Bülent BAŞARAN: SATRANÇ ve TAVLA!

Bülent BAŞARAN: SATRANÇ ve TAVLA!

Velhasıl "beni seven peşimden gelsin" diyen Özel, arkasına döndüğünde parti örgütünden daha ziyade hükümetin can düşmanı sosyalistleri gördü. EMEP-SOL PARTİ- TİP ve HKP alanın %70'ini oluşturuyordu. Sıradan CHP'li ise rahatsız olsa da, Özel'in etrafındak

SATRANÇ ve TAVLA!

Bülent BAŞARAN

Satranç, şansın ve uyanıklığın hiç yer almadığı, belli bir plan dahilinde baştan sona organize edilmiş hamlelerden oluşan bir savaş oyunudur. Satranç tahtası bir savaş alanıdır. Amaç; akılcı bir taktikle, düşmanı önce durdurmak, sonra ise moral, hamle ve alan üstünlüğünü ele geçirerek ona saldırmaktır. Satrançta şans olarak nitelendirilebilecek tek şey, düşmanınızın akılsızlığıdır.img-9511.jpeg

Tavla ise belli bir ölçüde akıl, taktik ve doğru bir yerleşim planı geretirse de, büyük ölçüde şansa bağlıdır. Ne kadar doğru bir taktiğe sahip olsanız da nihayetinde zarların insafına kalmış bir oyundur.

Siyaset, bu iki oyundan satranca benzer. Siz siyaseti tavla gibi oynamaya kalkarsanız, düşman sizi gafil avlar. Popülizmle, "bir çözümünü bulurum, bir dü-şeş atarım, düzeltirim" diyerek siyaset olmaz. Hamleler çoğunlukla geri dönülmezdir ve yanlış hamle sonrası durumu düzeltmek pahalıya mal olur. Diğer taraftan sizi savaş alanında gereksiz strese sokar ve hata üstüne hata yapmanıza neden olur.

Bir an için Kılıçdaroğlu ekibini hükümetin aparatı olarak kabul edersek, Özgür Özel ve ekibinin bu maça taktiksel olarak hiç hazır olmadığını görüyoruz. Söylediklerinin hiç birini neredeyse yapamadı. "Kongre kararı çıkıncaya kadar çıkmicaz genel merkezden" dedi ama 100 kişiyle genel merkezi savunmaya kalktı. Ve beklenenden kolay partiden çıkarıldı. "Ben bu kararı tanımıyorum, yok hükmündedir" dedi. Gitti öte tarafta kendisini genel başkanken tenzili rütbe ile grup başkanı yaptı. Yani tanımıyorum dediği hukuksal işlemin sonucuna göre hukuksal bir fiili durum yarattı.

Eğer o hukuksal işlemi tanımıyor ve yok hükmünde diyorsa tek çıkar yol topluca istifa etmekti. Ama Özel, örgüte de büyük ölçüde hakim olmadığı için buna da cesaret edemedi. Çünkü parti örgütünün, başkanların ve vekillerin, artık arşa çıkan bazı etik sapmalardan uzunca süredir devam eden şikayetlerini ya duymazdan geldi yada etrafındaki "karanlık grup" tarafından uyutuldu. Bu karanlık grubun Özel'i nasıl ve neden maniple ettiğini az çok tahmin etsek de bunların açıklanmasını tarihe bırakalım.

Velhasıl "beni seven peşimden gelsin" diyen Özel, arkasına döndüğünde parti örgütünden daha ziyade hükümetin can düşmanı sosyalistleri gördü. EMEP-SOL PARTİ- TİP ve HKP alanın %70'ini oluşturuyordu. Sıradan CHP'li ise rahatsız olsa da, Özel'in etrafındakilere güvensizliğinden ve bazı şehirlerde ortaya çıkan rezillikler konusunda gereğinin yapılmaması nedeniyle bekle gör taktiğini izledi. Tabi tüm bunların ötesinde bugün ne denirse densin Kılıçdaroğlu'nun karizmasının, söyleminin, bıraktığı "dürüst adam" imajının ve örgütteki etkinliğinin payı azımsanamaz.

Bir savaşta önce gücünüzden, yeteneklerinizden, müttefiklerinizin ve stratejinizin doğruluğundan emin olmalısınız. AKP, CHP'yi bölmek mi istiyor? Böldürmeyin! Butlanı tanımıyorsanız komple istifa edersiniz -ki ben olsam bu yolu izlerdim- yada gelen kayyumdan partinizi almanın yollarını ararsınız. Kaldı ki Kılıçdaroğlu el değil, partinizin üyesi ve eski başkanı! Bir araya gelin, meseleleri konuşun ve partiyi dağıtmadan bir orta yol bulun. "Benim onunla konuşacak bir şeyim yok" liseli ergen tribi bu! Sen istesen de istemesen de hukuken o adam şu anda parti başkanıdır. Bunu sen de kabul ettin ki, kendini grup başkanı olarak PM'ye onaylattın.

Medyadan duyduğumuz kadarıyla Kılıçdaroğlu, sizle uzlaşmak için bir ön şart olarak 4-5 vekilin siyaseten kellesini istemiş. Bu noktada görüşmeler tıkanmış. Neden özellikle 4-5 vekilin kellesi isteniyor? Ahlaki Arınma söylemiyle bu vekillerin bağdaşmayan yanı ne? Neden Mahmut Tanal yada Aylin Nazlıaka değil de bu adı geçenlerin istifası ön şart olarak sunuluyor? Salt Kılıçdaroğlu'na muhalif oldukları için olamaz. Çünkü eğer öyle olsa en az 30 milletvekili Kılıçdaroğlu'na muhalif açıklama yayınladı. Neden bu 4-5'inin adı özellikle geçiyor? Acaba bunların CHP'nin kurumsal kimliğine, geleneklerine ve siyasal konumuna yakışmayan iş, işlem ve bağlantıları mı var? Bu kişiler CHP'den de mi önemli ki, masaya oturmanıza bile engel oldu?

Tekrar dönelim satranç tahtasına... Savunma hattı dağıldı, kale düştü, herkes darmadağın... Taban bölündü, meclisteki parti bölündü, belediye başkanlarının kalanı da oraya buraya savruldu. E nasıl bir taktikti bu!!! Olmaması istenen herşey oldu. Partiye sahibiz baba ocağımız dediniz bırakıp gittiniz.

Tüm bunlar olmasaydı. Hemen süratle bir araya gelseydiniz. Birbirinize kalan saygınızı da Türkiye'de kitlesel muhalefeti temsil eden en büyük partiyi korumaya harcasaydınız. Yarın şayet bu adı geçen ve ihracı istenen kişilerin de Özkan Yalım ve Böcek gibi gayrı hukuki ve ahlaki şeyleri ortaya çıkarsa ne yapacaksınız? Sonuçta ortaya çıkan bu durum kimin işine yaradı? Özgür Özel kahraman oldu tamam eyvallah, ya geri kalan? Şimdi hukuken herşey Kılıçdaroğlu'nun elinde, sizin siyasi geleceğiniz bile onun elinde!

Bu savaştan ıslak gömlek, bir kaç fotoğraf ve birbirine düşmüş bir parti dışında ne kaldı elinizde?
@öne çıkar

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.