Bülent Hakan ALTUNCU

Bülent Hakan ALTUNCU

DOĞU KARADENİZ KÜLTÜRÜNDEN HAREKETLE GERÇEK KÜLTÜR

DOĞU KARADENİZ KÜLTÜRÜNDEN HAREKETLE GERÇEK KÜLTÜR

Hiçbir isteğim ve de bilincim olmadan, Trabzon Çaykara nüfusuna kayıtlı, oranın kültürünü almış bir çiftin çocuğu olarak, babamın öğretmen olarak ilk görev yeri olan Hatay Kırıkhan’da dünyaya gelmişim.

Dünyaya geldiğim Kırıkhan’ın 408 evler mahallesi Çaykara’dan heyelan tehlikesi nedeniyle (?) göç ettirilen üç köyün muhacirlerinden oluşan bir mahallesiydi.

Oranın bende bir etkisi olmuş mudur bilemem. Çünkü bir yaşıma ayak basar basmaz Konya Seydişehir Etibank Alüminyum tesislerinde işçi olarak çalışan dedemin ilk torunu olmam vesilesi ile anne ve babamın yanından alınıp, dede ve babaannemin yaşadığı Seydişehir’e göç etmişim.

img-6528.jpeg

Seydişehir nasıl bir yerdi onu da çok hatırlamıyorum ama oradaki evimizde en yoğun şekliyle Karadeniz şivesi konuşulurdu, hatta yer yer de Rumca iletişimler kurulurdu; yediklerimiz, içtiklerimiz genelde memleket tarzında, konularımızsa sanki Konya’dan çok Trabzon-Çaykara’da yaşıyormuşuz gibi olurdu.

Artık Kırıkhan’da doğmamdan kaynaklı mı yoksa Seydişehir’de Çaykara kültüründe yetişmemden ve bilinç altımda biriktirdiklerimden kaynaklı mı bilemem ama altı yaşımdayken dedem “Enver” isimli, müteahhit ve mühendis bir arkadaşının otomobiliyle bizi Konya’dan Erzurum üzerinden Trabzon’a getirmiş. Ben hatırlamıyorum ama bana anlatıldığına göre Zigana dağının zirvesine gelene kadar arabada çıtım çıkmamış, Zigana dağını devirip Doğu Karadeniz coğrafyasını fark ettiğim anda dedemin bana Erzurum’da aldığı oyuncak tabancayı arka koltuktan arabayı süren Enver amcaya dayayıp: Teslim ol buradan sonrası bizim memleket, demişim.

Tarihte Perslerden, Kumanlardan, Kıpçaklardan, Romalılardan, Ermenilerden tutunda Bektaşilerden, Hanefilerden, Hristiyanlardan, Yahudilere kadar birçok kavmin ve dinin dönem dönem bazen iç içe bazen farklı zamanlarda yaşadığı bir yer Doğu Karadeniz bölgesi.

Bugün %99 dan fazlası Türk olduğuna inanıyor. Peki bu insanların örf, adet, gelenek ve kültürleri hatta dünyanın hiçbir yerine benzemeyen karakter yapıları, düşünce mantıkları, espri anlayışları, beden dilleri Orta Asya Türklerine mi benziyor? Benzeyen yanları olabilir ama bu genel özelliklerinin çok küçük bir kısmı için geçerli olabilir ancak.

Turistik amaçlı Yunanistan’a, Avrupa’nın birçok yerine hatta Kanada’ya giden ve buralardan göçmek zorunda kalan Hristiyanlarla oralarda karşılan hemşerilerim o insanlar tarafından çok güzel karşılandıklarını, çok güzel vakit geçirdiklerini, kırk yıllık tanıdık gibi sohbet ettiklerini anlatırlar. Tabi bu durumu 12 Eylül sonrası dayatılan Türk-İslam sentezi perspektifinde yetişen kendilerini halen daha ısrarla Türk sayıp gerçekte Araplaşan hemşerilerim yaşayamazlar, zaten o insanlarla görüşüp buluşmaya da can atmazlar.

Oysa tüm bu siyasi projeler kapsamında kendine yabancılaştırılmış Doğu Karadenizlilerin halen daha önemli bir çoğunluğu atası bu topraklarda yaşamış, bu kültürden izler taşıyan Rum’a da, Ermeni’ye de, Hristiyan’a da, Yahudi’ye de diğer Rumlar, Ermeniler, Hristiyanlar, Yahudiler gibi bakmasalar da sıcak bakarlar. Bırakın bunları, bir Kazak’ı, Özbek’i, Fars’ı, Arap’ı; güzel yurdumuzun güzel insanları olan Egeli, Akdenizli insanlarından bile daha yakın hissedeler kendilerine. Doğu Karadenizlilikte işte budur. Bu yüzden gerçek bir Doğu Karadenizli insanlara ırkları dinleri üzerinden bakmaz, bakamaz; bakıyorsa yabancılaşmıştır, beyni yıkanmıştır. Boşlukta geziyordur, onu birileri yönetiyordur. O artık Trabzonlu, Rizeli değildir.

img-6527.jpegÇünkü bu topraklar binlerce yıldan beri çevresine göre farklı coğrafik yapısı, farklı iklim şekli, farklı üretim şekli, farklı üretim ilişkileri ve bunların sonucu gelişen kültürüyle kuşaklar boyu aktarılan özgün bir kültürü olan topraklardır. Buraların insanlarının kültürü farklı kültürlerin içinde kendini ifade etmekte zorlanacak kadar kendine hastır ve bu yüzden doğu Karadeniz insanı nere gitse hemşerisini arar bulur. Memlekette yaşam şeklinden, siyasi partisinden dolayı yüzüne bakmadıklarıyla gurbette kan kardeş olur.

İşte buna kültür denir! Ne ırka ne inanca ne cinsiyete ne siyasete ne de başka bir şeye bakar. Sadece ırk, din, cinsiyet, siyaset üzerinden oluşturulmaya çalışılan kimlikler toplumsal birlik beraberlik, barış ve sevgi getirmez tam tersi düşmanlık, kin, bölünme ve ayrışma getirir ve bu ayrışmalardan faydalanmak isteyen insanlara rant sağlar. Zaten yüz yıldır yaşadığımızda budur.

Ve biz ülke olarak Anadolu Türkçesini konuşan tüm Anadolu halkları olarak ve bugün farklı dilleri olsa da büyük çoğunluğu bizim dilimizi de bilen ve yüz yıllardır aynı coğrafyada ve zorba egemenlikler altında yaşamış Kürt'ü, Laz'ı , Çerkez'i, Hemşinlisi Anadolu insanları tek bir milletiz. Benim milliyetçilikten ve vatanseverlikten anladığım budur.

(İşin acı tarafı ise böyle bir yazı ve içeriğindeki memleket ve vatan sevgisi; kendilerine yabancılaştırılmış, beyinleri yıkanıp maşalaştırılmış, kendi siyasi düşüncesinden olmayan akrabasına ve hatta kardeşine bile düşmanlaştırılmış insanlar tarafından hiç bir şekilde anlaşılmaz ve yazanı yani beni Pontusçu, vatan haini, kafir gibi bir çok ithamla karşı karşıya bırakabilirler)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.