Güven BAYAR
ORDU POSTANE BİNASI VE ECZACI HAYDAR OR’UN EVİ
ORDU POSTANE BİNASI VE ECZACI HAYDAR OR’UN EVİ
Anadolu kentlerinde 1980 sonrasında hız kazanan rant odaklı kentsel dönüşüm, büyük ölçüde bir kent talanına dönüştü. Bu süreçte yalnızca yapılar değil, kentlerin hafızası da yok edildi. En büyük eksikliklerden biri ise bu dönüşümün sistemli bir biçimde belgelenmemiş olmasıdır. Bugün yaşadığımız kent belleği kaybının temel nedenlerinden biri de budur.
Ordu Posta ve Telgraf Nezâreti üzerine bugüne kadar kent tarihi açısından yapılmış kapsamlı bir çalışma bulunmuyor. Sıtkı Çebi bu konuya üstün körü dahi olsa değinmemiş. O değinmeyince de oradan kopyala-yapıştır yoluyla bugüne ulaşan bir bilgi oluşmamış. Osmanlı arşivlerinde kurumun izlerine ancak resmî yazışmalar, mühürler ve çeşitli idari belgeler aracılığıyla ulaşabiliyoruz. Osmanlı posta teşkilatı 1840 yılından itibaren Posta ve Telgraf Nezâreti çatısı altında örgütlenmiş, 1909 Telefon hizmetleri ile kurumun PTT Nezaretine dönüştürülmesi süreci ve 1939’da PTT Genel Müdürlüğü olarak Ulaştırma Bakanlığı'na bağlanması ile bugüne uzanan ve devam eden bir sürece sahip.
Bugün aynı yerinde hizmet veren ve Orduluların belleğinde yer eden PTT binası, 21 Ağustos 1957 tarihinde hizmete açıldı. Peki, 1957 öncesi Ordu Postahanesi neredeydi?
Arşivde karşıma çıkan ve görece çok da yakın bir tarihte, 1989 yılında yıkılan bu binanın yerini belirlemem zor olmadı ama asıl hikâye, yapının içinde sakladığı ve Ordu kent tarihine yeni bir araştırma alanı açacak olan hikayede!
Konu postane olunca aklıma hemen ressam Talip Sezer’in posta memuru olan babası Celal Sezer geldi. Talip Abi’yi aradım ve Süleyman Felek Caddesi ile Sırrı Paşa Caddesi ayrımında olan binayı sordum. Çünkü bu binanın altında, Talip Sezer’in uzun yıllar işlettiği bir çerçeveci dükkânı vardı. Postane binasının yıkılıp yerine bugünkü o yeşil apartmanın yapılma sürecini Talip Abi’nin dayısı olan Terzi Emrullah Yeşiltepe ile babası Celal Sezer birlikte yürütmüşlerdi. Buraya kadarını zaten biliyordum. Talip Abi ile yıllar önce saatler süren bir sözlü tarih kaydı aldığımda bunları anlatmıştı. Ancak hepimizi heyecanlandıran şey, fotoğrafı görünce anlattığı bir çocukluk hatırası oldu

Talip Abi’den dinleyelim:
“Ben 1948 doğumluyum. Çocukken babam bu binada paket memuruydu. Giriş katında çalışıyorlardı. İçeriden çıkılan bir asma kat vardı. Yapı, Ordu’nun ilk eczacılarından Haydar Or’un eviydi. (Or Eczanesi, bugün Vakıfbank’ın olduğu yerdeydi. Eczane’nin üstü de Or Otel’di.) En üst katta Haydar Or oturuyordu. Ancak kendi dairesine, yapının yan tarafından yukarı çıkan bir merdivenden giriyordu. O zaman daha sahil yolu geçmemişti. Önünde ev yoktu ve denize bakan cephesi açıktı. PTT, Haydar Or’a kira ödüyordu. Yeni postahane binası açılıncaya kadar buradaydılar. Ondan önce postane neredeydi, onu bilmiyorum.”
Bazen tek bir fotoğraf, unutulmuş bir kent hafızasını yeniden ayağa kaldırır. Ordu Postahanesi’nin hikâyesi de daha yeni başlıyor…

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.