Necdet TOPÇUOĞLU

Necdet TOPÇUOĞLU

KOMŞU KOMŞUNUN KÜLÜNE MUHTAÇTIR

KOMŞU KOMŞUNUN KÜLÜNE MUHTAÇTIR

Necdet Topçuoğlu

ABD, İsrail, İngiltere şer cephesi komşumuzun ruhani lideri Ali Hamaney ile birlikte 48 devlet adamını öldürüyor, Türkiye bırakın kınamayı, bir açıklama bile yapamıyor. Böyle komşuluk olmaz. Komşu komşunun külüne muhtaçtır. Halbuki o komşu, düşmana karşı bizden önceki son kaledir. Daha komşumuz İran'a yağdırılan bombaların dumanı tüterken, şer cephesi "Tükiye yeni İran'dır" demeye bsşladılar.

Bölgede yapılmak istenenleri Rahmetli Erbakan bütün ayrıntılarıyla anlatmıştı. Hiçbir devlet tedbir almaya öncülük etmemiştir. Bütün bölge devletleri birbirlerine karşı düşmanlık ürettiler. Din ve mezhepler üzerinden kurulan tarikatlar, İsrail ve İngiltere'nin güdümüne girerek ülkelerine ihanet ettiler. İsrail, Türkiye'deki 70 tarikat bizimle işbirliği halindedir diyor. Ülke içindeki Mossad ajanları ve işbirlikçileri temizlenmediği takdirde, hiçbir devlet adamımızın can güvenliği yoktur.

İran'da Mossad ajanları liderlerin en yakınlarına kadar sokularak suikastlara istihbarat desteği sağladılar. Karşı istihbarat tedbiri alamayan devletler teker teker döküldüler. Liderlerin öldürülmeleri adeta rakamlardan ibaret sayılmıştır. Tabutlara sarılıp feryat etmek, ağıt yakmak çözüm değildir. Herşeyden önce Türkiye içindeki ajanların temizlenmesi şarttır. Suriye çökerken ipini koparan ne olduğu belirsiz milyonlarca insan Türkiye'ye dolmuştur. Bu kontrolsuz göç tehlikelidir dediğimizde duymadığımız hakaret kalmamıştır. Umarım İran'ın yaşadığı felâket ibret olmuştur.

Bir hassasiyete dikkat çekmek istiyorum. Dünyanın herhangi bir köşesinde bir kişi İbranice öğrenmeye kalksa, derhal Mossad takibe almaktadır. "Kimsin, nesin neden İbranice öğreniyorsun?" denilmektedir. Hassasiyetin bu kadar yüksek olduğu bir azınlık, vurdumduymaz Ortadoğu toplumlarını sürü gibi yönetmektedir. Yahudi toplumu dünyanın en şeriatçı toplumudur. Kutsal kitapları Tevrat ne emrediyorsa onu yapmaktadırlar. Bir de Müslümanlara bakın, herbirinin ayrı bir İslam anlayışı var. Hepsi birbirine düşman. Durum böyle olunca bsşka düşmana gerek yoktur.

1980'li yıllarda Kastamonu'lu bir Ziraat Yüksek Mühendisi bana bağlı bir birimde, Tarım Ekonomisti olarak çalışıyordu. Daruşafaka mezunu, İngilizcesi iyi, yetenekli bir mühendis idi.
Ben o tarihlerde Yurtdışı eğitimlerinden sorumluydum. FAO eğitim programları çerçevesinde 300 genç mühendisi bir proje kapsamında İleri derecede İngilizce kursuna göndermiştim. Bunlardan Toefl'dan 500 puan alanları ABD'ye, ELT'den 5 alanları da Avrupa ülkelerine gönderiyorduk. Kendim de bu kapsamda ABD ve İngiltere'ye giderek eğitimlere katılmıştım.

Söz konusu proje çerçevesinde 40 mühendise Mastır, 5 mühendise de doktora yaptırmıştık. Ben diyorum, çünkü proje bana ait, finansmanı da dış kaynaklı FAO parasıdır. Mastır yapanlardan birisi de eski Tarım Bakanlarından Mehdi Eker'dir. AKP Hükümeti bu elemanları tepe tepe kullanmıştır. İyi de etmiştir. Ancak yerlerine bir kişi bile yetiştirmemişlerdir. Aslında her Bakanlıkta böyle bir insan kaynağı yaratılmalıydı. Bu projeyi ben Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdül Nasır'dan esinlenerek hazırlamıştım. Mısır'ı, Mısır yapan böyle bir proje çerçevesinde eğitilmiş gençlerdir.

Gelelim o Kastamonu'lu mühendise. Mossad bu arkadaşın annesinin yahudi olduğunu yetimhane kayıtlarından ve Daruşafaka'dan tespit etmiş. Biz bu genci ABD, Kaliforniya, Devis Üniversitesi'ne göndermiştik. 5 yıl süre ile Tarım Ekonomisi konusunda doktora yapacaktı. Dönüşünde mecburi hizmet yükümlülüğü vardı. Beş sene doldu, adı C.N.A. olan bu arkadaşı Mossad enselemiş. Sen Yahudisin hadi bakalım İsrail'e demiş. Arkadaş beni aradı, istifa edip İsrail'e iltica ettiğini söyledi. Eğitim parasını borç aldığımız FAO kaynağından biz ödedik, yetişmiş elemanı İsrail kaptı.

Diplomatik girişimlerde bulunmamıza rağmen mecburi hizmet parasını tahsil edemedik. Bu kişi yıllar sonra ben Müsteşarlığa atandığımda tebrik için aradı. İsrail Tarım Bakanlığında Türkiye Masası şefi olduğunu söylemişti. Türkiye'de olanları atama ve tayinlere kadar takip ediyorlardı. Bu konuyu neden anlattım, işte İbraniler, Yahudiler böyle çalışıyorlar. Ben yazılarımda Kültür Milliyetçisi olduğumu yazıyorum, takipçilerin hakaretleri ile karşılaşıyorum. Bizde milli olmak faşistlik olarak görülmektedir.

Bu nedenle bizim toplumdan bir şey olmaz. Biz akıllı olsak 1639 yılından bu yana sınır sorunu yaşamadığımız İran'a sahip çıkardık. Bizden değil dost, komşu bile olmaz. Kasapta boynunun kesilmesini bekleyen koyunlar gibi sıramızı bekliyoruz. Gençlerini Fen Bilimleri konusunda yetiştirmeyen bir millet bekasını garanti altına alamaz. Bu iş din eksenli eğitimle olmuyor. İran ile İsrail arasındaki güç farkı bilim ve teknikten ileri gelmektedir.

Türkiye'nin eğitim kurumları cahil yetiştirmektedir. Aldıkları diploma değil, işsizlik sertifikasıdır. Adaleti, Hukukun Üstünlüğü ve eğitim konularını çözmeden, bekamızı garanti altına almamız mümkün değildir. Ruhani yönden her yurttaş dinini, inancını istediği gibi yaşasın, bunda bir sorun olmamalıdır. Ancak dünyevi işlerde bilim ve teknik neyi gerektiriyorsa o yapılmalıdır. Dünyanın en tehlikeli coğrafyasında yaşıyoruz. Birlik ve beraberliğimiz güçlü olmadıkça bizi bu bölgede yaşatmazlar. Bugünden tezi yok, derhal tedbir almaya başlamalıyız. Nihayet sıra Türkiyeye gelmiştir.

(02, Mart, 2026-Ankara)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.