Bülent Hakan ALTUNCU
ÖNCE KENDİNİZ OLUN
ÖNCE KENDİNİZ OLUN
Hani bizler çok tutarlı, dediğinden şaşmayan, her şeyin doğrusunu bilen, yanlış yapmayan insanlarız ya! Bu yüzden tuttuğumuz takımdan, sanatçıdan, siyasi liderden, dini öndere kadar hiçbirini tartışmaya açmayız, sorgulatmayız ve bunu büyük marifet biliriz. Oysa yakın tarihimizde bile Apo’yu, Fetö’yü, Kılıçdaroğlu’nu hatta Haluk Levent’i bile tartışmaya açmayan toplumsal kesimler 5-10 yıl içinde büyük yanılgı içinde olduklarını anlamadı mı?
Ben bu ya hep ya hiççilerden hiçbir zaman olmadım. Taraflardan ikisini de tutmadığım halde bir taraf diğerine haksızlık yapıyorsa bunu dile getirdim, getiririm. Böyle olunca da bu ya hep ya hiççiler tarafından “Ooo Tayyipçi mi oldun, CHP’li mi oldun, Yeni partili mi oldun, PKK’lı mı oldun, dindar mı oldun, ateist mi oldun” gibisinden eleştiriler alırım. Keşke bir şeyci olsam da sırtımı bir yerlere yaslasam ama yok hayatım boyunca beceremediğim bir şeydir bu. Şimdi eğri oturup doğru konuşacağım:

Türkiye Cumhuriyeti’ni tam 106 yıldır belli kesimler yönetti ve yönetmekte. TBMM’nin kurulduğu ilk günden beri meclise girme şansı olan insanlar hiçbir zaman halktan insanlar olmadı. Bölgelerinin zengin eşrafları veya din üzerinden, feodal bağları üzerinden siyasi nüfusları olan insanlar ülke yönetiminde söz hakkı sahibi oldu. Aralarındaki denge cumhuriyetin ilk çeyreğinde kısmen zengin eşraflar lehine bozulsa da özellikle ikinci çeyreğinde Menderes ile feodal ağalar, üçüncü çeyreğinde ise dini ağalar lehine uygun görülen dengelere oturtuldu. Son yıllarda ise denge iyice din tacirleri lehine döndü. Hatta daha doğrusu ülkenin zengin eşraflarının büyük bir kısmı din tacirleri oldu.
100 yıldır bize “demokrasi” diye yutturulan şey bu kesimlerin memleketimizi sömürmek üzerine kurguladıkları bir oyun oldu sadece. Yetmedi ülkeyi daha fazla sömürmek için onların deyişiyle “gavur” ortaklar edindiler kendilerine. Ayırmadılar ne Hristiyan ne Yahudi… Hepsi ile kanka oldular sadece Anadolu halkları kardeş olmadılar. Çünkü onlar sadece yontulacak kazdılar. Önemli olan tek şey Anadolu dediğimiz yüzlerce kavmin yüzlerce yıldır barış içinde yaşadığı toprakları sömürmekti ve bunun da tek yolu tüm bu kavimleri birbirlerine düşman etmekti. Ve bunu gayet iyi başardılar.
Bize “gavur” diye bellettikleri “dış mihraklarla” bazen açık açık bazen gizli anlaşmalar yaptılar, ekonomik ortaklıklar kurdular; bazen Kardak Kayalıkları gibi seçime dönük karşı tarafla anlaşmalı savaş tiyatroları oynadılar, bazen emperyal çıkarlar doğrultusunda Afrin savaşı gibi, Kuzey Irak operasyonları gibi gerçek savaşlara giriştiler ve bütün bu çatışma ortamlarında halkı “namus ve beka” korkusu ile yanlarına alıp seçimleri kazandılar. Sonra da savaştıkları yerlerle tekrar kanka oldular.
Neden? Çünkü bu güzelim ülkemizi hiçbir zaman halk yönetmedi, mevcut siyasi parti yasaları ve işleyiş şekillerinden dolayı yönetebilme şansı dahi olmadı, halktan bazı insanların bazen tahsil görenleri bazen ticari yollardan zenginleşenleri idarede söz hakkı almadan önce tiyatroyu yöneten çetelerin eline düşüp sonrasında onlar lehine siyaset yaptılar.
Kırk yıldır diyorum, dilimdeki tüyler dikene dönüştü, kan yutarak da olsa tekrar demek zorundayım: Ülkemizde siyaset sahnesinde yer almasına izin verilen, oyları %5 üzerinde olan bütün partiler aynı tiyatronun sahnede oynaması için rol verilmiş oyuncularıdır. Biz halklar da bu tiyatroların ancak seyircileriyiz. Oyun sonunda alkışlayanlar “sözde demokrasinin” vatansever sadık vatandaşları; benim gibi yuhalayanlar da bu düzenin vatan hainleridir.
Geriye kalan %1-2 lik partilerse kendileri bu düzenden hiç mutlu olmasalar da kendi dar çevrelerinin verdiği gazla kendilerince eylenip mutlu olmaya çalışan, kendilerine bu zor şartlar altında dahi olsa onurlu bir mücadele verdikleri hissini yaşatan halkın büyük çoğunluğuna küs küçük tarikat tipi yapılanmalardır.
Ben kendimi bu yapılanmaların hiçbirinin yanında göremiyorum. Hiçbir zamanda görmedim.
Sosyokültürel amaçlı yaptığım gezilerimden hareketle, ülkemizin yarısından çok daha fazlasının benim gibi partisizlerden oluştuğunu çok net bildiğim için böyle bir yazı yazma cesareti duydum. Yazıyı kaleme alma nedenimse son paylaşımlarımda “Ooo Tayyipçi mi oldun, CHP’li mi oldun, Yeni partili mi oldun, PKK’lı mı oldun, dindar mı oldun, ateist mi oldun” gibisinden aldığım eleştiriler.
Arkadaşlar benim tabiatımda ocu bucu olmak yok herhalde, ille de ocu bucu diye tarif edilecekseniz deyin ki “Doğuştan halkçı, doğuştan adaletçi”. Ve bitirirken şunu da eklemek zorundayım sorgulayabilmek için, yeni düşünceler üretmek, hayata bir anlam katmak ve hayatta bir iziniz olsun istiyorsanız, önce kendiniz olun, sonra kendiniz gibi insanları bulun….
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.