Doğan ÖZGÜDEN
SİYASAL SÜRGÜN AVI'NIN 39 YIL ÖNCEKİ KARA BİLANÇOSU
SİYASAL SÜRGÜN AVI'NIN 39 YIL ÖNCEKİ KARA BİLANÇOSU
12 Eylül 1980 darbesinin işlediği insanlığa karşı suçlardan biri de yurt dışında bulunan muhalif siyasetçi, gazeteci, yazar, sanatçı, sendikacı ve bilim insanlarının 403 sayılı Vatandaşlık yasasına eklenen g bendi uyarınca TC vatandaşlığından çıkartılması ve ülkedeki mal varlığına elkonulmasıydı.
Bundan 39 yıl önce, 5 Nisan 1987 tarihli Cumhuriyet Gazetesi'nde yayınlanan habere göre, Evren-Özal döneminde 26 bin kişiye "yurda dön" çağrısı yapılmış, dönmeyi kabul etmeyenlerden 14 bin'i vatandaşlıktan çıkartılmıştı.
Bunlardan 201 kişiye ise 403 sayılı Vatandaşlık yasasına eklenen g bendi uyarınca "yurt dışında TC'nin iç ve dış güvenliği aleyhinde faaliyette bulundukları" gerekçesiyle vatandaşlık kaybettirilmişti.
Bu vatansızlaştırma işlemlerinden 81'i Özal'ın da başbakan yardımcısı olduğu Ulusu Hükümeti döneminde, 120'si ise bizzat Özal'ın başbakanlığı döneminde uygulanmıştı.
TİP Genel Başkanı Behice Boran ve TÖB-DER Genel Başkanı Gültekin Gazioğlu'nun vatandaşlıktan çıkartılmasıyla 1981'de başlayan bu uygulama sürecinde Şanar Yurdatapan, Melike Demirağ, Yılmaz Güney, Cem Karaca, Mehmet Emin Bozarslan, Doğan Özgüden, İnci Tuğsavul, Nihat Behram, Mahmut Baksı, Şah Turna, Fuat Saka, Demir Özlü, Yücel Top, Ali Baran'ın da dahil olduğu 201 kişi "vatansız"laştırılmıştı.
Dahası... Vatandaşlık kıyımı ile ilgili ayrıntıların Cumhuriyet Gazetesi'nde yayınlanmasından bir yıl sonra, "demokratikleşme" şampiyonu Özal'ın direktifi üzerine TC Brüksel Başkonsolosu tarafından 26 Mayıs 1988 tarihli bir iadeli taahütlü mektupla "Türk vatandaşı olmadığımız" bize ikinci kez tebliğ edilmişti.
Başbakan Özal, Türkiye'yi Avrupa Birliği'nin bekleme odasına sokabilmek için 1988 Mart'ında Brüksel'e gelerek NATO ve AB liderleriyle, özel olarak da AB üyesi olan Yunanistan'ın o dönemdeki başbakanı Papandreu ile bir dizi görüşmeler yapmış, ardından 4 Mart günü yaptığı bir basın toplantısında da Türk Devleti'nin anti-demokratik uygulamalara son vererek AB üyeliğine hak kazandığı şişinmesinde bulunmuştu.
Ne var ki, basın toplantısında İnci'yle birlikte kendisine hâlâ sürüp giden insan hakları ihlalleri konusunda sorular yöneltmemiz üzerine Özal sinirlenerek basın toplantısını yarıda kesip salonu terketmişti.

Üç ay sonra da TC Brüksel Başkonsolosu’nun Türk vatandaşlığından atıldığımızı ikinci kez tebliğ eden taahhütlü mektubu gelmişti.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.