Fındık Mecliste Tartışıldı

Fındık Mecliste Tartışıldı

M H Pi Grubu olarak 2008 yılında bölge milletvekillerine bir çağrıda bulunarak fındıkla ilgili problemin çözülmesi hususunda bir platform oluşturulması talebinde bulunduk. Maalesef iktidara mensup milletvekilleri bu talebimize de olumlu bir cevap vermedil

Fındık Tarımı ve Piyasasındaki sorunların araştırılarak ürünün verimli değerlendirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla, Millyetçi Hareket Partisi Meclis grubu tarafından verilen araştırma önergesinin, görüşülmesi esnasında Milliyetçi Hareket Partisi ve İktidar Partisinin bölge Milletvekilleri arasında tartışma yaşandı, Fiskobirlikte yaşananlar hakkında iğreniyorum kelimesini kullanan ve fiskobirliği devletle dalaşmakla suçlayan, Düzce Milletvekili Yaşar YAKIŞ a, Ordu Milletvekili Rıdvan YALÇIN ve Giresun Milletvekili Murat ÖZKAN dan tepki, Rıdvan YALÇIN Düzce Milletvekili Yaşar YAKIŞ a cevaben yapmış olduğu konuşmada"Efendim, bakanlık yapmış bir milletvekilimizin burada “dalaşmak” tabirini kullanmasını “iğrenmek” tabirini kullanmasını hiç kendisine yakıştıramadığımı öncelikle ifade edeyim"...

TBMM Tutanaklarının tamamı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Danışma Kurulu 11.06.2009 Perşembe günü (Bugün) toplanamadığından, Grubumuzun TBMM Genel Kurul Gündeminin Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Ön Görüşmeler kısmının 39. sırasında yer alan 10/79 esas nolu, “Fındık Tarımı ve Piyasasındaki Sorunların Araştırılarak Ürünün Verimli Değerlendirilmesi İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Anayasanın 98. ve İçtüzüğün 104 ve 105. Maddeleri Gereğince” Meclis Araştırması önergesi görüşmelerinin bugünkü birleşimde yapılması önerisinin İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurul"un onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.
Mehmet Şandır
Mersin
MHP Grup Başkanvekili

