Doğan ÖZGÜDEN

Doğan ÖZGÜDEN

50 YIL ÖNCESİNİN KARANLIK EYLÜL’ÜNDEN ACI ANILAR…

50 YIL ÖNCESİNİN KARANLIK EYLÜL’ÜNDEN ACI ANILAR…

60'lı yılların efsanevi devrimci gençlerinden Mustafa Taylan Özgür, acı bir rastlantı, uzun süredir polisçe aranan Deniz Gezmiş’in tutuklandığı 23 Eylül 1969 günü Hürriyet meydanında, Turan Emeksiz anıtının hemen yanında, arkasından ateş eden sivil polis memurunun kurşunuyla vurulmuştu. Götürüldüğü hastanede ciddi bir müdahale yapılmadığı için de hayata veda etmişti.

Mustafa Taylan Özgür, Vietnam'da CIA ajanı olarak görev yaptıktan sonra Türkiye'ye ABD büyükelçisi olarak gelen Robert Komer'in rektörün daveti üzerine ODTÜ'yü ziyarete geldiği 6 Ocak 1969'da arabasını ateşe veren gençlerden biriydi ve, Ant kupüründeki fotoğrafta görüldüğü gibi, kısa bir süre önce bu yüzden yargılanmıştı.

Özgür’ün ölümünden iki gün önce de, yine İstanbul’da, Işık Özel Mühendislik ve Mimarlık Yüksek Okulu’ndaki bir boykot, eylemi sırasında TİP üyesi Kâhta’lı devrimci Kürt genci Mehmet Cantekin kurşunlanarak katledilmişti.

23 Eylül 1969 günü, Ant'ta yayınlanan "Kavga zamanıdır" başlıklı yazımdan dolayı İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde altı yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyordum.

img-2331.png

Her zamanki gibi sıramın gelmesini beklerken adliye koridorlarında boydan boya volta atıyordum. Bir anda giriş kapısında büyük bir gürültü koptu, kapıya doğru seyirttim. Önde polislerin kelepçelediği Deniz Gezmiş, arkada da devrimci gençler... Deniz o gün görüşmek üzere gittiği Hukuk Fakültesi Dekanı Profesör Orhan Aldıkaçtı'nın ihbarı üzerine fakülteyi basan polisler tarafından yakalanarak gıyabi tutukluluğu vicahiye çevrilmek üzere adliyeye getirilmişti.

Deniz'i hemen alt kattaki bir bekleme odasına soktular. Onunla birlikte gelen gençler beni görünce niçin orada olduğumu sordular. Duruşma sıramı beklediğimi söyledim. Bunun üzerine gençlerin bir kısmı benimle birlikte yargılanacağım Ağır Ceza Mahkemesi'nin önünde toplandı, duruşma sıram gelince de izleyici olarak salondaki dinleyici sıralarını doldurdu.

Gençlerin varlığı salonda öylesine etkili olmuştu ki, savunmamdan sonra cumhuriyet savcısı da yazdığım yazıda suç unsuru bulunmadığı yolunda görüş bildirdi, mahkeme heyeti de oybirliğiyle beraatime karar verdi. Mahkeme salonundan alkışlar arasında ayrıldık.

Karardan sonra alt kata inerek Deniz'i buldum. Hâlâ elleri kelepçeliydi.

Hakkında gıyabi tutuklama kararı olduğu için aranmakta olan Deniz'le en son bir ay kadar önce terlefonla görüşmüştüm.

Vietnam Devrimi'nin lideri Hi Şi Minh’in ölümünü 9 Eylül 1969 tarihli Ant Dergisi’nde "Dünya büyük bir devrimciyi kaybetti" başlığıyla yansıtmıştık.

79 yaşında ölen Ho Amca, Sovyet-Çin gerginliğinin had safhaya ulaştığı, Türkiye sol hareketinin uluslararası referans arayışı içinde bulunduğu günlerde tüm devrimci gençler için saygın bir semboldü.

Ho Şi Minh'le ilgili sayı yayınlanınca Deniz telefon ederek ne denli duygulandığını anlatmış, ardından da kendi durumundan bahsederek, "Kavga giderek sertleşiyor. Sanıyorum bunlar beni artık hiç rahat bırakmayacaklar..." demişti.

Beni görünce gülümsedi.

- Arkadaşlar senin beraat ettiğini söylediler, geçmiş olsun, dedi... Ama devrimci basına ve devrimci gençliğe karşı bu dâvalar bitmez. Daha ağır şeylerle karşılaşacağız... Mehmet Cantekin'i vurdular... Daha kimler vurulacak? Yarın serbest bırakılsam bile hayatta bırakırlar mı? Ama direneceğiz...

Deniz haklıydı. Tutuklandığı o gün İstanbul'da Mustafa Taylan Özgür de vurulmuştu.

Cinayet makinesi işlemeye başlamıştı.

Özgür ve Cantekin’in katledilmelerini, Gezmiş’in tutuklanmasını 30 Eylül 1969 tarihli Ant Dergisi’nde tüm ayrıntılarıyla yansıtmıştık.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.