaların üstüne düşen bu siyaset gölgesi, onların dayanışma içinde ortak eylemlilikler yapmasını da engelliyor.

Memur sendikalarında da çok farklı bir durum gözlemlenmiyor. Sayıları on binlere yüz binlere ulaşan konfederasyonlar, üzerine ölü toprağı atılmış bir şekilde, sürekliliği olmayan, zaman zaman parlamalı eylemlilikler düzenliyorlar. Onlar da, asıl konularından çoğunlukla uzaklaşarak, genel siyasete ilişkin taraf olma yolunda bir söylem içindeler. Onlar siyasi aktörleri zorlayıp, talepleri konusunda harekete geçmeye mecbur bırakmak yerine, çoğunlukla siyasi aktörlerin çağrıları ile hareket ediyorlar.

Konfederasyonlar bir araya gelemiyor. Çünkü varlık nedenlerini ve söylemlerini, kamu çalışanlarının taleplerinden ziyade, genel siyasete ilişkin soyut -genel- beklentilere hapsetmiş durumdalar. Sendika üyelerinin neredeyse % 90'ı alanlara çekilemiyor. Çünkü üyelerin büyük çoğunluğu, yapılan eylemlerin kendi öz talepleri için değil, bir siyasi yapının desteklenmesi için, salt bu saikle yapıldığını düşünüyorlar.

Bu durum siyasetçilerin, küstahlığa varan bir tutumla, o sendikaların onlar için ve onların sayesinde var olduğu gibi bir yanılgıya düşmesine neden oluyor. Demokratik kitle örgütleri siyasete yön vereceğine, siyasetçiler onlara yön veriyor. Bu tersine işleyiş, sendikaları bir kara delik gibi yutuyor. İşlevsizleştiriyor. Evet, sendikalar siyasi tutumu olan yapılardır, taraftırlar ama ana kuruluş nedenleri bu değildir.

Bir tabak yemeğin 500 TL, ortalama bir ev kirasının 30 bin lira olduğu bir ülkede, 28 bin lira asgari ücrete, 45-50 bin lira memur maaşına karşı kitlesel bir eylem örgütlenemedi. Ama genel siyasete ilişkin eylemliliklere sendikalar en azından politize olmuş üyeleri ile canla başla katılmaya çalıştılar. Bu yapılan elbette yanlış değildir. Demokrasi savunusu sendikaların görevidir.

Lakin sendikalar, bence siyaseti bu noktadan okumaktan vazgeçerek, kendi üyelerinin özlük hakları üzerinden daha kitlesel eylemler yaparak, siyasetçileri kendi peşinden sürüklemelidir. Özne; işçiler, memurlar ve onların mücadele örgütü sendikalar olmalıdır. Bir siyasi partiyi, hareketi yada aktörü özne yaparak düzenlenecek eylemlerle iktidara bir mesaj verilmeye çalışılırsa, sendikalara gerek yok zaten, o siyasal partiler o mesajı iktidara kendileri verirler.

Ankara'dan aşağı inşa edilecek bir muhalefet ile iktidar değiştirilemez. Bu Ankara'da cambaz siyasetçilerin kendi aralarında kuracakları ittifaklar, protokoller, koltuk pazarlıkları darlığında kalır ve halk buna sadece izleyici ve onaylayıcı olur. Muhalif hareket; sivil yapılar tarafından yerelden genele doğru başlatılmalı ve en nihai zirvesinde "genel grev" parolası etrafında ortaklaşmalıdır. Nüfusun neredeyse yarısının açlık sınırının altında yaşadığı bir ülkede sendikalar bunu örgütleyemiyorsa, ülkedeki iktidarın değişmesi yönünde Ankara'daki "parlamento sihirbazlarının" şapkadan tavşan çıkarmalarını bekliyorlardır. Ankara'dakiler de "bu işi siz bize bırakın, siz sadece bizi destekleyin yeter, biz her şeyi halledeceğiz" diyerek, sendikaları ve diğer demokratik kitle örgütlerini pasifize ediyorlar. Bu bir hayaldir ve asla böyle bir yöntemle iktidar değişimi olması mümkün değildir.

İşçilerin ve memurların bunca can yakıcı sorunları varken, sendika yöneticilerinin farklı siyasi tercihleri nedeniyle bir araya gelememeleri kabul edilemez. Onlar bir araya gelemeyince, aynı şeylerden mustarip işçi ve memurlar da bir araya gelemiyorlar. Bu haliyle sendikalar, mücadelede işe yarayan birer örgüt olmaktan çıkıp, emekçilerin bir araya gelmesini engelleyen birer bariyer haline geliyorlar.

Bülent Başaran hanım bu yazısını fotoğrafında kullanarak grafik tasarım yap ilginç bir grafik tasarım olsun afiş poster gibi

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.