“TERÖRSÜZ TÜRKİYE EVET, AMA TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ PAZARLIK MASASINDA DEĞİL, TBMM’DE BELİRLENMELİ!”
DEVA Partisi Ordu İl Başkanı Ayhan Angın, Türkiye'nin yeni bir kutuplaşma alanına değil, ortak bir gelecek vizyonuna ihtiyacı olduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı:“Terörsüz Türkiye hedefini destekliyoruz.”“Ancak hedefimiz yalnızca terör
“TERÖRSÜZ TÜRKİYE EVET, AMA TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ PAZARLIK MASASINDA DEĞİL, TBMM’DE BELİRLENMELİ!”
“Terörün bitmesini istemek başka, Türkiye’nin temel değerlerinden taviz vermek başkadır.”
DEVA Partisi Ordu İl Başkanı Ayhan ANGIN, Türkiye'nin yaklaşık yarım asırdır ağır bedeller ödediği terör sorununun sona erdirilmesine yönelik yeni sürecin, Türkiye açısından önemli bir fırsat olduğunu belirterek, “Bu fırsatı ne siyasi polemiklere kurban edelim ne de geçmişte yapılan hataları tekrarlayalım. Türkiye'nin ihtiyacı; kişilere, partilere veya dönemsel siyasi hesaplara bağlı olmayan, TBMM'nin merkezinde olduğu kalıcı bir devlet politikasıdır” dedi.
Angın, “Biz terörsüz Türkiye istiyoruz. Daha önemlisi, çocuklarımızın terör korkusu yaşamayacağı, gençlerimizin çatışma nedeniyle geleceğini kaybetmeyeceği, vatandaşlarımızın kendisini eşit ve güvende hissedeceği bir Türkiye istiyoruz. Ancak bunun yolu Türkiye'nin temel değerlerinden taviz vermekten değil; hukuk, demokrasi, güçlü devlet ve milli iradeyi aynı zeminde buluşturmaktan geçer” ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE BU YOLU DAHA ÖNCE DENEDİ: DERSİ UNUTMAYALIM
Türkiye'nin bugün yaşadığı tartışma yeni değil.
2009'dan itibaren farklı adlarla yürütülen açılım ve çözüm arayışları, 2013–2015 dönemindeki çözüm süreci ve ardından yeniden yükselen çatışma ortamı Türkiye'nin hafızasında hâlâ canlı.
Bu nedenle bugün yapılması gereken, geçmişi yok sayarak yeni bir sayfa açmak değil; geçmişin neden başarısız olduğunu doğru okuyarak daha sağlam bir sayfa açmaktır.
Ayhan Angın'a göre geçmiş dönemlerin en önemli dersi şudur:
“Türkiye çözüm aramaktan vazgeçmemeli; fakat çözümü kişilere, kapalı görüşmelere ve günlük siyasi hesaplara da bırakmamalıdır.”
Kalıcı sonuç alınacaksa süreç; TBMM'ye, hukuka, şeffaflığa, demokratik denetime ve kurumsal devlet aklına dayanmalıdır.
“TERÖRSÜZ TÜRKİYE HEDEFİNE KİM İTİRAZ EDEBİLİR?”
Ayhan Angın, tartışmanın hedef üzerinden değil, yöntem ve güvence üzerinden yürütülmesi gerektiğini belirtti.
“Türkiye'de hiç kimse terörün devam etmesini istemez. Hepimizin ortak dileği silahların susması, annelerin ağlamaması, şehit haberlerinin gelmemesi ve Türkiye'nin enerjisini terörle mücadele yerine kalkınmaya ayırmasıdır.”
Ancak Angın'a göre burada çok önemli bir ayrım yapılmalı:
Terörün sona erdirilmesi ile Türkiye Cumhuriyeti'nin temel nitelikleri konusunda taviz verilmesi aynı şey değildir.
“Terörsüz Türkiye” hedefi desteklenebilir.
Ama Türkiye'nin;
Milli egemenliği,
üniter devlet yapısı,
Anayasal düzeni,
Ülke bütünlüğü,
Güvenliği pazarlık konusu yapılamaz.
