Bülent Hakan ALTUNCU

Bülent Hakan ALTUNCU

AKLINI ve RUHUNU TESLİM ETMEDEN SEVMEK

İnsanlar sevdiği ve inandığı kişilerin yollarından yürümeyi bir zaruriyet ve tutarlılık gereği olarak görürler.

Bu yolda yürüdükçe yaşamlarını anlamlı kıldıklarını düşünür, bu yoldan yürümeyenleri ise kendi yollarına çekmeye isterler. Hatta bir kısmı bunu bile düşünmez yollarından gitmeyen diğer insanları yoldan çıkmış görürler ve düşmanları kesilirler.

İnsanların hiçbiri sevip saydığı anasından babasından, şıhından ağasından, peygamberinden siyasi liderine kadar hiçbirine eleştirel açıdan bakmaz, onlar hakkında kötü bir söz etmez. Aksine onları öldüklerinden sonraki yıllarda daha da yüceltecek, yükseltecek hayaller kurup onlar adına yalan da söyleyebilirler.

Çok değil yakın yıllarımızda yaşamış ve ölmüş Aziz Nesin, Can Yücel, Nazım Hikmet gibi aydınlarımız hakkında asla onların yazmadığı ve dile getirmediği nice düşünce ve şiir üretilmiştir onlar adı kullanılarak. Üstelik onları çok yakından tanıyan ve bu uydurulan cümlelerin, şiirlerin onlara ait olmadığını anlayacak nice insanların halen hayatta olduklarını bildikleri halde.

Bu bahsettiğim üç yazar toplumların yaşamlarında devrim yapmış, kendi adlarına bir “izm” yaratmış kişiler bile değilken “izm” yaratmış insanlarla ilgili ne kadar yalan uydurulmuştur bir düşünsenize.

Örneğin 60’lı yıllarda Marksizm ve Leninizm adına Türkiye’de ilk kez yayınlanmış ve o dönem yaşayıp bu kitapları okuyup solcu olmuş 68 kuşağının yolundan yürüdü yüz binlerce insan. Sonra öğrendik o kitaplar Türkçeye birebir çevrilmemiş, bir çok yerine günün koşullarına uygun yorumlar eklenmiş.

Bu Mustafa Kemal içinde böyledir. Peygamberler içinde. Hele kameranın, fotoğraf makinesinin ve hatta kağıdın, kalemin matbaanın olmadığı yıllarda yaşamış peygamberler adına onlar öldükten yüzyıllar sonra yazılan, daha doğrusu sünnet diye uydurulan ve halen daha durmaksızın üretilen yalanlar bu büyük önderleri ne kadar doğru anlatabilir. Üstelik bu uydurmaları yazanların hepsinin onların adını kullanıp rant sağladıkları gerçeği ortadayken.

Bugün dünyevi meselelerimizi hep belli isimlerin sözde bakış açısından bakarak yaşayan insanlara; Marks ve Lenin hakkında, Atatürk hakkında, peygamberler hakkında anlatılanların çoğunun onlar öldükten sonra uydurulan yalanlar olduğu söylense (Tarihsel anlam ve değerlerini tenzih ederek söylüyorum) ne hissederler? Bir çoğu apışıp kalır ve hiç bir fikir üretmezler.

Eğer bir durup düşünürlerse: Bence birçoğu yaşadığımız ekonomik adaletsizlikleri, çıkar eksenli uluslararası ilişkileri, insan hakları ihlallerini, egemenlerin kontrolündeki yargıyı ve onlara hizmetle görevli kolluk kuvvetlerini; işin özü bu sömürü sistemini çok daha kolay algılayıp çok daha insana yakışır bir dünya düzeni kurabilirler. Hele de iletişimin bu kadar kolaylaştığı bir çağda tüm dünyanın iyi ve güzel insanları bu özgür kafayla düşünürlerse insanlık adına kolayca bir araya gelip bu dünya düzenini değiştirebilirler. Ne var ki hiç kimse ne “izm”inden vaz geçiyor, ne de bizim Anadolu halkının bir çoğunun dedesinin veya kurt dedesinin herkesin sevip saydığı bir ağa olduğu yalanıyla yüzleşebiliyor.

Sevmek ve inanmak bence insana en çok yakışan şeylerdir; ancak aklını ve ruhunu teslim etmediği müddetçe.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.