Bülent Hakan ALTUNCU
HALK MÜZİĞİ SAVUNMASI
Osmanlı zaten Anadolu halklarına sıcak bakmıyordu, bu yüzden halk müziğini de Anadolu halkları gibi ilkel bir müzik olarak görüyordu. İlk önce Bektaşi olan yeniçerilerin saz eşliğinde semah töreni yapmalarını yasaklandı. Sonra da halk müziğine karşı kendi müziği olan saray müziğini geliştirdi. Bugün “Türk musikisi” denilen gerçekte ise tıpkı Osmanlının kendini biraz Romalı biraz da Arap gibi görmesinden dolayı Bizans ve Arap müziklerini baz alan Türkmenlikle bir alakası olmayan müziğini geliştirdi.
Elbette müzik yetenekleri en üst düzeyde olan müzisyenlerin sarayın, gücü desteği ile ürettiği ve belli kurallar getirip, makamlarına göre kategorize ettiği bu müzik de müzik bilimi açısından çok büyük başarılar kaydetti. Şimdi yaptığım gibi eleştirsem de benim de kalbime dokunan nice eserler çıkardı. Bu deneme yazıma karşı çıkıp sanat müziğini savunacak nice insandan daha çok sanat müziği parçası bildiğimi de iddia edebilirim.
Ne var ki bu tek sesli halk müziği cumhuriyet döneminin ilk yıllarında da değer görmedi. O yıllarda müziğin “çağdaş” olması bu yüzden çok sesli olması gerektiği savunuldu. Oysa ki “çağdaş” demek aynı çağı yaşayanlar anlamına gelmekteydi; ne var ki müziği batı normlarına uydurma derdinde olan anlı şanlı müzisyenler, Türkiye devleti sınırları içinde aynı çağı yaşayan insanların yüzde 99’una yabancı, müziklerine ilgisiz, kendilerini batı toplumları ile aynı çağı yaşayan insanlar gördüler ve sanki bu ülke için değil de onlar için müzikler yaptılar.
Bu yüzden 1980 ‘lere kadar büyük şehirlerde sazla dolaşmak dışlanan, alay edilen herkesin cesaret edemeyeceği bir durumdu. Ama gitarla dolaşmak tam tersi, hayranlık duyulan bir şeydi.
70’lerin siyasi ortamında halk müziği temelli siyasi ve sosyal ortamı anlatan çoğunlukla hiciv konulu türküler söyleyip solcuların gözüne giren, bunların örgütlerinin desteği ile sahne alma şansı bulan Aşık İhsani, Mahzuni Şerif gibi büyük ozanlar seslerini duyursa da bunların sayısı çok sınırlıydı.
Ne zaman halk müziği patladı derseniz, bence: 80’lere kadar cemlerini bile gizli saklı yapan Alevilerin, 80’lerde Arif Sağ, Yavuz Top, Musa Eroğlu, Muhlis Akarsu gibi öncü ozanlarının “Muhabbet” isimli seri kasetlerini çıkarmaya başlamasından sonra. Bu kasetlerden sonra insanlar kendi memleketlerinde sazlarını sırtlarında çekinmeden taşıyacak noktaya geldi. Bu noktaya gelmede bu insanların çok büyük katkısı oldu. Diğer yandan gerçekçi olursak bu sanatçılar da ünlerini halkın ilk kez duyduğu bu deyişlere borçludurlar.
Beni de halk müziğine çeken bu kasetler oldu. Bir tane alevi insan tanımadığım ve haklarında çok olumsuz şeyler duyduğum bu insanların türkülerini dinledikçe hem sandığımın aksine çok inançlı olduklarını, hem de türküleriyle geçmiş yüzyılların halk tarihini anlattıklarını gördüm. Başta Pir Sultan’ı tanıdım. Haksızlığa boyun eğmemeyi, davası uğruna ölüme yürümeyi (bunu yazarken şu AKP’ye geçip Tayyip’e asker selamı çakan, Tayyip’in bile güldüğü, eşinden, çoluğundan, çocuğundan, hemşerilerinden, seçmenlerinden utanmaz Mersin milletvekili aklıma geldi gene bak… İnşallah bu gerilimle yazımı selamet içinde bitiririm), yiğit olmayı, zalime boyun eğmemeyi, halkının yanında olmayı…
Bu yazıyı yazmaya başlamadan önce üç saat boyunca halk müziği konusunda çekilmiş belgesel nitelikli videolar izledim. Bu videoları izlerken ismi geçen sanatçıların bir çoğunun isimlerini Google ye yazıp onların hikayelerini öğrendim.
Baktım ki babaları zengin, çocuklukları şatafat içinde geçmiş, ülkenin en iyi okullarında okumuş, en ünlü müzisyenlerden özel müzik dersleri almış; kimi mandolinle, kimi gitarla, kimi piyanoyla müzik hayatına adım atmış Erkan Oğur, Fikret Kızılok, Timur Selçuk, Cem Karaca, Barış Manço ve aklıma gelmeyen nice büyük sanatçımız bir zaman sonra ya müziklerinde sazı kullanıp tamamen halk müziğine geçmiş ya da sazı kullanmasalar da halk türkülerini veya ezgilerini kendi eserlerinde kullanmışlar.
Fakat halk müziğini derinlemesine araştıran, derinlerine hakim oldukça bilmedikleri ne kadar daha derinliklerinin olduğunu keşfeden birçok halk ozanı halk müziğini bırakıp batı müziği ve enstrümanlarına merak salmamıştır.
Çok mu öznel ve yanlı bir yazı mı yazdım? Sanırım biraz öyle ama gene de dikkate alınacak ve sorgulanacak çok yanı var bence.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.