Dr. Mustafa ÇUKURYILDIZ
Türkiye Seçmenleri Önce "Aynaya Bakmak" Zorunda
Bildiğiniz Dalı Kesmeyin Türkiye Seçmenleri Önce "Aynaya Bakmak" Zorunda
Seçim süresinin dört yıldan beş yıla çıkarılması, demokratik denetimi zayıflattı, siyasetçilere harika bir konfor alanı yarattı. Bu doğru. Ama asıl sorulması gereken soru şu: Bunu kim yaptı?
2017 referandumunda seçmen, “evet” diyerek hem sistemi hem de seçim takvimini değiştirdi. Politikacılar sandıktan çıktı. Onlar bu toplumun içinden geldi. Aynı toplum, aynı sandıkta süreyi uzattı. Sonra “iktidarlar kontrolü ele geçirdi” diye şikâyet etmek, işin yarısını anlatmak oluyor.
Türkiye gerçeği net: Seçmen, kısa vadeli vaatlere, kimlik siyasetine ve “istikrar” sloganına kolayca teslim oluyor. Kriz anlarındaki öfke seçim yaklaşınca yerini unutkanlığa bırakır. Beş yıllık süre, bu unutkanlığı sistematik hale getirir. Ama unutkanlığı yaratan da yine aynı seçmendir. Politikacılar, halkın zayıf noktalarını okuyan ve kullanan insanlardır. Seçmen zayıf noktalarını kapatmadıkça, çıkan politikacılar da değişmez. Politikacı ne istediğini bilir "Atı alan Üsküdar'ı geçmiştir" der...
Gelişmiş demokrasilerde seçmen, süreyi uzatma teklifine ürpertiyle yaklaşır. Çünkü bilir ki uzun dönem, hesap sormayı zorlaştırır. Türkiye seçmenlerinde ise “daha az seçim, daha az kargaşa” söylemi yeterli oldu. Sandıkta “evet” çıktı. Sonra da “neden bu kadar rahat hareket ediyorlar?” sorusu sorulur.
Suçun tamamı iktidarda değil. Suçun çoğu, referandumda seçimlerde oyunu kullanan, sonra da sonucu unutan seçmendedir.
Politikacılar aynadır. Aynaya bakmadan sadece aynayı kırmak, aynı hatayı tekrar tekrar üretmektir.
Seçim süresini kısaltmak iyi bir adım olur. Ama asıl iş, seçmenin kendi sorumluluğunu kabul etmesidir. Aksi halde süre ister dört ister beş olsun, sonuç değişmez. İnsanlarımıza söyleyeceğim şey "Bindiğiniz dalı kesmeyin... "
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.