“TERÖRSÜZ TÜRKİYE İSTİYORUZ”

“TERÖRSÜZ TÜRKİYE İSTİYORUZ”

“Biz terörsüz Türkiye istiyoruz. Daha önemlisi; çocuklarımızın terör korkusu yaşamayacağı, gençlerimizin çatışmalar nedeniyle geleceğini kaybetmeyeceği, vatandaşlarımızın kendisini eşit ve güvende hissedeceği bir Türkiye istiyoruz. Ancak bunun yolu Türki

ANGIN: “TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ PAZARLIK MASASINDA DEĞİL, TBMM’DE BELİRLENMELİ”

“Terörün bitmesini istemek başka, Türkiye’nin temel değerlerinden taviz vermek başkadır”

DEVA Partisi Ordu İl Başkanı Ayhan Angın, Türkiye’nin yaklaşık yarım asırdır ağır bedeller ödediği terör sorununun sona erdirilmesine yönelik sürecin önemli bir fırsat olduğunu belirterek, sürecin Türkiye Büyük Millet Meclisi merkezli, şeffaf ve hukuk temelinde yürütülmesi gerektiğini söyledi.

Angın, “Bu fırsatı ne siyasi polemiklere kurban edelim ne de geçmişte yapılan hataları tekrarlayalım. Türkiye’nin ihtiyacı; kişilere, partilere veya dönemsel siyasi hesaplara bağlı olmayan, TBMM’nin merkezinde bulunduğu kalıcı bir devlet politikasıdır.” dedi.

“TERÖRSÜZ TÜRKİYE İSTİYORUZ”

Terörün sona ermesinin toplumun ortak beklentisi olduğunu vurgulayan Angın, hedef kadar izlenecek yöntemin ve oluşturulacak hukuki güvencelerin de önemli olduğunu ifade etti.

Angın, şunları söyledi:

“Biz terörsüz Türkiye istiyoruz. Daha önemlisi; çocuklarımızın terör korkusu yaşamayacağı, gençlerimizin çatışmalar nedeniyle geleceğini kaybetmeyeceği, vatandaşlarımızın kendisini eşit ve güvende hissedeceği bir Türkiye istiyoruz. Ancak bunun yolu Türkiye’nin temel değerlerinden taviz vermekten değil; hukuk, demokrasi, güçlü devlet ve millî iradeyi aynı zeminde buluşturmaktan geçer.”

Terörün sona erdirilmesiyle Türkiye Cumhuriyeti’nin temel niteliklerinden taviz verilmesinin aynı şey olmadığını belirten Angın; millî egemenliğin, üniter devlet yapısının, anayasal düzenin, ülke bütünlüğünün ve güvenliğin hiçbir şekilde pazarlık konusu yapılamayacağını kaydetti.

“GEÇMİŞİN DERSLERİ UNUTULMAMALI”

Türkiye’nin benzer süreçleri daha önce de yaşadığını hatırlatan Angın; 2009’dan itibaren farklı adlarla yürütülen açılım arayışlarının, 2013–2015 dönemindeki çözüm sürecinin ve sonrasında yeniden yükselen çatışma ortamının dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Geçmişi yok sayarak yeni bir sayfa açılamayacağını dile getiren Angın, “Türkiye çözüm aramaktan vazgeçmemeli; fakat çözümü kişilere, kapalı görüşmelere ve günlük siyasi hesaplara da bırakmamalıdır.” ifadelerini kullandı.

Kalıcı sonuç alınabilmesi için sürecin TBMM’ye, hukuka, şeffaflığa, demokratik denetime ve kurumsal devlet aklına dayanması gerektiğini vurguladı.

“TARTIŞMA HEDEF ÜZERİNDEN DEĞİL, YÖNTEM ÜZERİNDEN YÜRÜTÜLMELİ”

“Terörsüz Türkiye hedefine kim itiraz edebilir?” diye soran Angın, Türkiye’de hiç kimsenin terörün devam etmesini istemeyeceğini belirterek şöyle konuştu:

“Hepimizin ortak dileği silahların susması, annelerin ağlamaması, şehit haberlerinin gelmemesi ve Türkiye’nin enerjisini terörle mücadele yerine kalkınmaya ayırmasıdır. Ancak terörün sona erdirilmesiyle Türkiye Cumhuriyeti’nin temel niteliklerinden taviz verilmesi birbirine karıştırılmamalıdır. Terörsüz Türkiye istiyoruz; fakat güçlü, hukuklu, demokratik ve müreffeh Türkiye’den vazgeçmeden.”

