ÇÜNKÜ MEVCUT DÜZENİ SÜRDÜRMEK BİRÇOK KİŞİNİN İŞİNE GELİYORDU; HÂLÂ DA GELİYOR.

ÇÜNKÜ MEVCUT DÜZENİ SÜRDÜRMEK BİRÇOK KİŞİNİN İŞİNE GELİYORDU; HÂLÂ DA GELİYOR.

Yıllardır her türlü siyasi çıkmazda Atatürk fotoğrafı paylaşanlarla, bugün CHP’den istifa edip güya büyük bir şey yaptığını, muhaliflik görevini yerine getirdiğini düşünenlere ve hâlâ parti ezberlerini sorgulamadan tekrar edenlere birkaç söz söyleyelim.

Takım tutar gibi parti tutanlarla dolu bir ülkeyiz. Partili olmak, çoğu zaman aklını da kiraya vermek demektir. Takımlar yener, yenilir; şampiyon olur ya da olmaz ama takım değişmez. Parti ise öyle bir şey değildir. İktidarın ya da muhalefetin ortak geleceğimizi ilgilendiren ve bize zarar veren her türlü politikasını eşleştirmek, yeri geldiğinde terk etmez zorundayız. Türkiye’de ki bu parti aidiyetliği tüm bunlara engel oluyor.guvenbayar.png

Özellikle buralarda (Facebook) yaş ortalaması yüksek kişiler, yıllardır aynı ezberleri tekrarlayarak, değişen koşulları ve siyasal konjonktürü okuyamıyor. Dünya değişiyor, dünya siyaseti değişiyor; ama buradakiler, yüz yıllık ezberlerle değişim olacağına inanmaya devam ediyor. Üzücü olan ise, bu ezberleri hiçbir zaman sorgulama gereği duymadan ölüp gidecek olmaları.

Defalarca söyledim, yine söyleyeyim: CHP’nin çoktan kendini feshedip yeni bir isim, yeni bir parti programı ve yeni kadrolarla yoluna devam etmesi gerekiyordu. Ancak parti kaynakları ve yıllarca sürdürülen “Baba Ocağı” ajitasyonu, bu dönüşümü sürekli erteledi. Çünkü mevcut düzeni sürdürmek birçok kişinin işine geliyordu; hâlâ da geliyor.

Bugün zorunlu olarak yeni bir arayış doğuyor. Ancak “Yeni Parti”, aynı kadrolar ve aynı siyaset anlayışıyla devam edecekse bunun Türkiye’ye kazandıracağı hiçbir şey yok. Yeni olmak yalnızca isim değiştirmek değildir; siyaset anlayışını, kadroları ve dili de değiştirmektir.

Ordu özelinde Cemal Enginyurt, Türkiye genelinde ise Mansur Yavaş gibi sağ siyasete yakın duran, konjonktüre göre pozisyon alan isimlerle gerçek bir yenilenme mümkün değil. En küçük bir güç kaybında farklı yönlere savrulabilecek aktörlerle kalıcı bir siyasal dönüşüm inşa edilemez.

Erdoğan, seçim öncesinde muhalefetin parçalı görünmesi için pek de çaba harcamadan bunu tek bir hamleyle sağladı. Çünkü içerisi buna zaten müsaitti. Önümüzdeki süreçte daha birçok kopuş, transfer ve saf değiştirme göreceğiz.

Öte yandan, Ekrem İmamoğlu ile Özgür Özel arasında da ideolojik yaklaşım, saha pratiği ve kadro tercihleri bakımından önemli farklılıklar bulunduğu açık. Bunun ileride yeni kırılmalara yol açması şaşırtıcı olmayacaktır.

Türkiye’de demokratik muhalefetin geleceği, Kürt siyasi hareketi ve onun meşru temsilcileriyle daha cesur, daha açık ve ilkesel bir ortaklık kurabilmesine bağlıdır. Bu gerçekleşmediği sürece ne CHP’nin ne de kurulacak herhangi bir “yeni” partinin topluma gerçek bir umut vermesi mümkün görünmüyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.