Necdet TOPÇUOĞLU

Necdet TOPÇUOĞLU

OKULLAR ARENA OLDU

OKULLAR ARENA OLDU

Necdet Topçuoğlu

Okullar eğitim ve öğretim yuvasıdır. Daha doğrusu öyle olması gerekir. Bakınız tek başına eğitim veya tek başına öğretim yuvasıdır demiyorum. Çünkü okullarda hem eğitim, hem de öğretim yapılmaktadır. Öğretim, öğrencilerin bilgi donanımını artırmak, eğitim ise davranışlarını toplumsal değerlere uygun hale getirmek için verilmektedir. Bunun dışında öğrencilerin bir de aile içinde ve sosyal yaşamlarında aldıkları eğitimler vardır. Okulda alınan eğitim ile aile içinde alınan eğitimin birbiriyle uyumlu olması gerekir. Olmadığı takdirde her iki eğitim arasında bir çatışma meydana gelmektedir. Son zamanlar da okullarda yaşanmakta olan olaylar, söz konusu çatışmaların dışa yansımasıdır.

Resmi yada özel okul fark etmez, bütün okullarda eğitim ve öğretimin bir kuralı, müfredatı ve disiplini vardır. Okula gelen öğrenciler bütün bu kurallar bütününe uymak zorundadırlar. Uymayan öğrenciler uyarılır, tutumlarını düzeltmeyen öğrencilerin velileri görüşülmek üzere okula davet edilir. Okul yönetimi ve veli işbirliği ile öğrencilerin sorunlarının çözülmesine çalışılır. Bu anlattıklarım olması gerekenlerdir. Ancak uzun yıllardan bu yana yürütülmekte olan Milli Eğitim politikaları, özünden uzaklaşarak, sistemi dejenere etmiştir. Her geçen yıl, okul idarelerinin ve öğretmenlerin otoriteleri ve saygınlıkları yıpratılmıştır. Birçok öğrenci disiplinsiz davranışları ile öğretmenlerinin sorunları olmuşlardır.

Bilişim ve görsel medya çağına girdiğimiz yıllardan bu yana öğrenciler, ahlâki değerlerden uzak diziler ve oyunları takip ederek, düzeltilmesi çok zor olan sosyolojik bozulmalara uğramışlardır. Diğer yandan siyasi gücü arkasına alan cahil aileler de, okul yönetimleri ve öğretmenlere baskılar uygulamaya başlamışlardır. Sırf bunların kaprisleriyle sürgün edilen öğretmenleri biliyorum. Eğitim ve öğretimi aksatan disiplinsiz öğrencilere yaptırım uygulanmaması, idari otoriteyi zaafa uğrattığı gibi, asi öğrencilere de cesaret vermiştir. Bazı genç öğretmenler ile sohbet ediyorum. Süremi doldursam bir gün bile beklemem emekli olurum demektedirler. Sebebini sorduğumda, öğrenci ve veli profilinde çok ciddi bozulmaların olduğu söylenmektedir.

"Şu okullar olmasaydı Milli Eğitimi çok güzel yönetirdim" diyen, Bakanları hatırlıyorum. Halbuki Milli Eğitim Bakanları, okulların sorunlarını çözmek için vardır. 17 Nisan, Köy Enstitülerinin kuruluş yıl dönümüdür. Bir devlet nasıl bir toplumsal yapı istiyorsa, eğitim ve öğretim sistemini de ona göre kurmaktadır. İşte Cumhuriyet Yönetimi, Köy Enstitülerini bu amaçla kurmuştur. Toplumsal yapıyı bozmak isteyen yönetimler ise, bu okulları kapatarak işe başlamışlardır. Bu süreç halen devam etmektedir. Toplumu yıkmak isteyenlerin ilk hedefleri eğitim ve yargı kurumlarıdır. Günümüzde eğitim ve yargı kurumlarndaki sancıların sebebi budur. Okullar, başta uyuşturucu baronları olmak üzere bütün yıkıcı odakların hedefindedir.

Okulların hakimi yazılı kurallardır. Okul idareleri ve öğretmenler ise bu kuralların uygulayıcısıdırlar. Kuarallara uymak zorunda olanlar ise, öğrenciler ve velilerdir. Genel olmamakla birlikte, bu iki kesim arasında ciddi uyuşmazlıklar yaşanmaktadır. Okullar bu tarafların çatışma arenası haline gelmektedir. İşin içine siyaset karıştığı için, kuralları uygulayan idare ve öğretmenlerin arkasındaki devlet desteği yetersiz kalmaktadır. Güç zehirlenmesiyle kendilerini yasaların üstünde görenler, okul idareleri ve öğretmenlerin üstünde baskı uygulamaktadırlar. Ayrıca bu güruhun çocukları, farklı örgütlenmelerin içine girerek, okul yönetimleri ve öğretmenleri, sosyal yaşam içinde de tehdit etmektedir.

Devleti eline geçiren siyaset, cehaleti överek onları cesaretlendirmemelidir. Bizim doktor ve öğretmen dövme özgürlüğümüz var diyenler, hukuk önünde cezalandırılmadıkça, olayların kötüye gitmesi önlenenez. Yasaların uygulanmasını engelleyerek, okullarda güvenlik önlemi almaya kalkmak çözüm değildir. Gerçek çözüm, devletin tereddütsüz bir şekilde okul idareleri ve öğretmenlerin arkasında durmasıdır. Cahil güruhun asi çocuklarının özgüvenlerini korumak adına, idarelerin ve öğretmenlerin itibarları sarsılamaz. Biatçı toplum hedefleyenler, okulların üzerinden ellerini çeker, kanunlar uygulanursa olaylar önlenir. Başka tedbir almaya gerek bile kalmaz. Devleti düzeltmek için eğitimi ve hukuku düzeltmek şarttır. Bunun gereğini yapmayanlar, devletin çöküşünden sorumludurlar.

(18, Nisan, 2026-Ankara)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.