Necdet TOPÇUOĞLU
1 TEMMUZ KABOTAJ BAYRAMI KUTLU OLSUN
1 TEMMUZ KABOTAJ BAYRAMI KUTLU OLSUN
Necdet Topçuoğlu
Kabotaj, bir devletin kendi limanları arasında yapılan ticaret ve deniz seferi veya başka bir ifadeyle, bir devletin kendi limanları arasında yolcu ve yük taşıma hakkı demektir. Kabotaj Hakkı, denize kıyısı olan devletlerin kendi denizcilik sektörünü korumaları amacıyla geliştirdikleri sistemin genel bir adıdır. Birçok devletin kabotaj hukukuna ait düzenlemeleri mevcuttur. Bu düzenlemeler, ülkesel denizcilik sektörünü dış rekabete karşı korumayı, derin sularda deniz emniyetini de sağlamayı amaçlamaktadır.
Osmanlı Devleti, kapitülasyonlar ve Duyun-u Umumiye uygulamaları nedeniyle kabotaj hakkını yabancılara devretmiştir. Bu nedenle Osmanlı şirketlerine ait gemilerin faaliyetleri çok sınırlı kalmıştır. Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı’ndan önce 130.000 ton büyüklüğünde deniz ticaret filosuna sahip iken, 63 geminin batması sonucunda filonun tonaj büyüklüğü 35.000 tona gerilemiştir. Savaş sonunda imzalanan Mondros Mütarekesinin 24 maddesi “Deniz Gücü” ile ilgilidir. Taşımacılıkta kullanılacak yakıtın yabancılara teslim edilmesi, denizci personelin dağıtılması, zaten yok sınırında olan Osmanlı denizciliğini tamamıyla bitirmiştir.
Millî Mücadele’nin kazanılmasıyla 20 Kasım 1922’de başlayan Lozan Görüşmeleri 2,5 ay süren görüşmelerin ardından, sınırlar ve ticari haklar konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle 4 Şubat 1923 tarihinde kesintiye uğramıştır. Bu arada, yeni kurulacak devletin ekonomi politikasına yön vermek ve Lozan görüşmelerine hazırlık amacıyla, İktisat Vekâleti tarafından 17 Şubat-4 Mart 1923 tarihleri arasında İzmir İktisat Kongresi düzenlenmiştir. Kongre açış konuşmasında Atatürk, “İktisadi zaferlerle sonuçlandırılamayan askerî zaferlerin kalıcı olamayacağını” belirtmiştir. Kongre’de, kabotaj hakkının kazanılması kararı, birçok önemli madde ile birlikte kabul edilmiştir. Lozan görüşmelerinin ikinci aşaması, 23 Nisan 1923 tarihinde başlamıştır.
Kabotaj, millî ticaretin gelişmesini hızlandıracak bir unsurdur. Bunun için devletler, yabancı gemi ve yabancı uyruklu kimselere kabotaj yasağı koymaktadırlar. Yabancı devletler Lozan’da, Türk deniz filosunun yetersizliğini gerekçe göstererek, kabotaj hakkının kullanılamayacağını öne sürmüşlerdir. Bu nedenle Osmanlı Devleti’yle yapılan antlaşmaların devam etmesini istemişlerdir. Türk Delegasyonunun tutarlı ve inançlı savunmaları karşısında, yabancıların kabotaj hakkının kullanılması konusundaki talepleri reddedilmiştir. Nihayet Kabotaj Hakkı 1 Temmuz 1926 tarihinden itibaren Türkiye’nin eline geçmiştir. Bu kazanım, Genç Cumhuriyet yönetiminin elde ettiği en değerli başarılardan birisidir.
815 sayılı “Türkiye Sahillerinde Nakliyatı Bahriye (Kabotaj) ve Limanlarla Kara Suları Dâhilinde İcrayı San’at ve Ticaret Hakkında Kanun” 1 Temmuz 1926 tarihi itibarıyla yürürlüğe girmiştir. Bu kanun ile, Türk liman ve iskeleleri arasında yük ve yolcu taşımacılığı münhasıran Türk bayrağı taşıyan gemilere verilmiş, ayrıca karasularımız dâhilinde balıkçılık ve diğer tür avcılık, kum ve çakıl çıkartma, batık çıkartma, dalgıçlık hizmetleri, arayıcılık, kurtarma, kılavuzluk, deniz balıkçılığı, deniz bakkallığı, limancılık ve liman işçiliği, gemilerde gemi adamı olarak görev alınması gibi faaliyetler yabancılara yasaklanmış ve kaptanlık, çarkçılık, kâtiplik, tayfalık, amelelik gibi hizmetlerin yapılması Türk vatandaşlarına bırakılmıştır.
Bu Kanun karasularımız ile birlikte, nehir ve göllerimiz için de geçerlidir. Ancak Kanunun dördüncü maddesiyle Türk gemilerinde iştirak payı bulunmamak koşuluyla yabancı uzman, kaptan ve tayfaların çalışmalarına müsaade edilmiştir. Kanun, yasağa uymayanlara uygulanacak para cezalarını belirleyen beşinci maddesi dışında bir değişikliğe uğramamış, Kanun’un bütünü ve sistematiği üzerinde esaslı bir değişiklik yapılmamıştır.
Lozan Antlaşması’yla elde edilen Kabotaj Kanunu, Türk denizcilik faaliyetlerine ulusal bir kimlik kazandırmıştır. Kabotaj hakkının Türk bayrağına geçmesi, Türk deniz ticaret filosunun gelişmesini ve dolayısıyla Türk ekonomisine büyük gelir getirmesini sağlamıştır. Kabotaj hakkının alınmasıyla denizcilik faaliyetlerinde özel sektör desteklenirken, Türkiye Seyr-i Sefain İdaresi, Devlet Denizyolları ve Limanları Genel Müdürlüğü ile Devlet Limanları İşletmesi Genel Müdürlükleri’nin kurulmasıyla kamusal alanda da yatırımlar yoğunlaştırılmıştır. Bu dönemde deniz işletmelerindeki yabancı üstünlüğünü kırmak ve deniz ulaşımını ulusal gemiler ile yürütebilmek için limanların iyileştirilmesi ve yeni iskelelerin yapılması, limanların demiryolu ile iç bölgelere bağlanması, navlun değerlerinin Türk lirası üzerinden belirlenmesi, özel sektörün gemi yapımı ve onarımı faaliyetlerinde desteklenmesi ve sermaye sağlanması gibi alanlarda çalışmalar yapılarak denizcilik faaliyetlerinin ulusallaştırılması esas alınmıştır.
Bu kanun ile deniz ticaret filomuz, kapitülasyonlarla Türk limanları arasında her türlü yolcu ve yük taşıma ve başka imtiyazlara da sahip bulunan yabancı bayraklı gemilerin rekabetinden korunmuştur. Kabotaj hakkının kazanılması, 1 Temmuz, 1935 tarihinden bu yana “Kabotaj Bayramı” olarak kutlanmaktadır. 2007 yılından itibaren ise bayramın adı “Denizcilik ve Kabotaj Bayramı” olmuştur. 150 yıllık bir mücadelenin sonrasında elde edilen kabotaj hakkı, Türk deniz ticaretinin dönüm noktası olmuştur. Kutlu olsun.
(01, Temmuz, 2026-Ordu)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.