Doğan ÖZGÜDEN

Doğan ÖZGÜDEN

"KESEMDE VERECEK ŞEYİM YOK, YÜREĞİMDEN VERDİM"

Anadolu'nun son yüzyılda yaşamış olduğu en büyük depremlerden biri olan Erzincan zelzelesi bundan tam 86 yıl önce, 27 Aralık 1939 Çarşamba günü saat 02.00 civarında başlamış, Erzincan'ın yanısıra Tokat, Amasya, Yozgat, Çorum, Sivas, Erzurum, Elazığ, Tunceli, Gümüşhane, Giresun, Ordu ve Samsun’da da büyük can ve mal kaybına neden olmuştu.
Şiddeti 7,9 olarak ölçülen depremde resmi kayıtlara göre 32.968 kişi hayatını kaybetmiş, onbinlerce kişi yaralanmış, 116.720 bina yerle bir olmuştu.
89 yılı bulan yaşamımın çocukluk günlerinde tanık olduğum ilk büyük felaketti... Tokat ilinde, babamın görevli bulunduğu ıssız ara demiryolu istasyonunda bir gece yarısı büyük sarsıntılarla uyanıp kendimizi dışarı attığımızı anımsıyorum... Artçı zelzelelerden korunmak için diğer demiryolcu aileleri gibi biz de bir kara vagona sığınmıştık.
Karakışta, vagonun ortasında uyduruk bir odun sobası, soba borusu tavana yakın küçük pencereden dışarı verilmiş. Artçı zelzeleler durmak bilmiyor... Bazen öylesine şiddetli vuruyor ki, kara vagon sarsıntıdan rayların üzerinde metrelerce bir ileri bir geri gidiyor... Kızgın saç soba, üstündeki kaynar çaydanlıkla birlikte devriliyor, korlar vagonun tahta zeminine dağılıyor.
O tarihlerde Anadolu'nun ücra köşelerinde ne radyo ne televizyon... Felaket haberlerini babam istasyonun tek iletişim aracı olan manyetolu telefondan ya da telgraf makinesine mors alfabesiyle gelen mesajlardan alıyor.
Ayrıntılı haberler ve fotoğrafları içeren günlük gazeteler ise bize ancak günlerce sonra trenle ulaşıyor. Kısmen hasara uğramış olan civar köyler ahalisi de Erzincan haberlerini sık sık istasyona uğrayarak babamdan öğreniyor.
Zelzele felaketzedelerine yardım için herkesin elinden geleni yapmaya çalıştığı günlerde gelen bir gazetede yayınlanmış bir şiirin babamı ne denli duygulandırdığını, istasyona haber almaya gelen köylülere de onu nasıl büyük bir acıyla okuduğunu anımsıyorum. Ama ben ne şairi tanıyacak, ne de şiiri hangi koşullarda yazmış olduğunu bilebilecek yaştaydım.
Uzun sansür yıllarından sonra eserleri 60'ların ortalarında yeniden yayınlanmaya başlayıncadır ki, o şiirin Nazım Hikmet'e ait olduğunu öğreniyorum.
Evet, Nazım Hikmet bir komplo sonucu 1938'de "orduyu ve donanmayı isyana teşvik ettiği" iddiasıyla 28 yıl 4 ay hapse mahkum olmuştur, zelzelenin olduğu 1939 yılında zindandadır. *
Erzincan zelzelesi üzerine “Kara Haber” başlıklı bir şiir yazıp altına da “Kesemde verecek şeyim yok, ancak yüreğimden verebildim" diye bir not yazarak Sertel'lerin yönetimindeki Tan gazetesine göndermiştir.
Nazım Hikmet'in 2 Ocak 1940 tarihli Tan gazetesinde yayınlanan şiiri:
Kara Haber
Erzincan'da bir kuş var
Kanadında gümüş yok
Gitti yarim gelmedi
gayrı bunda bir iş yok.
Oy dağlar dağlar, dağlar...
Aldı ellerine kanlı başını
Karın ortasında Erzincan ağlar...
O ağlamasın da kimler ağlasın
Kar yağar lapa lapa
tipidir gelir geçer...
Yan yana sırt üstü yatan ölüler
akşam olur tandıramaz
ateşini yandıramaz
Gün ağarır şafak söker
kimsecikler gitmez suya
ezilmiş başlarıyla ölüler
vardılar uyanılmaz uykuya
Ses edip geceye beyaz taşından
kışlanın saati çaldı ikiyi.
Ne çabuk lahzâda bitti yaşamak
Kimisi altı aylık,
kimisi sakalı ak,
kimi on üç, on dört yaşında;
kimi yola gidecek
kimisi mektup bekler
yan yana, sırt üstü yatan ölüler...
Yayıkta yağ vardı, dövülemedi,
akpeynir torbaya koyulamadı,
hasret gitti ölüler
dünyaya doyulamadı...
Uyanıp kaçamadılar,
kuş olup uçamadılar
açıldı kuyular, kimse inemez
Erzincan Beygiri rahvandır amma;
ölüler ata binemez.
yan yana, sırt üstü yatan ölüler...
NÂZIM HİKMET
*Nazım Hikmet, orduyu isyana teşvikten 17 Ocak 1938’de tutuklandı, 29 Mart 1938’de 15 yıla mahkûm oldu. Ceza Askeri Yargıtay tarafından 29 Mayıs 1938'de onaylandı.
29 Ağustos 1938’de de donanmayı isyana teşvikten 13 yıl 4 aya mahkum edildi. Bu ceza da Askeri Yargıtay tarafından 29 Aralık 1938'de onaylandı.
Böylece toplam 28 yıl 4 ay hapse mahkum edilmiş oldu.

img-0892.jpegimg-0892.jpeg

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.