‘YAVUZ SULTAN SELİM VE İDRİS-İ BİTLİSİ’ ya da ‘DEFTERİNİ DÜRMEK’

Sol tarihten belgeler, fotoğraflar-142

‘YAVUZ SULTAN SELİM VE İDRİS-İ BİTLİSİ’ ya da ‘DEFTERİNİ DÜRMEK’

Yavuz Sultan Selim’in Alevilere yönelik katliamlarına ilişkin tartışmalar sürerken ‘İdris-i Bitlisi ile Yavuz Sultan Selim’in ( Kürt-Türk) ittifak yaptığı iddiaları gündeme getirildi.

Konuya ilişkin araştırmalarıyla bilinen, sevgili arkadaşım Rıza Aydın’ın yazısıyla yüz yıllar önce neler yaşandığına yeniden
bakalım:

‘DEFTERİ DÜRÜLESİCE

Anadolu’da bedduaya “karış ( kargış) vermek” denir.

Bizim köyde en çok söylenen beddua “Defteri dürülesice” idi.

Mesela ebem birine kızınca “İlahi defterin dürüle emi” derdi.

Bu bedduanın tarihsel anlamını herkes bilir miydi bilmiyorum ama ben yıllar sonra, tarih okumalarımda öğrendim. Şimdi bunu dilimin döndüğü kadar sade bir halde anlatmak istiyorum:

Selahattin Tansel’in, “Yavuz Sultan Selim” adlı kitabında anlattığına göre, Yavuz Sultan Selim, 1512 yılında babasına darbe yapıp, Padişah olunca ya da padişah olmadan kısa süre önce “Ali Bin Abdülkerim Halife” adlı birine, ülkenin sorunları hakında kapsamlı bir araştırma yaptırmış.

img-1443.jpeg

Ali Bin Abdülkerim Halife, “Arz” adını verdiği bu raporu padişaha ( ya da şehzadeye) sunmuş.

Bir hayli kapsamlı olan, ülkenin birçok sorununu rapor eden bu arz’da Ali Bin Abdülkerim Halife, ‘ülkede bir de Kızılbaş Türkmenler sorunu vardır, ülkenin esenliği için bunların hepsini kılıçtan geçirip öldürmek gerekir’ diye raporuna yazmış.

Yavuz, Padişah olur olmaz, bu raporun gereğini yapıp, ülkenin her yanına “hafiye” denen gizli araştırmacıları göndererek Kızılbaşları defterlere kaydettirmiş, yani fişletmiş; sonrada bu defterlere kaydedilen Kızılbaşları gizli bir operasyonla öldürtmüş. Buna da “defterlerinin dürülmesi” deniyor; bu tam anlamıyla bir soykırımdır, uluslar arası literatürde buna “jenosit” deniyor; bu tam bir jenosittir.

Yavuz Sultan Selim, Osmanlı ülkesindeki Kızılbaş Türkmenleri böylesi sinsi bir operasyonla katlettikten sonra, Amasya’da Kürt Beyleri ile de Kızılbaşlara karşı ittifak kurarak Safevi Devletinin üzerine yürüyor. Yavuz Sultan Selim’in, Kürt Beyleri ile Kızılbaşlara karşı ittifak yapıp güç birliği içine girmelerine İdris-i Bitlis’i önderlik ediyor; İdris’i Bitlis-i’nin tüm rolü bu.

Konu için İdris-i Bitlis-i’nin Yavuz Sultan Selime yazdığı mektuba bakın; mektubun bir bölümünde İdris’i Bitlis’i Yavuz’a şöyle diyor:

“Can ü gönülden İslâm Sultanı’ nabî’at eyledik, ilhadları zahir olan Kızılbaşlar’dan teberri eyledik. Kızılbaşlar’ın neşrettiği dalalet ve bid’atleri kaldırdık ve ehl-i sünnet mezhebi ve Şafiî mezhebini icra eyledik.
İslâm Sultanı’nın namı ile şeref bulduk ve hutbelerde dört halifenin ismini yâda başladık.
Cihada gayret gösterdik ve İslâm Padişahı’nın yollarını bekledik.

Bu muhlis ve size itaat eden bendelere yardım edesiniz.

Bizim beldelerimiz Kızılbaş diyarına yakındır, komşudur ve hatta karışıktır. Nice yıllar bu mülhidler, bizim evlerimizi yıkmışlar ve bizimle savaşmışlardır.
Sadece İslâm Sultanı’na muhabbet üzere olduğumuz için, bu inancı saf insanları o zalimlerin zulümlerinden kurtarmayı merhametinizden bekliyoruz.

Sizin inayetleriniz olmazsa, biz kendi başımıza müstakil olarak bunlara karşı çıkamayız.”

İdris’i Bitlis’i’nin bu başvurusu üzerine Yavuz ile Kürt Beyleri anlaşıp ittifak kuruyorlar.

Yavuz Sultan Selim’i anlattığı kitabında Selahattin Tansel, “defteri dürüldü” diye tabir edilerek öldürülen Kızılbaşların “sayısının 40.000 kişi (kırk bin kişi) olduğu anlaşıldı” diye yazıp bunun kaynağını belirtiyor.

Burada özellikle belirtmeliyim ki, deftere kaydedilen Kızılbaşların sayısı 40 bin. Gerçekte öldürülenlerin tam sayısı bundan da fazla olabilir, eksikte olabilir.

Şunu özellikle belirmek istiyorum: Defteri dürülen yani gizlice katledilen kızılbaşlar, Çaldıran savaşından önce öldürülüyorlar. Bu tam bir jenosit yani soykırımdır. O tarihte Osmanlı ülkesinde, “Kızılbaş” tabiri Türkmen anlamına geliyor.

Konuyu merak edenler Selahattin Tansel’ın, Yavuz Sultan Selim adlı kitabını okuyabilir; kitap Türk Tarih Kurumu yayınlarından çıktı.

Anadolu halkının dilinde bir beddua olan “Defteri Dürülesice” özdeyişinin anlattığı tarihi gerçek budur.

Aşk ile

Rıza Aydın. 12 Eylül 2026’

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.