“Terörsüz Türkiye istiyoruz; fakat güçlü, hukuklu, demokratik ve müreffeh Türkiye'den vazgeçmeden.”
YENİ SÜRECİN EN ÖNEMLİ FARKI: MECLİS
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 1 Ekim 2024'te TBMM'de DEM Parti sıralarına giderek tokalaşmasıyla görünür hale gelen süreç, 2025'te “Terörsüz Türkiye” başlığı altında hız kazandı. Bahçeli, süreci terörün tasfiyesi, silahların bırakılması ve milli birlik ekseninde savundu.
AK Parti ise süreci Türkiye'nin güvenliği, birlik ve beraberliği açısından stratejik bir hedef olarak değerlendiriyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2026'da Meclis komisyonunun oluşturduğu yol haritasının hayata geçirilmesi gerektiğini ve “Terörsüz Türkiye” hedefine ulaşma konusunda kararlılıklarını yineledi.
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel ise “Hem Terörsüz Türkiye, hem Demokratik Türkiye” vurgusu yaparak Meclis'in sürece dahil olmadığı bir yöntemin başarılı olamayacağını, şehit aileleri ve gazilerin hassasiyetlerinin gözetilmesi gerektiğini ifade etti.
DEM Parti ise süreci “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” olarak adlandırıyor ve silahsızlanmanın yanında demokratikleşme ve siyasi boyutun da ele alınmasını savunuyor.
Bütün bu farklı yaklaşımların ortak kesişim noktası ise giderek daha fazla TBMM'nin rolü üzerinde yoğunlaşıyor.
TBMM'de kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, 18 Şubat 2026'da raporunu kabul etti. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş da Temmuz 2026'da yasal düzenlemelerin Meclis'te yapılmasının ve silah bırakma sürecinin devlet kurumlarınca doğrulanmasının önemini vurguladı.
İşte DEVA Partisi'nin yaklaşımı da tam burada önem kazanıyor.
ALİ BABACAN: “BARIŞ SAVAŞTAN İYİDİR, DİYALOG ÇATIŞMADAN İYİDİR”
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, sürecin ilk günlerinden itibaren “hemen karşı çıkma” veya “koşulsuz destek” yerine ihtiyatlı iyimserlik çizgisini benimsedi.
Babacan'ın 2025'te ortaya koyduğu yaklaşım son derece netti:
“Yüzde 5 bile ihtimal olsa destekleriz.”
Bu yaklaşımın anlamı, “her ne yapılırsa yapılsın kabul ederiz” değildir.
Tam tersine: “Türkiye'nin önünde gerçek bir çözüm ihtimali varsa, bu ihtimali siyasi hesaplarla heba etmeyelim.”
Babacan 2026'da da DEVA'nın pozisyonunu açık biçimde ortaya koydu:
“Barış savaştan iyidir.”
“Diyalog çatışmadan iyidir.”
Ve sürece katkı sunacak her zeminde siyasetin, Meclis'in ve demokratik zeminin yanında durmaya devam edeceklerini söyledi.
DEVA'NIN FARKI: TERÖR SORUNU İLE HUKUK SORUNUNU BİRBİRİNE KARIŞTIRMAMAK
DEVA'nın yaklaşımındaki en kritik noktalardan biri burada ortaya çıkıyor.
Ali Babacan, terör sorununun çözümü ile temel hak ve özgürlükler konusunun birbirine bağlanmaması gerektiğini özellikle vurguluyor.
Babacan'ın ifadesiyle DEVA'nın 354 maddelik Temel Haklar Eylem Planı bulunmaktadır ve bu alandaki düzenlemelerin siyasi irade ile hayata geçirilebileceği savunulmaktadır.
Yani DEVA'nın yaklaşımı şudur: Hak ve özgürlükler, terör örgütüyle pazarlık konusu değildir.
Bunlar zaten Türkiye Cumhuriyeti'nin kendi hukuk düzeni içerisinde çözmesi gereken meselelerdir.
Bu nedenle: Terörün sona ermesi başka bir konu, hukuk devletinin güçlendirilmesi başka bir konudur.
Fakat ikisi birlikte Türkiye'nin kalıcı huzurunu güçlendirebilir.
