Bülent BAŞARAN

Bülent BAŞARAN

CEMEVLERİ ve SİSTEM İLİŞKİSİ TEHLİKESİ!


Yıllardır Alevi örgütlülükleri ve Alevi halkı cem evlerinin ibadethane statüsü alması için hukuksal ve fiili mücadele yürütüyor. AİHM'de buna ilişkin hukuksal kazanımlar elde edilse de, hükümetler ısrarla Aleviliği ve dolayısıyla cem evlerini kültürel bir olgu olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın bünyesinde tanımlamaya çalışıyor. Hatta bu bağlamda bakanlığın bünyesinde "Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevleri Başkanlığı" adı altında bir birim bile oluşturuldu. Anlaşılan o ki, devlet uzun vadede cemevlerini bu başkanlığa bağlayarak tek elde merkezileştirmeyi ve bu yolla Aleviliğin esaslarını merkezi düzeyde kendisi belirleyerek kendi Alevi'sini yaratmayı planlıyor. Bu girişimler gözden kaçmaması ve ihmal edilmemesi gereken bir tehlike olarak şimdilik bir kenarda dursun. Buna karşılılık olarak ise Alevi örgütlülükleri de Alevi Bektaşi Federasyonuna bağlı bir "inanç kurulu" oluşturma çabasına girişti.

Bir tarafta Alevilerin kendi öz örgütlülükleri diğer tarafta ise devlet, bir şekilde Aleviliğin tanımı, inanç esasları ve ibadet erkanı konusunda merkezi bir birlik sağlamak istiyorlar. Hükümetin yıllar öncesi Alevi çalıştaylarıyla başlayan bu sinsi süreçte bir hayli yol kat ettiğini ve bazı yerlerde lokal başarılar elde ettiğini görüyoruz.

Dolayısıyla Alevilerin içinde; devletin güdümüne girmeyi, cemevlerinin camiler gibi devlete bağlanmasını, diyanetten pay alınmasını, dedelere tıpkı imamlar gibi maaş verilmesini, cemevlerinin tüm bakım, tamir ve ihtiyaçlarının diyanetçe karşılanmasını, ders kitaplarında Aleviliğe yer verilmesini ve hatta Alevilik dersleri konulmasını isteyen bir grup oluştu. Bu grup tamamen pragmatik bir güdüyle bir taraftan yüzyıllardır sistemle süren çatışmayı sonlandırmayı istediklerini söylerken, diğer yandan diyanette oluşan pastadan kendilerince bir pay koparabilme peşindeler. Aslında bu talebin altında "meşrulaşma" isteği yatıyor. Bu grubun gerçekten iyiniyetli savunucuları; devletle yada hükümetle uzlaşılırsa, meşrulaşacaklarını, kabul görüleceklerini ve artık öteki olmayacaklarını, devletin onları şefkatli kollarıyla sarılıp seveceğini düşünüyorlar. Halbuki işin aslı bambaşka... Hani Aşık Veysel der ya; "Koyun, kurt ile gezerdi. Fikir başka başka olmasa" diye, o misal...

Devlet yada hükümet bu yaklaşımı sergilerken Alevileri sarıp sarmalamayı değil, bir şekilde onlara don biçerek, tanımlamayı ve tarihsel süreç içindeki sistem karşıtı tutumlarını törpüleyerek, onları evcilleştirmeyi düşünüyor. Yüzyıllardır sürdürülen asimilasyon çabasının modern bir versiyonu ile karşı karşıyayız. Sistem bir şekilde Alevileri, Türk-İslam ideolojisine bağlayarak ehlileştirmek istiyor. Türklük yada İslam! Bu değerlerden hangisi bireysel bir Alevi'ye yakınsa, onu bu saik üzerinden sisteme entegre etmenin yolunu arıyor. Bunda çok da başarısız olduğunu söyleyemeyiz. Devlet, diyanet üzerinden Hanefi mezhebinin itikadini ve fıkhını -yegane ve tek doğru- resmi İslam inancı olarak benimseyip yaygınlaştırdığı gibi, Aleviliği de benzer şekilde kendisince tanımlayıp resmi ve zararsız bir Alevilik ortaya koymaya çalışıyor. Bunu başardığı anda ise diğer düşünce ve görüşlerin hepsini gayrı meşru ilan ederek, düşmanlaştıracak.

