YANİ İKTİDAR NEYİN KONUŞULMASINI İSTİYORSA, MUHALEFETE VE GENEL OLARAK HALKA ONU KONUŞTURUYOR.
Bu verdiğim örnekleri siyaset arenasına uyarlarsak AKP'nin son iki yılda kullandığı taktiksel değişikliği doğru analiz etmiş oluruz. İktidar son iki yıldır, farklı bir siyasal taktik ve söylem metodu kullanıyor. Normal şartlarda AKP; kendi tabanı da dah
YANİ İKTİDAR NEYİN KONUŞULMASINI İSTİYORSA, MUHALEFETE VE GENEL OLARAK HALKA ONU KONUŞTURUYOR.
Meşhur polisiye filmlerinde kullanılan bilindik bir soygun sahnesi vardır. Bankayı soymayı planlayan hırsızlar önce bankaya belli mesafede bir yerde bir yangın yada olay çıkarırlar ve tüm dikkatin ve güvenliğin oraya odaklanmasını sağlarlar. Sonra da oluşan bu kaos ve dikkat dağınıklığından faydalanarak soygunu daha rahat bir şekilde gerçekleştirirler. Tabiri caizse sağ gösterip sol vururlar. Yine buna benzer şekilde dünyadaki bazı silahlı devrimci gruplar, eylemlerini normal şartlarda gizli saklı yapması gerekirken açıktan açığa, neredeyse bando davul çalarak ve önceden haber vererek yaparlar. 
Verdiğim bu iki örnekten birincide amaç; düşmanı ve beraberinde halkı maniple ederek dikkat dağıtmak, ikincisindeki amaç ise; düşmana kendini olduğundan daha cesur ve daha güçlü göstererek psikolojik bir yenilgiye uğratmaktır. Hakikaten de birinci de soygun daha sorunsuz gerçekleşir ve ikinci de halk yada güvenlik güçleri karşılarındaki örgütün çok güçlü ve baş edilemez bir örgüt olduğunu düşünürler. Yani her ikisinde de büyük ölçüde amaca ulaşılır.
Bu verdiğim örnekleri siyaset arenasına uyarlarsak AKP'nin son iki yılda kullandığı taktiksel değişikliği doğru analiz etmiş oluruz. İktidar son iki yıldır, farklı bir siyasal taktik ve söylem metodu kullanıyor. Normal şartlarda AKP; kendi tabanı da dahil halkın yoğun tepkisini çekmesi muhtemel bir şey yapacağı zaman ilk önce ortamı hazırlardı. Yapılacak işin ilk önce bir milletvekili yada bakan tarafından dile getirilmesi sağlanır, halkın tepkisi ölçülür, sonra yavaş yavaş halk duruma alıştırılır ve en nihayetinde unutturularak o iş önünde sonunda yapılırdı. En radikal kararlar yavaş yavaş kamuoyuna yedirilerek, yumuşak bir geçişle alınırdı. Son iki yıldır ise böyle değil!
İktidar bir şey yapacaksa ve bunun özellikle muhalif taban tarafından tepkiyle karşılanacağını düşünüyorsa, bunu bando davul ile yapıyor. Hatta bunu kasten iğreti ve tahrik edici bir biçimde yapıyor. Göze parmak sokar gibi, yaptıkları; bilinsin, duyulsun ve karşı çıkılsın istiyor. Çok uzağa gitmeden şu ilahi okuyan gençlere sahip çıkması (ki bunun gibi onlarca örnek verilebilir), okullara genelge gönderilmesi ve bazı okullarda marşlar okutulup, yeminler ettirilmesi olayı bunun en açık örneğidir. Yine uyuşturucu operasyonları kapsamında bir kulübün başkanını kulüp binasından aldırması, kendi yandaşı olan bir sermaye grubunun (Ciner gurubu) medya şirketlerine el koyması... Normalde bu yöntem AKP'nin bugüne kadar kullandığı bir yöntem değildir. AKP bu tür işleri daha kılıfına uydurarak, daha gizliden gizliye ve tabiri caizse kurbağayı yavaş yavaş ısıtarak yapar. Ama artık öyle yapmıyor. Sokak jargonuyla bam güm bodoslama yapıyor.
AKP bu yolla bir taşla birden fazla kuş vurmuş oluyor.
