Doğan ÖZGÜDEN
MÜCADELECİ MESLEKTAŞIMIZ ŞÜKRAN SONER'İ KAYBETTİK...
MÜCADELECİ MESLEKTAŞIMIZ ŞÜKRAN SONER'İ KAYBETTİK...
60'lı yıllardan bu yana Türkiye medyasında sol düşüncenin, insan haklarının ve işçi sınıfı mücadelesinin ödün vermeyen savunucularından değerli meslektaşımız Şükran Soner'in bu sabah yaşama veda ettiğini İnci de, ben de, büyük bir üzüntüyle öğrendik.
1946 yılında Kosova’nın Priştine kentinde dünyaya gelen Soner, gazeteciliğe 1966’da Cumhuriyet gazetesinde muhabir olarak başlamış, genç yaşında hazırladığı işçi ve eğitim sayfaları ile dikkat çekmiş, ilerleyen yıllarda bu alanda yalnızca haber yapmakla kalmayarak sendikal mücadelenin öncülerinden olmuştu.
1971 darbesinden önceki yıllarda İstanbul'da Ant Dergisi'ni yayınlarken sosyalist mücadelemize günlük medyada destek veren değerli genç gazetecilerimizdendi.
Gazeteciliğin yanı sıra sendikal örgütlenmeler ve sivil toplum çalışmalarında da görev üstlenen Soner, Türkiye Gazeteciler Sendikası’nda genel başkanlık, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, İnsan Hakları Derneği, Ada Dostları Derneği, Ekonomik Toplumsal Tarih Vakfı gibi sosyal örgütlenmelerde kuruculuk ve yönetim kurulu üyeliği görevlerini üstlenmişti.
Soner, bizim sürgün yıllarında verdiğimiz mücadeleye de Cumhuriyet'teki yazılarında sürekli destek olmuştu.
Sevgili Şükran'ı kaybetmenin acısını tüm aile fertleriyle, okurlarıyla ve mücadele arkadaşlarıyla yürekten paylaşıyoruz.
***
Bundan dört yıl önce Artı Gerçek'te de yayınlanan “Hiroşima’dan 77 yıl sonra yine Pasifik!” başlıklı yazım üzerine 13 Ağustos 2022'de Cumhuriyet'te yayınlanan yazısında Şükran Soner şöyle diyordu:
"Amerika’nın, İngiltere, Avrupa’nın sınırları içinde kalan ülkelerin, NATO üyesi olsalar da olmasalar da onaylı, NATO damgalı Kosova, Sırbistan, Bosna sınırları içinde kalan topraklarında, Makedonya sınır kapısındaki yağmur çukuru göçünü vitrine taşıyarak gerçekleştirdiği, bilinmeyen yüksek sayılarda bölge halklarından önce bombardıman, sonrasında kansere yakalanmış olarak yaşanan ölümleri gündeme alan, sorgulayan, ne yazık ki günümüze kadar hiçbir resmi açıklama ile yüzleşemediğimiz dizinin final yazısını, gazetecilikte duayen (Doğan Ağabeyim) Doğan Özgüden’in 9 Ağustos tarihli Artı Gerçek’te yayımlanmış yazısının görselleri, son haftanın gelişmelerini gündeme almış karikatürü Cumhuriyet okurları ile de paylaşmaktan onurluyum.
"İtiraf etmek zorundayım ki Doğan Özgüden’in 'Hiroşima’dan 77 yıl sonra yine Pasifik!' başlığına sadık kalmak zorunda olma günlerine bu kadar hızlı koşacağımızı aklımdan bile geçiremezdim. Hele Ukrayna yangını ile, Pasifik’teki son ürkütücü kavga gündemi günlerinin bu kadar çabuk hızlanacağını, çok kutuplu dünyanın, emperyal güç odaklarının galiba hepsi bir arada, kıyasıya güç savaşlarına girme gereğini duymalarının sonuçlarının, bu kadar hızlı, sert adımlı olacağını öngöremezdim. Başrol oyuncusu Amerika da içinde bu kadar hızlı, birçok tuzağın hepsinin bir arada sahneleneceğini de..
"Çok çarpıcı karikatürün içeriği öylesine çıplak ayna tutulmuş ki.. Ukrayna yangını tüm hızı ile harlanırken Pasifik’in Amerika tarafından “Benden büyüğünü oynayamazsın” demek üzere, hızla gündeme sokuluverdi. Siyasi erkin giderek kuklalaştırılan, emperyal çıkarlar savaşları sertleştikçe galiba en çok kamuoylarının uyutulması aracı olarak kamuoylarının aptal saptal siyasi lider tartışmaları ile uyutulması tezgâhlarının kurulması, beyinlerimizin içine sokulan ahtapot elin eseri değil de ne ki?
"Doğan Özgüden’in çocukluk anıları ile başlayan tanıklıklarına kendi sitesinin yanında bizim arşivden bile ulaşabilirsiniz. Doğan Özgüden Kayseri Muncusun köyünde dokuz yaşında bir çocuk. Bildik tarlalarda ağır işçilik ile, çocukluk oyunları arasında Köy Enstitülü öğretmenlerin eğitim verdikleri bir köy çocuğu. Bombayı, önce henüz Kuran hatmetmemiş sekiz yaşında bir köy çocuğu 'Koşun lan koşun Amerika bir bomba patlatmış, bütün Japonya yerle bir' çığlıkları ile kahveye koşarak çığlıkları ile duyuruyor.
"İlki 6 ağustos 1945 Hiroşima’ya, ikincisi 9 Ağustos Nagasaki’ye atılan bombalarla, 70 bin, 74 bin toplamı 144 bin kişi ölüyor. Hâlâ dünya ortalamalarının üzerinde kanserlerin çıkması cabası, ilk hızlı kanser ölümlerinin toplamı 283 bin. Ortak yargı Amerika’nın çok güçlü silah teknolojisi ile, Avrupa’da faşizmin yenilgisine karşın, Japonya’yı yıkmış, teslim anlaşmasını yaptırmış olması. Sonrası savaşta hiç gücünü harcamamış Amerikan emperyalizminin tek kutuplu sömürü dünyasının tahtına oturması.
"Günümüzde emperyal çıkar savaşlarının çok daha ustalıklı, çok daha kaypak, insanın aklına, beynine el konulmasının teknikleri içinde oynanabiliyor olması. Kimin elinin kimin cebinde olduğunu kavramak çok daha fazla ustalık isterken birbirinden daha kirli diktatörlükler tuzaklarında anlaşılmasının zorlaşması..."
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.