SEÇİMİ KAZANSANIZ NE OLACAK?

SEÇİMİ KAZANSANIZ NE OLACAK?

aikliğin gerilemesini “milletin tercihi” diyerek geçiştiremezsiniz. Cumhuriyet’in sağladığı olanaklarla büyüyüp Cumhuriyet’in temel ilkelerini hedef alan anlayışa teslimiyetin adı demokrasi değildir.

SEÇİMİ KAZANSANIZ NE OLACAK?

Cumhuriyet, sandıktan sandığa hatırlanacak bir seçim sloganı değildir. Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının Osmanlı’nın yıkıntıları üzerinde kurduğu bu Cumhuriyet; halk egemenliğinin, laikliğin ve yurttaşlık hakkının ortak güvencesidir.

Bugün hesap sorulması gereken yalnızca iktidar değildir. Cumhuriyet’in kazanımları aşındırılırken buna karşı etkili bir mücadele ortaya koyamayan muhalefetin de halka vereceği bir hesap vardır.

AKP iktidarına, onun siyasi ortağı MHP’ye ve siyaseti kuşatan gerici anlayışa itirazım açıktır: Devlet, hiçbir partinin mülkü; halk da hiçbir tarikatın veya cemaatin tebaası değildir!

nevzat-secimi-kazansaniz-ne-olacak.png

Tarikat ve cemaatlerin kamusal yaşamda nüfuz kazanmasını, ekonomik güç biriktirmesini ve eğitimden siyasete kadar söz sahibi olmasını bir başarı gibi sunamazsınız. Laikliğin gerilemesini “milletin tercihi” diyerek geçiştiremezsiniz. Cumhuriyet’in sağladığı olanaklarla büyüyüp Cumhuriyet’in temel ilkelerini hedef alan anlayışa teslimiyetin adı demokrasi değildir.

Benim gözümde bu düzen, Cumhuriyet’in kaynaklarından beslenirken onun damarlarını kurutan bir düzendir. Halk geçim derdiyle boğuşurken gücün, servetin ve ayrıcalığın belirli çevrelerde toplanmasına karşı çıkmak, Cumhuriyet’i savunmanın ayrılmaz parçasıdır.

Peki, Özgür Özel ve CHP yönetimi bu gidişin neresinde duruyor?

Seyit Torun’a, Veli Ağbaba’ya ve partinin kararlarında sorumluluk taşıyan herkese soruyorum: Nutukların, kürsülerin, otobüs üstünden yapılan konuşmaların ötesinde halka nasıl bir mücadele yolu gösteriyorsunuz?

“Seçimi yine kazanacağız!”

İyi de seçimi kazansanız ne olacak?

Halkın size kazandırdığı yerleri, halkın iradesini ve seçilmişlerin görev yapma hakkını koruyabilecek misiniz?

Ekrem İmamoğlu’nun ve diğer seçilmişlerin yaşadıkları karşısında yalnızca bir sonraki seçimi işaret etmek yeterli mi? Sandığın sonucunu savunacak demokratik ve kararlı bir mücadele ortaya koymadan sandıktan kurtuluş beklemek, halka eksik bir söz vermektir.

Belediye başkanları görevden alınırken, seçilmişler cezaevine konulurken, seçmen iradesi tartışmanın dışında bırakılırken hangi girişiminiz sonuç verdi? Veremediyse nedenini halka açıkça anlattınız mı? Mücadele yönteminizi değiştirdiniz mi?

Yoksa her defasında aynı konuşmaları yapıp aynı alkışı beklemekle mi yetiniyorsunuz?

İktidarın çizdiği sınırlar içinde dolaşan, her müdahalenin ardından yeniden seçim hesabına dönen bir muhalefet anlayışını yeterli bulmuyorum. Cumhuriyet’i savunmak, yalnızca Cumhuriyet Bayramı’nda kürsüye çıkmak değildir. Laikliği, kamusal eğitimi, emeği ve halk egemenliğini günlük siyasetin merkezine koymaktır.

Partinin adını, tabelasını ya da söylemini yenilemek de tek başına bir şey çözmez. Siyasetinizi değiştirmeden halktan yeniden güven isteyemezsiniz.

Madem kararlısınız, bu kararlılığın somut karşılığını gösterin. Hukuki yolları, Meclis denetimini, demokratik örgütlenmeyi ve barışçıl toplumsal itirazı hangi hedefle, nasıl sürdüreceğinizi açıklayın.

Makamda kalmanın halka ne kazandırdığını anlatamıyorsanız kendi makamlarınızı da sorgulayın. Gerekiyorsa siyasi sorumluluğu üstlenin, bırakmayı da bilin!

Halk sizin koltuklarınızı korumak için oy vermiyor. Kendi geleceğini koruyun diye oy veriyor.

Cumhuriyet’i savunmak iddia ister; o iddianın arkasında durmak ise cesaret, tutarlılık ve hesap verme sorumluluğu gerektirir.

Artık sözün değil, sorumluluğun ağırlığını taşıyın. İşinizi adam gibi yapın ya da bırakın gidin, yerinize adamlar gelsin!!!

Nevzat AKATA
Ordu Kent Gazetesi

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.