Bülent Hakan ALTUNCU

Bülent Hakan ALTUNCU

GEN HARİTAMIZ----GÜLMECE VE MİLLİ BİRLİK BERABERLİK

Gen haritasını merak edip kan verenlerin sonuçlarına göre Türkiye'de Türk geni oranı %10-15 lerde çıkmıştır. Bu oranın üstünde olan yerler Ankara Nallıhan, Mersin Silifke, Adana Kozandır. Bunlarda da en yüksek oran % 20 civarında çıkmıştır. Ve sonrasında bunu Gümüşhane Kürtün ve Giresun takip etmektedir. Trabzon'unun Şalpazarı ve Beşikdüzü ilçelerinde de Türk geni bulunmaktadır. Fakat Türk geninin Kürt bölgelerinden de az olan ve %1 i bulmayan yerleri Trabzon'un bahsettiğim yerleri dışında kalan yerleri ve Rizedir. Ne mutlu Türküm diyene!

GÜLMECE VE MİLLİ BİRLİK BERABERLİK

Kimileri vardır: Hep gülen insanlardır veya sürekli gülmeyi görev edinen insanlardır. Etrafındakileri de hep güldürmek isterler. Belki de kalplerinin bir tarafından sürekli kaçan insanlardır. Birçok komik hikayeleri vardır anlatacak. Tiyatral olarak birçok kez deneyimledikleri taklitleri, replikleri büyük bir başarıyla sergilerler. Bulundukları ortamın moderatörü olurlar ve herkesi gülmekten kırıp geçirirler. Fakat sahneleri bitince anlattıkları kimsenin aklında kalmaz. Sadece o kişinin şovmenliği akıllarda kalır. Çünkü insanların kalplerinin sadece bir noktasına dokunurlar.

Kimileri de vardır: Öyle sürekli gülmezler, hata pek gülmezler dahi diyebilirim. Ciddi dururlar, sessiz kalır, genel olarak dinleyici olurlar. Anlatılanları akıl ve hafıza süzgecinden geçirip yorumlamaya çalışırken somurtkan bir ifadeleri de olabilir. Zeka potansiyelleri genel toplum ortalamasının çok üzerinde, hafızaları güçlü, duygu ve düşünce dünyaları geniş, karakterleri insanı kamil sıfatına ermiş bu insanlar bütün anlatılanların hepsini alır, bir kuru susamdan tahin yapılması gibi bir kıvama getirir ve bir anda baldan tatlı esprilerini patlatırlar. Bütün bu işlemler o an içinde olur, önceden bildikleri bir hikayeyi tekrarlamazlar. Dinleyiciler hem çok güler hem nasıl böyle bir espri yaptığına şaşırır ve toplantı bitse bile akıllarından bu espriyi çıkaramazlar, eve gidip uykuya dalmadan önce bile akıllarına gelir, gülmekten uyuyamazlar.

Ben bu ikinci tiplere bayılırım. Ve tecrübe ettiğim kadarıyla bu tiplerin esprileri sadece insanları gülmekten kırıp geçirmez. Bunu yaparken aynı zamanda düşündürür, hatta bazen esprisinden daha ziyade hüzünlendirir ve insanlara gülerken göz yaşı da döktürebilirler. Yani insanların kalplerinin bir noktasına değil her noktasına dokunurlar. En yaslı ortamlarda bile yası unutturmadan acıyı bal eyleyecek cümleler sarf edebilirler. Bahsettiğim ilk grup şovmenlerin bu tür ortamlarda sahne almaya kalkması ise tam bir rezaletle sonuçlanır.

İşte burası insanın duygu dünyasını bir çember olarak düşünürsek ve bir ucu hüzün bir ucu eğlence gülmece olan bu çemberin iki ucunun birleştiği yerdir. Yani insan denen türün duygu dünyasının tamamıdır. Fakat duygu çemberinin tümüne hakim olmayan insanlar ne böyle espriler yapabilirler ne de böyle ince esprileri anlayabilirler. Boşuna dememişler ağlamakla gülmek kardeştir diye. Bence bunu başarabilenlerdir insanları gerçekten mutlu edenler, insanlara tam anlamıyla, eksileriyle artılarıyla insan olduğunu hissettirebilenler.

Bunu başaran nice yazarlarımız, tiyatrocularımız, sinema sanatçılarımız oldu. Filmlerini tekrar tekrar izlerim. Bana bu yazıyı yazdıransa: Adı edebiyat, sanat, şiir, felsefe gibi bir şey olan bir facebook grubunun sayfasında paylaşılan bir ileti oldu. Belli ki iyi bir sinemasever biri olan bu kişi “İzlediğim filmlerden ilk 100’e aldıklarım” diye uzun bir liste paylaşmış gruplarında. Tek tek hepsine baktım içlerinde bir tane Türk sinemasının ismi geçmiyordu.

Vizontele’yi, Züğürt Ağa’yı ve daha nice çok değerli filmi listesine sokmayan bu kişi bıraktım bizim bir ucu acı diğer ucu gülmece olan duygu çemberimizin tamamını; sadece gülme, eğlenme, hüzün, yas, korku, endişe, inanç, heyecan, kaygı ve daha bir çok duygu noktasını bilmeyen, özüne yabancı, hayat çemberi bizim çemberimizin hiçbir çizgisiyle kesişmeyen yabancı biridir sadece.

Oysa milli eğitim bakanlığı bu günlerde okullarda ramazan etkinlikleri düzenleyeceğine Vizontele’yi, Züğürt Ağa’yı, Eşikiya’yı, Zübük’ü, Çiçek Abbas’ı, Banker Bilo’yu, Selamsız Bandosu’nu, Hababam sınıfını, Recep İvedik’i bile okullarda ders konusu olarak işletmeyi akıl etseydi çocuklarımızı dindar, kafir diye ayırmadan milli birlik ve beraberlik amacıyla bir araya getirip birbirlerine küstürmeden sevgi ve barış ortamının kurulmasını tesis edebilirdi. Fakat bunların amaçları; ne inançları ne ırkları ne gelenek görenekleri bir olmasa da aynı kültürün tek milleti olmayı başarmış yurttaşlarımızı, din ve ırk üzerinden bölüp parçalayıp birbirine düşman edip saltanatlarını devam ettirmek istemeleri.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.