Bülent Hakan ALTUNCU
NE GÜZEL SAÇ BAĞLARDI...
Ne güzel saç bağlardı Karadeniz kadınları; her biri anamızdı, bacımızdı; şimdi hepsi kırk yabancı…
Sarılır, kucaklaşır öpüşürdük, el ele tutuşurduk, göz göze konuşurduk, şimdi halan, teyzen bile yabancı…
Büyük çoğunluğu dindardı, namazında niyazındaydı, öz yeğenini, torununu, amca kızını, dayıoğlunu kırk yabancı, namahrem saymazdı.
Şimdi kadını erkeği hepsi yeni modalara uydular ve çok dindar(!) oldular, birbirlerine bakamaz, sarılamaz, el ele horon tutamaz oldular. Yeni uydurulan din mantığıyla bakıyorlar hayata ve cenneti garantiye almak istiyorlar.

Eğer cennet varsa benim tek hayalim orada benden önce ölen ve benden sonra ölüp oraya gelecek olan sevdiklerimle buluşabilmektir. Sanırım birçok kişi için de durum aynıdır.
Peki bu başlarını tek tip moda olan yeni şekilde örten, göz göze gelmeyen, el ele tutmayan, sarılıp kucaklaşmayan ve hatta selamlaşmayan doğru olanın böyle olduğuna inanan insanlara göre; o zaman onlardan önce yaşayan, erkeklerin elini tutan, göz göze gelen, sarılıp kucaklaşan, öpüşen anneleri, halaları, teyzeleri, nineleri, gelmiş geçmiş tüm kadın geçmişleri cehennemliktir, yani cehennemdedir. Bu durumda gitmeyi garantiye almak için can attıkları cennetten beklentileri nedir? Samimi soruyorum, üzüm, kiraz, şeftali yemek, zemzem suları içmek, gölgelenmek ve yetmiş “Huri” beklemek midir? Bu mudur yani?
Aklımızı başımıza alıp etnik, dinsel, cinsiyetçi kimliklerimizden arınmadıktan, insan özünde ve en yüce erdemliliğinde buluşmadıktan sonra Tanrının yarattığı en üstün yaratık olan "insan" olmamız ve gözüne girmemiz imkansız gibi geliyor bana.
Ne güzel saç bağlardı Karadeniz kadınları; her biri anamızdı, bacımızdı; şimdi hepsi kırk yabancı. Ne acı!
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.