Nevzat AKATA
ULAŞTEPE BELEDİYECİLİK MÜSRİFLİK DEĞİL, ASLİ İŞİNİ YAPMAKTIR!
ULAŞTEPE BELEDİYECİLİK MÜSRİFLİK DEĞİL, ASLİ İŞİNİ YAPMAKTIR!
Şehrin göbeğinde, Akyazı’da, Taşbaşı’nda ve kentin dört bir yanında kaldırımı dahi olmayan, bakımsızlıktan dökülen caddeler dururken; Sayın Ulaş Tepe, siz neden asli görevlerinizi bir kenara bırakıyorsunuz?
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın devasa bütçesiyle yapması gereken işleri üstlenip, cami avlularına milyonlarca lira harcayarak gösterişli, ışıklandırmalı tenteler yapmak belediyenin mi işidir? Gecenin bir yarısı cenaze namazı kılınmıyor ki bu ışıklandırmalı şatafata gerek duyulsun. Sizin "konfor" dediğiniz şeyin adı kamu yönetiminde açıkça müsrifliktir. Eğer ortada harcanacak bir bütçe varsa, bu gösterişi bırakın da farklı mazeretleri bir kenara itip halkın asıl ihtiyacı olan çocuk kreşlerini açın! Lütfen artık herkes kendi işini yapsın. İbadethanelerin fiziksel ihtiyaçlarını din kurumları karşılar, belediyeler ise kente hizmet eder.

Meclis Üyelerine Açık Çağrı
Buradan Belediye Başkan Yardımcıları Bahadır Baş ve Hamdi Kalyoncu’ya, ayrıca tüm belediye meclis üyelerine sesleniyorum: Kendinize gelin! Yarın öbür gün görev süreniz dolacak. Halk, kamu yararını gözetmeyenleri bir daha o koltuklara oturtmayacaktır. Geçmiş dönemlerde sadece el kaldırıp indiren, sorgulamadan her karara onay veren meclis üyelerinin isimlerini bugün kimse hatırlamıyor. Torunlarınıza miras olarak; kamuya ait değerli arazilerin satıldığı, halkın mallarının elden çıkarıldığı tartışmalı kararların altında yatan imzalarınızı bırakmayın. En azından yanlışa itiraz etme erdemini gösterin. Meclis koltukları, halkın parasını ve çıkarlarını korumak için vardır; halktan kanun gücüyle kamulaştırılan değerli arazileri satıp gereksiz harcamalara kaynak yaratmak için değil.
Satılan Araziler ve Özelleştirilen Hizmetler
Önceki dönem Belediye Başkanı Aşkın Tören’i "halkın çıkarlarını gözetmemekle" eleştirip iktidara geldiniz. Ancak bugün geldiğimiz noktada, Sayın Tören döneminde yapılan modern, hijyenik ve çağdaş halk tuvaletlerini yok pahasına ihaleye çıkarıp özelleştirdiniz. Bir şişe suyun 5 TL olduğu bir dönemde, vatandaşı 15 TL'ye tuvalet kullanmaya mahkûm ettiniz.
Sarı Konak, Sıtkı Çebi, İhsan Gürdal, Altınordu Belediyesi kreşi, Bahçelievler ve Cumhuriyet Mahallesi'ndeki gençlik merkezleri, Altın Çarşı mevkisindeki arsalar, Eskipazar Karacaömer taraflarındaki kamu alanları... Önceki yönetimin dahi satmadığı bu değerleri, şehri yeşil alandan ve kamu alanından mahrum bırakma pahasına ganimet bulmuşçasına elden çıkarmanızı, sizin bütçe ayırdığınız medya organları yazmayabilir; ama biz her zaman yazacağız. Cami avlularına sundurma yapmadan önce tuvaletleri ücretsiz hale getirin; şehrin dört bir yanına kadınların bebek bezlerini değiştirebileceği, halkın faydalanabileceği modern lavabolar inşa edin.
Refakatçi Evi Mi, Gösteriş Mi?
Bir yıl önce eski Enginyurt Kız Öğrenci Yurdu'nu "Refakatçi Evi" yapmak üzere devraldığınızda sizi bir büyük olarak uyardık. "Hastane açılışına daha bir sene var, bu iş için acele etmeyin" dedik. Haklı çıktık, bir yıl geçti ve hastane hâlâ açılmadı. Peki ne oldu? Orayı bir çocuk kreşi yapsaydınız, harcadığınız paralar ve ayırdığınız bütçeler gerçek bir amaca hizmet etmiş olacaktı.
Sağlık Bakanlığı'nın alanına giren, üstelik hastanelerin zaten yemeğini, barınmasını, suyunu ücretsiz sağladığı bir refakatçi hizmetine soyunmak sizin asli göreviniz midir? Halkçı ve solcu bir belediye başkanı vizyonu, acil olmayan bu tür projelere "ihtiyaç" kılıfı altında kaynak aktarmak mıdır?
İdeolojik Tutarlılık ve Samimiyet Sınavı
Sayın Ulaş Tepe; Türkiye'nin en büyük bütçesine sahip kurumlarının yapması gereken işleri üstlenerek neyi hedefliyorsunuz? İktidarın yandaş kayırma iddialarını eleştirirken, bu tür ihaleler ve çalışmalarla siz de kendi çevrenizi mi tahkim ediyorsunuz?
Atatürkçü, halkçı ve sosyal demokrat değerleri savunarak, halkın çıkarlarını koruma vaadiyle o makama geldiniz. Ancak icraatlarınızla, bu ülkenin gerçek solcularının, halkçılarının ve sosyalistlerinin yıllarca verdiği mücadeleyi kamuoyu nezdinde yıpratıyor, kendi tabanınızı hayal kırıklığına uğratıyorsunuz. Farklı bir siyasi görüşün temsilcisi olsaydınız bu eleştirileri belki bu kadar sert yapmazdık; zira siyasi meşrebiniz belli der geçerdik. Ancak halkçılık rolünü üstlenip, halkın çıkarlarına ters düşen bu icraatlarla o onurlu mücadeleye zarar veriyorsunuz.
Ya temsil ettiğiniz ideolojinin ve halkın çıkarlarının gereğini yapın, ya da biliniz ki; attığınız her yanlış adımın, yapılan her israfın ve halkın zararına olan her icraatın bir gazeteci olarak nefes nefese peşinde olacağım. Bütün yanlış icraatlarınızı tek tek deşifre etmeye devam edeceğim!
Nevzat AKATA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.