SÜRECİN MERKEZİ TBMM OLMALI

Yeni süreçte en önemli unsurun TBMM’nin üstleneceği rol olduğunu belirten Angın, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 1 Ekim 2024’te DEM Parti sıralarına giderek tokalaşmasıyla görünür hâle gelen sürecin, 2025 yılında “Terörsüz Türkiye” başlığı altında hız kazandığını hatırlattı.

Farklı siyasi partilerin sürece ilişkin değişik yaklaşımlar ortaya koyduğunu ifade eden Angın; silahların bırakılması, terörün tasfiyesi, demokratikleşme, şehit aileleri ile gazilerin hassasiyetlerinin korunması ve hukuki düzenlemelerin Meclis’te yapılması başlıklarının öne çıktığını kaydetti.

Angın, farklı görüşlerin ortak kesişim noktasının giderek daha fazla TBMM’nin rolü üzerinde yoğunlaştığını belirtti.

BABACAN: “BARIŞ SAVAŞTAN, DİYALOG ÇATIŞMADAN İYİDİR”

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın sürecin ilk günlerinden itibaren “hemen karşı çıkma” veya “koşulsuz destek” yerine ihtiyatlı iyimserlik çizgisini benimsediğini belirten Angın, Babacan’ın “Yüzde 5 bile ihtimal olsa destekleriz.” sözünü hatırlattı.

Bu yaklaşımın koşulsuz destek anlamına gelmediğini vurgulayan Angın, “Türkiye’nin önünde gerçek bir çözüm ihtimali varsa, bu ihtimali siyasi hesaplarla heba etmeyelim.” değerlendirmesinde bulundu.

Babacan’ın “Barış savaştan iyidir, diyalog çatışmadan iyidir.” yaklaşımına işaret eden Angın, DEVA Partisinin siyasetin, Meclisin ve demokratik zeminin güçlendirilmesinden yana olduğunu söyledi.

“HAK VE ÖZGÜRLÜKLER PAZARLIK KONUSU DEĞİLDİR”

DEVA Partisinin terör sorununun çözümüyle temel hak ve özgürlükleri birbirine karıştırmadığını belirten Angın, hukukun ve demokrasinin güçlendirilmesinin terör örgütleriyle yapılacak herhangi bir pazarlığın konusu olamayacağını söyledi.

Angın, DEVA Partisinin 354 maddelik Temel Haklar Eylem Planı bulunduğunu hatırlatarak şunları kaydetti:

“Hak ve özgürlükler, terör örgütüyle pazarlık konusu değildir. Bunlar Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi hukuk düzeni içerisinde çözmesi gereken meselelerdir. Terörün sona ermesi başka, hukuk devletinin güçlendirilmesi başka bir konudur. Ancak ikisi birlikte Türkiye’nin kalıcı huzurunu güçlendirebilir.”

Ali Babacan’ın “Kalıcı barış adaletle, hukuk devletiyle ve temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasıyla mümkündür.” sözünü hatırlatan Angın, asıl sorunun yalnızca silahların bırakılıp bırakılmadığı olmadığını ifade etti.

Angın, “Asıl sorumuz şu olmalıdır: Silahlar sustuktan sonra Türkiye nasıl bir ülke olacak?” dedi.

TERÖRÜN SONA ERMESİ TÜRKİYE’YE NE KAZANDIRACAK?

Angın’a göre terörün sona ermesi yalnızca bir güvenlik kazanımı olmayacak. Sürecin doğru yönetilmesi hâlinde Türkiye;

● Terör kaynaklı can kayıplarını ve güvenlik maliyetlerini azaltabilecek,

● Kaynaklarını eğitim, üretim, teknoloji, altyapı ve istihdama yönlendirebilecek,

● Hukuk güvenliğini güçlendirerek yatırım ortamını iyileştirebilecek,

● Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun tarım, turizm, sanayi, üretim ve lojistik potansiyelini daha etkili değerlendirebilecek,

● Siyasi kutuplaşmayı azaltarak demokratik kurumlarını güçlendirebilecek,

● Bölgesel krizlere karşı daha güçlü bir ekonomik ve diplomatik kapasite oluşturabilecek.

“SADECE SİLAHLARIN SUSMASI YETMEZ”

Silahların susmasının çok değerli olduğunu ancak bunun tek başına kalıcı barış anlamına gelmeyeceğini vurgulayan Angın, hukuk güvenliği, adalet, demokratik temsil, eşit vatandaşlık, ekonomik fırsatlar, sosyal bütünleşme ve devlete güvenin birlikte güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye’nin geçmişte yalnızca güvenlik merkezli veya yalnızca siyasi müzakere merkezli yaklaşımların yeterli olmadığını gördüğünü belirten Angın, yeni dönemin hedefinin bütün bu unsurları hukuk devleti çatısı altında birleştirmek olması gerektiğini ifade etti.

