Bülent BAŞARAN

Bülent BAŞARAN

TEHLİKE ALTINDA OLAN ŞEYLER!

Sular (denizler, göller, akarsular ve okyanuslar)
Ağaçlar (ormanlar, koruluklar, yaylalar ve meyvelikler)
Sağlıklı gıda (ata tohumları, endemik otlar ve mantarlar)
Kimlikler (kültürel, etnik, cinsel ve inançsal)
İnsanlar (bedeni, ruhu, vicdanı ve ahlakı)
Hayvanlar (sadece yenilemeyenler değil, yenilebilir hayvanlar)
Sanatı ve bilimi
Ve İNSAN EMEĞİ (insanın dönüştüren gücü)

Bunların hepsini büyük bir kararlılıkla savunacağım. Gücüm ve ömrüm yettiğince bunları savunmak için çaba göstereceğim. Bunu bir insan olarak varoluşsal bir görev addediyorum.
Yürüteceğim bu mücadelenin sınıfsal ve siyasal duruşumun bir gerekliliği olduğunu düşünüyorum. Çünkü kapitalizm yukarda bahsettiklerimin hepsine düşmandır. Dolayısıyla bunları savunmak, kapitalizmle mücadele etmektir.

Egemen sınıf öyle lanet bir bencilliğe ve doymazlığa sahiptir ki, daha çoğuna sahip olmak hırsıyla tüm dünyanın yok olmasını isteyebilir. Kulağa çılgınca gelebilir belki ama şuna emin olun kapitalistler eğer yaşanabilir başka bir mekan bulsunlar, dünyadaki tüm canlılığı yok edecek adımları gözlerini kırpmadan atabilirler. Bugün eğer insan (ve genel olarak canlı) nüfusunun belli bir noktada kalmasına izin veriyorlarsa bunun iki sebebi var; ilki çalışacak kölelere (yada hammaddeye) ihtiyaçlarının olması, ikincisi ise mallarını satarak daha da zenginleşebilecekleri bir pazara ihtiyaç duymaları... Yoksa tüm insanlığın bir gecede yok olması umurlarında bile olmazdı. Nitekim kapitalizmin "hayal dünyası" diyebileceğimiz Hollywood yapımı bazı fütüristik filmlerde bunların emarelerini görüyoruz.

Dolayısıyla sınıf mücadelesini sadece "işçi ücretleri" ve "ekmek fiyatları" üzerinden ele alan ve algılayan bakış açısı Marksizm'e hakarettir. Marksizm; kapitalist eğitim sisteminin derslerde öğrettiği gibi salt "ekonomik bir doktrin" değil; dünyayı algılamanın, değiştirmenin ve dönüştürmenin bir kılavuzudur. Marksizm, bir felsefedir. Öyle eşsiz bir felsefedir ki, tüm felsefi sistemlerin içinde kaçınılmaz değişimi ortaya koyan ve onu formülize eden yegane sistemdir. Toplumların ve doğanın değişimini bilimsel bir zorunluluk olarak ortaya koyan ve bu değişimin ancak işçi sınıfının (yani üretici, yaratıcı sınıfın) eliyle olacağını salık veren bütüncül bir felsefedir.

Evet bazen "çok bilmiş arkadaşlarımdan" şöyle laflar duyuyorum; "Eee, hocam hani sen sosyalisttin, eğer öyleysen senin tek çıkış noktan emek-sermaye çelişkisi olmalıdır. Bunlarla ne uğraşıyorsun. Sana ne doğadan, kimliklerden vs" Elbette ben de biliyorum temel çelişkinin emek-sermaye çelişkisi olduğunu ama... Şöyle bir örnekle meramımı anlatayım;

İngiltere'de bir fabrikada çalışan bir işçi, daha insanca bir ücret için grev yapmalıdır ama bir diğer taraftan kendisine verilecek fazladan ücretin kaynağı, İngiliz emperyalistler tarafından sömürülmüş bir üçüncü dünya ülkesinin yoksul halklarına ait madenler, ormanlar ve ırmaklar ise onların hakları ve ulusal onuru için de ses çıkarmalıdır.
Bir kimliğin, bir ağacın, bir nehrin, bir şehrin, bir inancın, bir kültürün yok edilmesi kapitalistlere bir mevzi kazandırıyor ve onların elini güçlendirmekte bir araç olarak kullanılıyorsa, o şey kayıtsız şartsız savunulmalıdır.

Marksizm'i doğru ele alırsak, kapitalistlerin sömürü için kullandıkları her enstrümana karşı bir cephe oluşturup mücadele etmemiz gerekir. Bu bir kimlik de olabilir, bir ağaç da, bir sanat akımı da...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.