İlk olarak gündemi kendisi belirliyor ve sürekli kendisinin konuşulmasını yada kendi istediği şeylerin konuşulmasını sağlıyor. Bu yolla sürekli kendi reklamını yaptırıyor. Muhalefeti, kendi özgün gündemini oluşturmaktan alı koyuyor. Bakınız muhalefet bir yıldır, İmamoğlu ve diğer belediye başkanlarından başka hiç bir gündem konuşamaz hale getirildi. Böylelikle muhalefetin; kendi derdine düşmüş, halkın sorunların uzaklaşmış ve sadece kendi adamlarını kurtarmayı hedefleyen bir çıkar grubu olduğu izlenimi vermesini sağladı. Ortada hiç bir neden yokken birden bire Milli eğitim Bakanı'nın genelgesiyle "laik/anti laik" tartışması başlatıldı ve buna da muhalefet balıklama atladı. Şu an varsa yoksa bunu konuşuyoruz. Sanki daha yeni öğrenilmiş gibi Sadettin Saran'ın uyuşturucu işleri ve gayrı ahlaki ilişkileri ortaya döküldü. Muhalefet lideri önce olayın üstüne atladı, Saran'ı savunmaya kalktı, sonra bundan vazgeçerek paylaşımını sildi.
Yani iktidar neyin konuşulmasını istiyorsa, muhalefete ve genel olarak halka onu konuşturuyor. İstediği noktadan ve istediği gibi muhalefet yapılmasını sağlıyor. Yani başlangıçtaki örneğe dönersek herkesin dikkatini bankanın uzağındaki yangına çekiyor. Asıl hedefi olan banka soygununu ise gözden uzak tutmuş oluyor.
Fatih Altaylı'dan tutun da Ciner grubunun yetkililerine oradan tutun da Fenerbahçe başkanına kadar herkesin ipinin elinde olduğunu, istese herkese gücünün yeteceğini ve hatta muhalefet partisinin cumhurbaşkanı adayının bile kirli işlerini bildiğini, herkesin kontrolünün kendisinde olduğu imajını veriyor. Bu saldırganlık hem muhalefet partisinin belediye başkanlarında ve yöneticilerinde, hem de genel olarak gariban halk üzerinde bir güç gösterisine dönüşüyor. En başta söylediğim silahlı örgütlerin güç gösterisine benzer bir tavır sergiliyor. Sıradan bir insanda; "Adam, Sadettin Saran'ı, milyonlarca doları olan İmamoğlu'nu, Fatih Altaylı'yı bile içeri aldı. Ben kimim ki neyime muhalefet etmek" düşüncesi oluşturuyor. Siyasal olarak muhalif olsa bile bırakın sıradan halkı bizzat muhalefet partisinin belediye başkanları, encümen üyeleri ve parti yöneticileri bile sokak eylemlerine katılmaktan korkuyor.
Kısacası hükümet; saldırganlığıyla yarattığı bu uçsuz bucaksız korku ikliminde, muhalefetin neyi ve nasıl konuşacağını da belirleyerek, karşısında darmadağın olmuş bir muhalefet bloğu ile seçime hazırlanıyor. Hem dikkatleri başka yerlere çekerek "asıl konuların" konuşulmasını engelliyor, hem de kaybettiği gücü "radikal saldırganlığı" ile olduğundan büyük göstermiş oluyor. Muhalefet ise bir kısmı kişisel ikballeri, bir kısmı ise ortaya çıkarılması muhtemel "utanç verici" işleri nedeniyle, hükümetin istediği dozda muhalefet yapmaya zorlanıyor.
Bu saldırganca ve karşı tarafı düşmanlaştırıcı tutum aynı zamanda kendisinden kopması muhtemel oyların da tekrar kendisine konsolide olmasını sağlıyor. AKP siyasal olarak savunmasam da taktiksel olarak muhalefetin bir adım önünde hamleler yapıyor. Yirmi üç yıldır elde ettiği başarıda, kullandığı bu taktiklerin ve dinamik taktiksel değişikliklerin payı oldukça büyük... Ve ne yazık ki muhalefet hala geleneksel ve sabit yöntemleri kullanmaya ve aynı aldanışları göstermeye devam ediyor.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.