Doğan ÖZGÜDEN
Suat Derviş’i, bundan 54 yıl önce, 23 Temmuz 1972’de kaybetmiştik.
Türkiye'nin ilk sosyalist kadın gazeteci ve yazarlarından Suat Derviş’i, bundan 54 yıl önce, 23 Temmuz 1972’de kaybetmiştik.
Suat Derviş gazetecilik mesleğine Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde başlamış, muhabirlik, köşe yazarlığı ve editörlük yapmıştı.
Fosforlu Cevriye ve Ankara Mahpusu başta olmak üzere otuza yakın roman, pek çok hikâye, makale, eleştiri ve çevirileri vardı. Eserleri yabancı dillere çevrilen ilk Türk yazarlardandı. Ülkemizde ilk basın sendikasının beş kurucusundan biri ve ilk başkanı, son yıllarında da Devrimci Kadınlar Birliği'nin kurucusuydu. 
Suat Derviş’i 60’lı yıllarda tanımak, bir süre aynı gazetede birlikte çalışmak onurunu taşıyorum.
1952’den beri İzmir’de gazetecilik ve sendikacılık yaparken, 1963’te genel başkan Mehmet Ali Aybar’ın isteği üzerine Türkiye İşçi Partisi genel merkezinin basın ve yayın ve etüd bürolarında hizmet vermek üzere İstanbul'a yerleşmiştim.
Parti çalışmaları genellikle akşam yapıldığından, hayatımı kazanmak için öğle üzeri yayınlanan Gece Postası gazetesinin önce sayfa sekreterliğini, ardından genel yayın yönetmenliğini üstlenmiştim.
Gazetenin patronu Ethem İzzet Benice’yi “Yakılacak Kitap” adlı romanın yazarı olarak biliyordum, ama siyasal eğilimleri konusunda pek bilgim yoktu. Gazetenin benden önce genel yayın yönetmeni olan Cengiz Tuncer, "Ethem İzzet Benice ilginç bir insandır. Daha yüzyılın başında İstanbul’da İstirakçi Hilmi’nin Sosyalist Fırkası’nda militanlık yapmış, zamanın sokak yürüyüşlerinde kızıl bayrak taşımıştır" demişti.
Gerçekten de gazetenin ilginç bir yapısı vardı. Aşırı milliyetçi, anti-komünist bazı muhabirlerin yanısıra örneğin 1951 TKP tutuklularından Nihat Tunalı sayfa sekreteri olarak çalışıyor, ama daha da önemlisi, Türkiye’nin ilk solcu kadın gazetecilerinden büyük yazar Suat Derviş hayatını kazanmak için zaman zaman çeviriler getiriyordu.
Ben genel yayın yönetmeni olduktan sonra gazetede Türkiye İşçi Partisi haberlerine geniş yer verdiğim gibi, hayatta olmayan iki dedemin isimlerinden oluşturduğum Fevzi Rıza adıyla sol yazılar yazmaya başlamıştım.
Suat Derviş'i, Şoför Mustafa adlı yeni romanını Gece Postası'nda tefrika olarak yayınlamaya başladıktan sonra gazeteci, yazar ve komünist nitelikleriyle daha yakından tanımak şansına sahip oldum.
Gece Postası öğle üzeri dağıtıma verildiği için gazeteyi bağladıktan sonra sendikaya ya da partiye gitmeden önce Suat Derviş'le benim hem meslekte, hem siyasal mücadelede yetişmeme büyük katkı sağlayan söyleşilerimiz oldu.
Türkiye'nin ilk kadın gazetecilerinden biri olan Suat Derviş özellikle 30'lu yıllarda Alman nazizimi, İtalyan faşizmi ve İspanyol frankizmi'nin gelişimini izleyerek bunların çirkin yüzlerini çalıştığı gazetelerde Türkiyeli okurlara yansıtmıştı.
Bu nedenle söyleşilerimizde o konuda da kendisinden çok şey öğrendim. Bunlar 1966 yılında Akşam gazetesini yönetirken Faşizm adlı kitabı yazmamda büyük etken oldu.
Dahası, Suat Derviş'in tıpkı kendisi gibi Türkiye komünist hareketinin en önemli şahsiyetlerinden Reşat Fuat Baraner'in eşi olduğunu da o dönemde öğrendim. TKP davalarından mahkum olmuş çoğu komünistler gibi Baraner de, Derviş de, yasallığına halel getirmemek için Türkiye İşçi Partisi'ne üye olmamışlardı. Ama TİP saflarındaki mücadelemizi sonuna kadar destekliyor, tavsiyelerde bulunuyorlardı.
Reşat Fuat Baraner 1944'de tutuklandıktan sonra 9 yıl 6 ay hapse mahkum edilmiş, DP iktidara geldikten sonra, Nazım Hikmet gibi, 1950'de çıkartılan Af Yasası'yla tahliye edilmişti. Ancak kısa bir özgürlük döneminin ardından 1951'de başlatılan ünlü komünist tevkifatında tekrar tutuklanarak 1959'a kadar yeniden hapis yatmıştı.
Reşat Fuat Baraner 12 Ağustos 1968'de yaşama veda etti... Ölümü üzerine Ant'ın kurucularından Yaşar Kemal'in aracılığıyla komünist hareketin önde gelen simalarından Müntakim Öçmen'den yoldaşı üzerine bir yazı rica etmiştim.
20 Ağustos 1968 tarihli Ant'ta yayınladığımız "Reşat Fuat Baraner'i kaybettik" başlıklı yazısında Öçmen şöyle diyordu: "Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın yakın akrabasıydı, önünde bütün ikbal yolları açıktı. Reşat Fuat arkadaş zor yolu seçmiş, ömrünü Türk emekçisinin yoluna koymuş ve ekmek parası olan kalemi elinde ölmüştür."
Baraner'in ölümünden sonra Suat Derviş yazmaya devam ederken 1970 yılında Neriman Hikmet, Zehra Kosova, Mediha Özçelik ve Necla Özgür'le birlikte Türkiye Devrimci Kadınlar Derneği'nin kurucuları arasında yer aldı.
Suat Derviş'in giderek daha da ciddileşen sağlık sorunları nedeniyle 23 Temmuz 1972'de hayata veda ettiğini biz üzüntüyle sürgünde öğrendik.
54. ölüm yıldönümünde meslek büyüğüm Suat Derviş'i ve onun hayat ve mücadele arkadaşı, komünist hareketin unutulmaz siması Reşat Fuat Baraner'i saygıyla anıyorum.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.