Sistem eğer Alevileri bir şekilde kendine bağlayabilirse, Alevi örgütlülüğünü de by-pass etmiş olacak. Böylece onlara gerek kalmadığı gibi Aleviler gözünde onların itibarsızlaşmasını da temin edecek. Belli bir süre sonra Alevi örgütleri "yasa dışı-bölücü" ilan edilecek. Sonunda tüm Alevileri kendi istediği hizaya sokmuş olacak. Şimdilik bu uzak amaçlarına ulaştıklarını söyleyemeyiz ama şunu ifade etmek çok da abartı olmayacaktır; devlet halihazırda Hristiyanlıktaki uygulamaya benzer bir biçimde Protestan Alevi ve Katolik Alevi bölünmesi yaratmayı başarmış görünüyor.

Son yıllarda özellikle hükümet partisine ait belediyelerin, canhıraş biçimde cemevlerinin yapımına ve donatılmasına destek olmasındaki temel motivasyon kaynağı burada yatıyor. AKP'li ve MHP'li belediyeler bulundukları yerlerde cemevleri yapılmasına önayak oluyor, arsa tahsis ediyor, donatılar alıyor ve tabir caizse para akıtıyor. Sık sık bu cemevlerini ziyaret ediyor, iftarlar düzenliyor ve aşurelerine sponsor olduğu gibi tam kadro destek sağlıyor. Bu sadece AKP ve MHP'nin Alevilerden oy alma isteği ile açıklanabilecek basit bir çaba değildir. Bu az önce açıklamaya çalıştığım uzun vadeli planın bir parçasıdır. Yerel yönetimler kanalıyla Aleviler nezdinde "dostça" bir görünüm çizilerek ilerde yardım yapılan bu cemevlerinin devletin kontrolüne sokulmasının önündeki engeller kaldırılmak hedeflenmektedir. Üstelik bu sadece AKP-MHP iktidarının konjonktürel bir çabası değil, bir devlet politikasıdır. İktidar değişse de bu asimilasyon tavrı sürecektir. Yarın, yapılan bu yardımlar karşılığında bu cemevlerinin yöneticilerinden, merkezi alevi örgütlülüğünden ayrılarak "Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevleri Başkanlığı"na bağlanmaları "kibarca" istenecektir. Hatta yapılan yardımlar kamu oyunda öne çıkarılarak, Aleviler dernek yöneticilerine karşı kışkırtılacak ve yönetimlerin kendilerinden yana olan kişilerce ele geçirilmesi sağlanacaktır.

Tüm bunları başaramazlarsa tıpkı Devlet Bahçeli'nin Hacı Bektaş'ta yaptığı gibi kendi alternatif cemevlerini yaparak Alevileri bölmeye çalışacaklardır. İllerde, ilçelerde ve hatta köylerde var olan cemevlerine alternatif cemevleri inşa edilmesini finanse edeceklerdir. Ölmeyen görecektir ki, bu yapılan cemevleri Alevileri asimile etmenin birer aparatına ve kürsüsüne dönüşecektir. Aleviler, yetiştirilen ve finanse edilen Hızır Paşalar ve üzülerek söylüyorum ki satın alınmış dedeler tarafından bölünecektir.

Kendimce olası ve haklı bulduğum bu gerekçelerle Alevi örgütlülüğünün merkezi yöneticilerini, kendi aralarındaki kısır tartışmalara ve polemiklere son vererek sahaya inmelerini ve Alevi kitlesini bir arada tutmanın yollarını aramalarını tavsiye ediyorum.

Aşk ile...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.