KALICI BARIŞIN FORMÜLÜ: HUKUK + GÜVEN + DEMOKRASİ
Ali Babacan'ın 25 Şubat 2026 tarihli açıklaması DEVA'nınyaklaşımını belki de en açık biçimde özetliyor:
“Kalıcı barış adaletle mümkündür; hukuk devletiyle mümkündür; temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasıyla mümkündür.”
Buradan hareketle Türkiye'nin önündeki mesele yalnızca “silah bırakıldı mı?” sorusu değildir.
Asıl soru şudur: “Silahlar sustuktan sonra Türkiye nasıl bir ülke olacak?”
İşte Türkiye'nin geleceği burada belirlenmelidir.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE'NİN ARDINDAN NE GELECEK?
Ayhan Angın'a göre terörün sona ermesi, Türkiye için yalnızca güvenlik kazancı değildir.
Bu fırsat doğru kullanılırsa Türkiye;
GÜVENLİKTE
Terör kaynaklı can kayıplarını ve güvenlik maliyetlerini azaltabilir.
EKONOMİDE
Kaynaklarını daha fazla eğitim, üretim, teknoloji, altyapı ve istihdama yönlendirebilir.
YATIRIMDA
Hukuk güvenliğinin güçlenmesiyle yatırım ortamını iyileştirebilir.
BÖLGESEL KALKINMADA
Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun üretim, turizm, tarım, sanayi ve lojistik potansiyelini daha güçlü değerlendirebilir.
DEMOKRASİDE
Siyasi kutuplaşmayı azaltarak demokratik kurumları güçlendirebilir.
DIŞ POLİTİKADA
Çevresindeki krizlere daha güçlü bir ekonomik ve diplomatik kapasiteyle yaklaşabilir.
AMA BİR TEHLİKE VAR: SADECE SİLAHLARIN SUSMASI YETMEZ
Ayhan Angın burada önemli bir uyarıda bulundu:
“Silahların susması çok değerlidir; ancak tek başına kalıcı barış anlamına gelmez.”
Çünkü kalıcı barış için; hukuk güvenliği, adalet, demokratik temsil, eşit vatandaşlık, ekonomik fırsat,
sosyal bütünleşme ve devlete güven birlikte güçlenmelidir.
Türkiye geçmişte yalnızca güvenlik merkezli veya yalnızca siyasi müzakere merkezli yaklaşımların yeterli olmadığını gördü.
Yeni dönemin hedefi, bunları hukuk devleti çatısı altında birleştirmek olmalıdır.
AYHAN ANGIN'DAN 7 MADDELİK “TÜRKİYE GÜVENCESİ”
1. TBMM MERKEZDE OLMALI
Türkiye'nin geleceğini ilgilendiren bütün hukuki düzenlemeler Meclis'te tartışılmalı ve demokratik denetimden geçmelidir.
2. HUKUK DEVLETİ GÜÇLENMELİ
Kişiye, örgüte veya siyasi yapıya özel hukuk oluşturulmamalıdır.
3. SİLAHSIZLANMA DOĞRULANMALI
Silah bırakma ve örgütsel tasfiye süreci somut, ölçülebilir ve devletin yetkili kurumlarınca doğrulanabilir olmalıdır.
4. ŞEFFAFLIK SAĞLANMALI
Milletin bilmesi gereken hususlar kamuoyundan saklanmamalıdır.
5. DEMOKRATİK SİYASET GÜÇLENMELİ
Vatandaşın taleplerinin adresi silah değil; sandık, siyaset ve TBMM olmalıdır.
6. TÜRKİYE'NİN TEMEL NİTELİKLERİ KORUNMALI
Milli egemenlik, ülke bütünlüğü ve anayasal düzen tartışmanın dışında tutulmalıdır.
7. TERÖRSÜZLÜK KALKINMAYA DÖNÜŞTÜRÜLMELİ
Özellikle terörden etkilenen bölgelerde eğitim, üretim, yatırım, istihdam ve girişimcilik seferberliği başlatılmalıdır.
