Doğanın, Emeğin ve Kadının Ortak Çığlığı! 1 Mayıs ve Yaşam Mücadelesi

Doğanın, Emeğin ve Kadının Ortak Çığlığı! 1 Mayıs ve Yaşam Mücadelesi

1 Mayıs, yalnızca işçinin daha iyi ücret, daha kısa çalışma saatleri ve insanca yaşam talebi değildir. 1 Mayıs, aynı zamanda yaşamın kendisini savunma günüdür. Çünkü emek mücadelesi ile ekoloji mücadelesi ve kadın özgürlük mücadelesi birbirinden kopuk üç ayrı alan değil, aynı sistemin üç farklı yüzüne karşı verilen ortak bir direniştir.

Sanayi devriminden bu yana kapitalist üretim biçimi, emeği sömürürken doğayı da sınırsız bir kaynak gibi tüketti. Aynı süreçte kadın emeği de görünmez kılındı, değersizleştirildi ve denetim altına alındı. Ev içi emek “doğal görev” sayılarak ücretsizleştirildi, kamusal alandaki emeği ise düşük ücretle ve güvencesiz koşullarla bastırıldı. Yani sistem, hem işçinin alın terini hem doğanın verimini hem de kadının emeğini aynı mantıkla yağmaladı. Daha fazla kâr, daha fazla kontrol.

Bugün bir maden sahasında yaşanan talan ile bir tekstil atölyesinde yaşanan sömürü ve bir kadının ev içinde görünmeyen emeği arasında özsel bir fark yoktur. İkisi de aynı düzenin ürünüdür. Birinde doğa yok edilir, diğerinde insan, diğerinde ise yaşamın yeniden üretimi sömürülür. Ama aslında üçü birlikte yok edilir.
Çünkü insan doğadan kopuk bir varlık değildir. Ve kadın emeği, yaşamın devamını sağlayan en temel halkalardan biridir. Su yoksa yaşam yoktur, doğa yoksa üretim yoktur, kadın emeği yoksa toplumun kendisi ayakta kalamaz.

Daha derine indiğimizde, bu ortaklığın yalnızca ekonomik değil, zihinsel bir boyutu da vardır. Doğayı tahakküm altına alan anlayış ile emeği sömüren ve kadını kontrol eden anlayış aynı kökten beslenir, hükmetme arzusu. Bu anlayış, kadını, doğayı ve emeği özne olmaktan çıkarır, nesneleştirir.

Bu yüzden mücadele de parçalı olamaz. Ekoloji mücadelesi kadınsız, emek mücadelesi doğasız, kadın mücadelesi sınıfsız düşünülemez. 1 Mayıs’ı bu bütünlük içinde yeniden düşünmek gerekir. Alanlara çıkan işçi yalnızca patrona değil, doğayı talan eden, kadını görünmez kılan üretim modeline de itiraz etmelidir. Aynı şekilde bir dereyi savunan köylü kadın, yalnızca doğayı değil, emeğini, bedenini ve yaşam hakkını savunduğunu bilmelidir.

Emeğin özgürlüğü olmadan doğa korunamaz. Doğa olmadan emek yaşayamaz. Kadın özgürleşmeden ise hiçbir mücadele tamamlanamaz. Bu yüzden 1 Mayıs artık sadece işçinin değil, toprağın, suyun, havanın ve kadınların da günüdür.
Ya birlikte savunacağız yaşamı, ya da birlikte kaybedeceğiz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.