Doğan ÖZGÜDEN
Kürt ulusunun özgürlük ve eşitlik arayışına karşı
Kürt ulusunun özgürlük ve eşitlik arayışına karşı CHP iktidarı döneminde başlatılan baskı ve sindirme politikası 14 Mayıs 1950 seçimlerinden sonra DP iktidarı tarafından da aynen sürdürülümüştü.
Üstelik CHP muhalefetteyken bile, DP iktidarının baskılarını yetersiz bulan bir CHP milletvekili 1959 yılında Irak’ta bir Türkmen’in öldürülmesini bahane ederek TBMM'de açıkça Kürt kırımı başlatılması çağrısında bulunmuştu.
Buna karşı 102 üniversiteli Kürt genci 14 Nisan 1959'da ortak bir protesto bildirisi yayınlamış, 17 Aralık 1959'da da aralarında bu protestoyu imzalayan bazı Kürt gençlerinin de bulunduğu 40 Kürt aydını göz altına alınmış, 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra sayıları daha da artırılarak ünlü "49'lar Davası"nda yargılanıp mahkum edilmişlerdi.
Yeni Özgür Politika gazetesinin 16 Aralık 2021 tarihli sayısında yayımlanan "49'lar Davası" başlıklı yazısında Doğan Amed dönemin bu ilk kitlesel Kürt direnişini ve sonrasını şöyle anlatıyor:
"1958'de General Kasım, Irak’ta Kraliyet ailesine karşı darbe yapmış ve Cumhuriyeti ilan etmişti. Doğru ya da yanlış ama Başûr Kürtleri, General Kasım’dan taraf olmuş, darbe süreci ve sonrasında çıkan çatışmalarda bir Türkmen de hayatını kaybetmişti.
"Bu haberin Ankara yönetimine nasıl ulaştığı bilinmez. Ama bu haber, Irak’taki darbe sonrası ortaya çıkan ılımlı atmosferden ve özellikle Kürtlerin daha özgür davranmasından rahatsız olan Türkiye için bulunmaz bir şanstı!
"Olay bir anda Türkiye’nin temel gündemi haline gelmiş; hükümet, ordu, polis, dönemin istihbarat örgütü olan Milli Emniyet Hizmetleri (MEH), basın ve tabii ki Meclis harıl harıl bu durumu tartışıyordu.
"Meclis'teki tartışmalarda CHP milletvekili Asım Eren, Demokrat Parti hükümetine 'Aynıyla mukabelede bulunmayacak mısınız?' diye seslenerek öldürülen 1 Türkmen’e karşılık Kürtlerin öldürülmesini önermişti.
"Aslında Meclisin neredeyse tamamı bu istek içerisindeydi, ancak 1955'te yaşanan 6-7 Eylül olaylarının içte ve dıştaki etkileri henüz geçmemişti. Türk devleti için bir bahane gerekli olsa da bu bahaneyi bir Türkmen’in öldürülmesi ile elde etmek mümkün değildi.
"Türk basını ve devleti olayları ırkçılık ve Kürt kanı akıtma üzerinden tartışırken, milletvekili Asım Eren’i protesto etmek isteyen ve çoğunluğu Ankara ve İstanbul’da yaşayan Kürt aydınları bir protesto metni hazırlar.
"Metne 104 kişi imza atar. Metnin altında isim yoktur. İsim yerine 'Türkiye Kürtleri' ibaresi konulur.
"Hazırlanan metni 4 kişi postaneye götürür, Meclis'e, hükümete ve Kürt katliamını öneren Asım Eren’e gönderir. Metin aynı anda kamuoyuna açıklanır ve o anda kıyamet kopar…
"17 Aralık 1959'da, çoğu Ankara ve İstanbul'dan 40 Kürt aydını gözaltına alınır.
"Gözaltına alınanlar arasında, Jitem tarafından 20 Eylül 1992 yılında katledilen Musa Anter, 26 Kasım 1971’de KDP tarafından katledilen Sait Kırmızıtoprak, daha sonraları Ecevit hükümetinde bakan iken Kürt olduğunu söylediği için yargılanan Şerafettin Elçi, ömrünü Kürt mücadelesine adayan Canip Yıldırım, tarihçi Naci Kutlay, Ziya Şerefhanoğlu, Esat Cemiloğlu, Sait Elçi, Diyarbakır–İleri Yurt Gazetesi’nin sahibi Abdurrahman Efem Dolak gibi Kürt aydınları, yine o dönem Ankara Hukuk Fakültesi’nde öğrenci olup 12 Aralık 1994 yılında Jitem tarafından katledilen Medet Serhat ve daha birçok kişi vardı."
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.