Ömer ÖDEMİŞ

Ömer ÖDEMİŞ

YA DİLİMDEN YA DİNİMDEN (2015) (3)

YA DİLİMDEN YA DİNİMDEN (2015) (3)

Kürt siyasetini tarihsel olarak bu iki temel öğe belirlemiştir. Din ve dil üzerine oluşturulan siyasal etkinliklerle biçimlenen Kürt halkının tercihleri hep bu noktada olmuştur. Şafi mezhebinden olan Kürt halkının tercihinde İslamcı siyasal hareketler uzunca süre etkin olmuşlardır. Tarikatların ve dinsel motiflerin belirlediği sosyal ve siyasal ve yapılarda yer alan Kürt nüfusun ağırlıklı bir oranı bu gün AKP seçmeni durumundadır. AKP oylarının yarıya yakınını Kürtlerden almaktadır. Aynı mezhebe sahip olmak tercih nedeni olarak öne çıkarken, tarikatların örgütlenmelerinin de bu süreçte belirleyici olduğu rahatlıkla söylenebilir.

Ortak dil temelinde yani etnik yapı üzerinde biçimlenen siyasal hareketlerinde son yıllarda ciddi oranda ağırlığının arttığı görülmektedir. Özellikle PKK’nın Marksizm sonrası süreçte öne çıkarttığı bu oldu örgütlenmesinde önemli bir adım olmuştur. Sol ve sosyalist yapıların üzerine siyaset yaptıkları değerlerle örgütlenmelerinin zayıf olduğu bu coğrafyada, gericilik baskın bir öğe olarak belirleyici olmuştur.

7fadaabf-f000-4090-b81c-307f7d15f9f9.png

Bu durum karşıtını da beslemekle birlikte Kürt sorununu demokratik çerçeveden çıkartarak, adeta bir etnik savaş noktasına taşınmasında etkin olmuştur. Türk milliyetçiliği bu eksende sürekli güçlenmiş, karşının eyleminden yaşam bulmuştur. Toplumu bölen, karşıtlar olarak birbirilerine yönelten, milliyetçiliği besleyen bu yanlış biçimleniş sorunun çözümünde önemli bir engel ola gelmiştir.

Marksizm’den İslamiyet’e: PKK

Öcalan’ın nevruz mesajı ciddi bir sorunu da gün ışığına çıkarttı. Öcalan mesajının bir yerinde;
“Bugün kadim Anadolu'yu Türkiye olarak yaşayan Türk halkı bilmeli ki Kürtlerle bin yıla yakın İslam bayrağı altındaki ortak yaşamları kardeşlik ve dayanışma hukukuna dayandığını” söyleyerek, Türk ve Kürt halkının tarihsel birlikteliğini ‘İslam’a’ bağlıyordu. Ayrı bayrağın altında yeniden birleşilebileceğine vurgu yaparak, İslamcı güçlere ciddi mesajlar veriyordu.

AKP’nin bölgede yürüttüğü Sünni politikaya denk düşecek bir biçimde yapılan bu açıklama, başta sosyalistleri ve devrimcileri olmak üzere ciddi bir kaygı yarattı.

Yıllardır mücadelede Kürt halkının bir biçimde yanında olan sol ve sosyalist kesim, emek ve demokrasi ekseninde halkların yan yana gelmesi gerektiğini, ağır bedellerle yürütülen mücadele de kazanımın bu eksende olabileceğini vurgularken, PKK lideri, İslam bayrağını işaret ediyordu.

Tarihte de mevcut iktidarlarla işbirliği içerisinde, isyanları ve ayaklanmaları bastırma görevi üstlenen, katliamlar yapan Hamidiye alayları mevcut iken, gelinen bu nokta “acaba” sorusunu tekrar gündeme taşıdı. AKP gibi gerici faşist bir partinin, kendi amaçlarına ulaşmak için Kürt halkını ve önderliğini “ikinci Hamidiye alaylarına” dönüştürmek istemesi normal ve beklenilen bir şeydi. Ancak mücadele sürecinde sol ve devrimci eksende ilişkilerde var olan Kürt hareketinin böylesi gerici ve tehlikeli bir noktada uzlaşması endişe verici olarak algılandı.

Öcalan’ın; “Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed'in mesajlarındaki hakikatler, bugün yeni müjdelerle hayata geçiyor, insanoğlu kaybettiklerini geri kazanmaya çalıştığı” açıklaması ise, referans kaynaklarının değiştiği, Marksizm dışında dinsel verileri referans olarak almaya başladığı olarak değerlendirilmektedir.

Özellikle de “Demokratik Modernite” olarak adlandırdığı önermesinin kapsamına “ezilen mezhepleri, tarikatları ve diğer kültürel varlık sahiplerini” de alması, mezhepleri, tarikatları ve Cemaaatları modern yaşamın bir kaçınılmazlığı olarak algılaması, demokrasi mücadelesinin dışına çıktığı şeklinde yorumlanmaktadır.

Öcalan Nevroz mesajında; “Tüm ezilen halkları, sınıf ve kültür temsilcilerini; en eski sömürge ve ezilen sınıf olan kadınları, ezilen mezhepleri, tarikatları ve diğer kültürel varlık sahiplerini, işçi sınıfının temsilcilerini ve sistemden dışlanan herkesi çıkışın yeni seçeneği olan Demokratik Modernite Sistemi'nde yer tutmaya, zihniyet ve formunu kazanmaya çağırıyorum,” demişti.

Ayrıca mesajda yer alan; “Ortadoğu'nun temel iki stratejik gücü olarak kendi öz kültür ve uygarlıklarına uygun şekilde demokratik modernitemizi inşa etmeye çağırıyorum,” belirlemesi, AKP’nin bölgeye dönük hedeflerini içermesi anlamına gelmektedir ki, buda tüm bölge ülkeleri açısından ciddi bir sıkıntı oluşturmaktadır.

Irak, İran, Suriye Türkiye de yaşayan Şii ve alevi kimliklerin dışında, Türk ve Kürt stratejik ortaklığı ile Sünni bir hat oluşturmayı hedeflemesi Orta doğu bölgesi açısından ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Öcalan’ın var olan bu kaygıyı daha da samuta taşıyan bu açıklamaları, AKP’nin çözüm süreci diye adlandırdığı süreçte ki kazanımını açıkça yansıtmaktadır.( Devamı var)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.