Bülent Hakan ALTUNCU
BAYRAK
Piaget’e göre 7-11 yaş arası somut işlemler dönemidir. Soyut işlemler dönemi ise 11 yaşından sonra başlar.
Eğer bu doğru ise ki bence doğru; bir çocuğa soyut işlemler dönemine (11 yaşına) varmadan önce Allah gibi ruh gibi soyut kavramlar öğretilmemelidir. Diğer yandan bayrak gibi Atatürk gibi somut nesneler ve kişilerde somut gerçeklerinin ötesinde derin anlamları ile yedi yaşından küçük çocuklara izah edilmeye çalışılmamalıdır. İşin aslı yedi yaşına kadar çocuklara sadece oyun oynamak, paylaşmak gibi çocuğun beynini zorlamayan sadece çocuğu mutlu eden şeyler öğretilmelidir. Bunların dışında çocuklara dikta edilen bilgiler, onları öncelikle çocukluktan ve mutluluktan koparır, yaşları ile uyumsuz ruh hallerine girmelerine neden olur. Bu türde bilgilerle donatılan çocuk ergenliğe girdikten sonra kendine anlatılan dogmaların esiri, fanatik savunucusu ve hatta militanı olur.

Bu noktadan sonra olaylara tarafsız bakamaz, karşı tarafın iyi, güzel ve haklı yanlarını görmez; en önemlisi de hiçbir zaman özeleştiri yapmaz, tıpkı bir putun kulu gibi yaşamayı kutsal bir yol olarak beller.
Yedi yaşıma kadar dini eğitim almadım ama ilkokula başlamadan Atatürk ve bayrak sevgisi edinmiştim. İlkokulda dünya siyasi haritasının altındaki tüm devletlerin isimlerinin sözlük sırasına göre dizilip bayraklarını gösteren yere ilk bakışta sonlardaki bizim bayrağımızı görürdüm. Bana öyle bir güzel gelirdi ki sanki o sayfadaki tüm bayraklar gözümden silinir, tüm sayfayı ay yıldızlı bayrağımız kaplardı. Müthiş hayranlık duyardım bayrağımızın sade güzelliğine. Türkiye’nin “T” harfinden dolayı listede sonlarda yer almasına da her zaman içerlerdim.
Yedi yaşından da sonra soyut düşünme yetimin geliştiği 12-13 yaşlarıma kadar her yaz tatili üç ay boyunca kuran kursuna gittim. Burada bize öğretilen korkuya dayalı eğitim anlayışından ilk başlarda sıkıldım daha sonra başka dinlere, mezheplere, insanlara, kadınlara karşı kendilerini üstün gören bakış açılarından sıkıldım ve bu konuda antitezler üretme arayışına girdim. Bu kısmın öz eleştirisini 18-19 yaşlarıma kadar tamamladım.
Sonraki yıllarda tüm ülkelerin bayrakları olduğunu ve tüm bu ülkeleri zengin sınıfların yönettiklerini, halklarını vatan, millet, bayrak yalanlarıyla kandırdıklarını gördüm. Hele de bayrağa en çok sarılanların silah ve uyuşturucu kaçakçılarının, kadın ticareti yapan pezevenklerin olduğunu gördüm…
Bayrağımızı bu gibi kötü emellerle kullananlara çok kızsam da çocuk yaşta kalbime giren etkisinden bugüne kadar kurtulamadım. Halen daha bana en güzel bayrak gelir bizimkisi, ne kadar kirletilse de.
Fakat şunu hiçbir zaman anlamadım başka ülkelerde onurla taşımamız gereken bayrağımızı kendi içimizde birbirimize göstermek veya sallamak bana hep ayıp gelmiştir. Sadece ayıp değil diğer vatandaşlarımızı dışlamak, bunun üzerinden rant sağlamak gibi üçkağıtçı, fırsatçı, uyanık ve bölücü bir anlayışı hatırlatmıştır.
Sabah işe gittim ameliyathane de bir bayrak! Anlayamadım, bayram mı diye düşündüm: Yok değil. Sordum. Nusaybin’de bayrak indirilmiş buna tepki dediler. İyi de içimizde bir tane ne Kürt var, ne Alevi, ne şafi; hepimiz elhamdülillah hakka mümin Hanefi mezhebindeniz kime sallıyoruz bu bayrağı şimdi.
İşte bu tür anlamsız ve yersiz, bir sonuca varmayacak, bir mesaj vermeyecek tepkiler Piaget’in bahsettiği dönemlerimizdeki bilgi zehirlenmelerimiz sonucudur. Zaten bayrakla fotoğraf çektirmek isteyenler gayet mutlu mesut fotoğraflarını çektirip sosyal medyalarında bunu paylaşıp konu kapanmış, hiç kimse bu durum üzerine bir sohbete girişmemiştir.
Yoksa oturup adam gibi bayrağımızı konuşsak, ülkemizi sömüren, halklarımızı birbirine düşman edip birbirine kırdırtan dış güçlere de, içimizde bulunan her türlü pisliğe, kötülüğe, haksızlığa, hukuksuzluğa bulaşıp suçlarını bayrakla örtenlere karşı bayrağımızı bilinçle ve onurla sallasak bu bayrağı ne dış güçler, ne Kürtler ne de başka hiç kimse indirmez, indiremez.
Akşam eve geldim. Saat:18 Halk tv ana haber bültenini açtım. Baktım ki ülkenin yandaş/muhalif ayırmıyorum tüm medya kanalları; bütün burjuva partilerinin liderlerinin bayrak konusundaki mesajlarını yayınlayarak birlik ve berberliklerini göstermeye çalışıyorlar. Gözlerim yaşardı!
Ne zaman bu halk bu kanallara ve bu partilere ay yıldızlı, kan kırmızı, kar beyaz bayrağımızı açar, sallar ve “biz sizin bayrak sevdanızı çok iyi biliyoruz alçaklar” der, işte o zaman barış gelir, işte o zaman bu güzel bayrak sonsuza dek dalgalanır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.