“BU BİR PARTİ PROJESİ DEĞİL, TÜRKİYE PROJESİ OLMALI”
Ayhan Angın, sürecin iktidarın veya herhangi bir siyasi partinin başarısı olarak sunulmasının doğru olmayacağını belirterek şöyle konuştu:
“Türkiye terör sorununu çözerse bu bir partinin değil, 86 milyonun kazanımıdır. Dolayısıyla başarıyı siyasi hanesine yazmak isteyen değil, Türkiye'nin kazanmasını isteyen bir anlayışa ihtiyacımız var.”
Angın'a göre siyasi partiler arasında görüş ayrılıklarının bulunması doğaldır.
Ancak Türkiye'nin güvenliği, geleceği ve toplumsal barışı söz konusu olduğunda ortak akıl siyaseti devreye girmelidir.
“ŞEHİT AİLELERİ VE GAZİLERİN HASSASİYETİ SÜRECİN VİCDANIDIR”
Angın, terörün sona erdirilmesi tartışılırken şehit aileleri ve gazilerin hassasiyetlerinin hiçbir zaman ikinci plana atılamayacağını vurguladı.
“Barış istemek, geçmişte yaşanan acıları unutmak değildir. Tam tersine, o acıların bir daha yaşanmaması için kalıcı çözüm üretmektir.”
Türkiye'nin şehitlerini unutmayacağını, gazilerinin hakkını ve hukukunu koruyacağını belirten Angın:
“Biz geleceği kurarken geçmişin acılarını yok sayamayız. Şehitlerimizin hatırası, Türkiye'nin barış iradesinin önünde değil; kalıcı barışın vicdani temelinde durmalıdır.” dedi.
“TÜRKİYE'NİN GELECEĞİ PAZARLIK MASASINDA DEĞİL, TBMM'DE BELİRLENMELİ”
Ayhan Angın, açıklamasının sonunda Türkiye'nin önündeki sürecin siyasi sloganlarla değil, devlet ciddiyetiyle yönetilmesi gerektiğini söyledi:
“Türkiye'nin geleceği kapalı kapılar ardında değil, milletin temsil edildiği TBMM'de belirlenmelidir.”
“Terör örgütünün silahı siyasetin aracı olamaz. Siyasi taleplerin adresi sandıktır, Meclis'tir, demokratik siyasettir.”
“Devlet aklı ile hukuk aklı birbirinin alternatifi değildir. Tam tersine, güçlü devlet hukuk devletidir.”
AYHAN ANGIN: “BİZİM TARAFIMIZ TÜRKİYE'DİR”
DEVA Partisi Ordu İl Başkanı Ayhan Angın, Türkiye'nin yeni bir kutuplaşma alanına değil, ortak bir gelecek vizyonuna ihtiyacı olduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
“Terörsüz Türkiye hedefini destekliyoruz.”
“Ancak hedefimiz yalnızca terörsüz Türkiye olmamalıdır.”
“Hedefimiz; terörsüz, hukuklu, demokratik, güçlü ve müreffeh Türkiye olmalıdır.”
“Silahların susması güvenliği getirir. Hukukun üstünlüğü adaleti getirir. Demokrasi güveni getirir. Ekonomik özgürlük ve üretim ise refahı getirir.”
“Türkiye'nin önünde bir fırsat varsa bunu heba etmeyelim. Ama geçmişteki hataları da tekrar etmeyelim.”
“Terörsüz Türkiye için gereken cesareti gösterelim; fakat Türkiye'nin temel değerlerini koruyacak hukuk ve demokrasi güvencelerini de aynı kararlılıkla oluşturalım.”
“BİZİM TARAFIMIZ BELLİDİR: TÜRKİYE.”
TERÖRSÜZ TÜRKİYE…
AMA AYNI ZAMANDA HUKUKLU TÜRKİYE.
DEMOKRATİK TÜRKİYE.
GÜÇLÜ TÜRKİYE. MÜREFFEH TÜRKİYE.
ÇÜNKÜ KALICI BARIŞ, SADECE SİLAHLARIN SUSMASIYLA DEĞİL; ADALETİN, HUKUKUN VE GÜVENİN KONUŞMASIYLA MÜMKÜNDÜR.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.