AYHAN ANGIN’DAN 7 MADDELİ “TÜRKİYE GÜVENCESİ”

Ayhan Angın, sürece ilişkin yedi temel ilkeyi şöyle sıraladı:

1. TBMM merkezde olmalı:
Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren bütün hukuki düzenlemeler Mecliste tartışılmalı ve demokratik denetimden geçmelidir.

2. Hukuk devleti güçlenmeli:
Kişiye, örgüte veya siyasi yapıya özel hukuk oluşturulmamalıdır.

3. Silahsızlanma doğrulanmalı:
Silah bırakma ve örgütsel tasfiye süreci somut, ölçülebilir ve devletin yetkili kurumlarınca doğrulanabilir olmalıdır.

4. Şeffaflık sağlanmalı:
Milletin bilmesi gereken hususlar kamuoyundan saklanmamalıdır.

5. Demokratik siyaset güçlenmeli:
Vatandaşların taleplerinin adresi silah değil; sandık, siyaset ve TBMM olmalıdır.

6. Türkiye’nin temel nitelikleri korunmalı:
Millî egemenlik, ülke bütünlüğü, üniter yapı ve anayasal düzen tartışmanın dışında tutulmalıdır.

7. Terörsüzlük kalkınmaya dönüştürülmeli:
Özellikle terörden etkilenen bölgelerde eğitim, üretim, yatırım, istihdam ve girişimcilik seferberliği başlatılmalıdır.

“BU BİR PARTİ PROJESİ DEĞİL, TÜRKİYE PROJESİ OLMALI”

Sürecin iktidarın veya herhangi bir siyasi partinin başarısı olarak sunulmaması gerektiğini söyleyen Angın, “Türkiye terör sorununu çözerse bu bir partinin değil, 86 milyonun kazanımıdır. Başarıyı kendi siyasi hanesine yazmak isteyen değil, Türkiye’nin kazanmasını isteyen bir anlayışa ihtiyacımız var.” dedi.

Siyasi partiler arasında görüş ayrılıkları bulunmasının doğal olduğunu belirten Angın, Türkiye’nin güvenliği, geleceği ve toplumsal barışı söz konusu olduğunda ortak aklın devreye girmesi gerektiğini söyledi.

“ŞEHİT AİLELERİ VE GAZİLER SÜRECİN VİCDANIDIR”

Şehit aileleri ve gazilerin hassasiyetlerinin hiçbir zaman ikinci plana atılamayacağını vurgulayan Angın, “Barış istemek, geçmişte yaşanan acıları unutmak değildir. Tam tersine, o acıların bir daha yaşanmaması için kalıcı çözüm üretmektir.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin şehitlerini unutmayacağını ve gazilerinin haklarını koruyacağını belirten Angın, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz geleceği kurarken geçmişin acılarını yok sayamayız. Şehitlerimizin hatırası, Türkiye’nin barış iradesinin önünde değil; kalıcı barışın vicdani temelinde durmalıdır.”

“BİZİM TARAFIMIZ TÜRKİYE’DİR”

Türkiye’nin yeni bir kutuplaşmaya değil, ortak gelecek vizyonuna ihtiyaç duyduğunu ifade eden Angın, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Türkiye’nin geleceği kapalı kapılar ardında değil, milletin temsil edildiği TBMM’de belirlenmelidir. Terör örgütünün silahı siyasetin aracı olamaz. Siyasi taleplerin adresi sandık, Meclis ve demokratik siyasettir. Devlet aklı ile hukuk aklı birbirinin alternatifi değildir. Güçlü devlet, hukuk devletidir.

Terörsüz Türkiye hedefini destekliyoruz. Ancak hedefimiz yalnızca terörsüz Türkiye olmamalıdır. Hedefimiz; terörsüz, hukuklu, demokratik, güçlü ve müreffeh bir Türkiye olmalıdır.

Silahların susması güvenliği, hukukun üstünlüğü adaleti, demokrasi güveni, ekonomik özgürlük ve üretim ise refahı getirir. Türkiye’nin önünde bir fırsat varsa bunu heba etmeyelim; ancak geçmişte yapılan hataları da tekrarlamayalım.

Terörsüz Türkiye için gereken cesareti gösterelim; Türkiye’nin temel değerlerini koruyacak hukuk ve demokrasi güvencelerini de aynı kararlılıkla oluşturalım.

Bizim tarafımız bellidir: Türkiye. Çünkü kalıcı barış yalnızca silahların susmasıyla değil; adaletin, hukukun ve güvenin konuşmasıyla mümkündür.”

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.