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi Grup önerisinin lehinde, Giresun Milletvekili Sayın Murat Özkan…
Sayın Özkan, buyurun efendim.
MURAT ÖZKAN (Giresun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisinin Meclis gündemine alınması hususunda daha önce verilmiş olan fındık tarımının ve bu piyasadaki sorunların araştırılmasına ilişkin araştırma önergesinin lehinde söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlamadan önce hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri, 2007 yılında 20 milletvekili arkadaşımla birlikte vermiş olduğumuz fındık tarımı ve bu piyasadaki sorunların araştırılması ve alınması gereken tedbirler hakkındaki araştırma önergemiz maalesef iki yıldır Meclis Genel Kuruluna getirilmemiştir. Bu nedenle, bu araştırma önergesinin Meclis Genel Kuruluna getirilmesi için bir grup önerisi hazırlamış ve grup önerisiyle birlikte Meclis gündemine alınmasını istemiş bulunmaktayız.
Sayın milletvekilleri, iki yıldan bu yana fındıkla ilgili problemler maalesef azalmak yerine artarak devam etmiştir. Bu araştırma önergesinin dışında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak 2008 yılında bölge milletvekillerine bir çağrıda bulunarak fındıkla ilgili problemin çözülmesi hususunda bir platform oluşturulması talebinde bulunduk. Maalesef iktidara mensup milletvekilleri bu talebimize de olumlu bir cevap vermediler.
Sayın milletvekilleri, fındık piyasa koşullarına göre yıllık 1,5-2 milyarlık net ihracat geliri bırakan önemli bir tarımsal ürünümüzdür. Fındığın ham madde olarak kullanıldığı pastacılık ve çikolata sanayisi dünya çapında trilyon dolarlık bir çapa, trilyon dolarlık bir meblağa tekabül etmektedir. Bu kadar büyük bir sektör içerisinde olmamıza karşın, fındığın ham madde olarak bu sektörde almış olduğu pay son derece kifayetsiz, son derece yetersiz bulunmaktadır. Bunun da en önemli nedeni bugüne kadar fındık hakkında kalıcı ve ciddi bir politika oluşturamamış olmamızdan kaynaklanmaktadır.
Sayın milletvekilleri, son kırk yıllık bir döneme baktığımızda fındık sektörüyle ilgili üç önemli gelişmeyle karşılaşıyoruz. Bunlardan birincisi, 1964 yılında dönemin hükûmeti tarafından fındığın desteklenecek ürünler kapsamına alınarak ekim alanlarının genişletilmesine karar verilmesidir. Diğer bir gelişme fındıkla ilgili olarak, 1983 yılında çıkartılan 2844 sayılı fındık dikim alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin Yasa"dır. Üçüncü bir husus fındık sektörüyle ilgili olarak, 2006 yılında fındığın desteklenmesine ilişkin olarak FİSKOBİRLİK"in devre dışı bırakılarak Toprak Mahsulleri Ofisine görev verilmesidir sayın milletvekilleri.
Şunu açık ve net olarak ifade etmem gerekiyor ki, bugünkü problemlerimizin temelinde bu üç tedbirin, bu üç önlemin yattığını ifade etmek gerekir. Geçmişte uygulanan fındık politikalarının doğru ya da yanlış olması konusunda artık tartışmak, yeni bir söz söylemek istemiyorum çünkü yıllardır bu husus tartışılmakta ve konuşulmaktadır.
Sayın milletvekilleri, bu noktada geleceğe ilişkin bazı önerilerde, bazı tekliflerde bulunmak gerektiği kanaatindeyim. Öncelikle çok sayıda satıcının, buna karşılık çok az sayıda alıcının bulunduğu bir aksak piyasa koşulları içeren fındık piyasası tam rekabetin sağlanamadığı bir piyasa görünümü arz etmektedir. Aksak rekabet koşullarının ortadan kaldırılması için gerekli tedbirleri almak ise Hükûmetin görevidir. Bunun için yapılması gereken piyasada az sayıda alıcının yerine daha çok alıcının yer almasını sağlayacak tedbirlerin alınmasıdır.
Fındık, sayın milletvekilleri, nakit parayla çalışan bir piyasadır. Bu nakit para da yaklaşık 1 milyar dolara tekabül etmektedir. Bu kadar büyük bir meblağın, nakit olarak, fındık ticareti ve ihracatı yapan insanların elinde bulunması ise çok zor bir durumdur. Bunu aşmak isteyen Hükûmetin alması gereken tedbir ise, Eximbank kredisini Türk fındık ihracatçısının emrine açmak ve bu krediden ihracatçılarımızı faydalandırmaktan geçmektedir. Aksi takdirde, ihracatçımız, birkaç batılı fındık simsarına mahkûm edilmekte, âdeta o insanların Türkiye"de temsilcisi gibi çalışmaktadırlar.
Diğer bir husus, Hükûmetin rekolteyi gerçekçi olarak tespit etmesi ve piyasadan çekeceği ürün miktarını belirlemesidir. Buna bağlı olarak yine Hükûmetin, arz fazlası ürünü, Fiskobirlik mi, Toprak Mahsulleri Ofisi mi, yoksa başka bir kurum ya da birim marifetiyle mi alacağını fındık piyasası açılmadan önce deklare etmesi, açıklamasıdır.
Son üç yıldır piyasayı regüle etmekle ya da diğer bir ifadeyle düzenlemekle görevlendirilen Toprak Mahsulleri Ofisi, maalesef, sayın milletvekilleri, görevini yerine getirememiştir. Neden görevini yerine getirememiştir? Bizim müdahale fiyatı olarak açıkladığımız fiyata hiçbir zaman serbest piyasa ulaşamamış, hatta serbest piyasa bu seneki, yani 2008-2009 sezonunda gördüğümüz gibi açıklanan fiyatın yüzde 40-yüzde 60 arasında, altında kalmıştır. Hatta ilk açıklandığında iki fiyat arasındaki açıklık yüzde 60 sınırına dayanmaktaydı; özellikle dar gelirli, özellikle fındığını hemen satmak zorunda olan üreticilerimiz için ciddi bir mağduriyet söz konusu olmuştu. Bu nedenle, Hükûmetin, behemehal, fındığın kim tarafından, kaça alınacağını belirlemesi ve çok ciddi bir şekilde hazineye yük getiren Toprak Mahsulleri Ofisinin bu işte başarısız olduğunu kabul ederek ya yeni bir kurum ya da FİSKOBİRLİK"in yeniden düzenlenerek… Çünkü, FİSKOBİRLİK mevcut yönetim yapısıyla bu sektörü regüle edebilecek ne bilgiye ne de birikime sahiptir. FİSKOBİRLİK yıllardır siyasetçilerin elini attığı, siyasetin bir şekilde bulaştırıldığı bir kurumdur.
Şunu ifade etmek istiyorum: Hangi sektör olursa olsun, hangi alan olursa olsun, ticari alana siyasi kaygılarla müdahale ettiğiniz anda, bunu biliniz ki bu sizin aleyhinize döner. Ancak burada uygulanması gereken siyaset şudur, Hükûmetin uygulaması gereken bence: Sayıları 8 milyona kadar çıkan fındık üreticisinin lehinde olacak siyaseti gütmektir. Yoksa piyasayı hallaç pamuğuna çeviren ve piyasada hiçbir anlamı olmayan, üç senedir uygulanan politikalar neticesinde yaklaşık 2 milyar 580 milyon Türk lirası bir kaynak aktarılmıştır ki bu, Türkiye"de kırk bir yıllık fındık destekleme alımlarının yaklaşık yüzde 40"tan fazlasıdır. Hazineye çok ciddi bir zarar verilmiştir. Hâlen bu fındığın nasıl değerlendirileceğini de kimse bilmemektedir sayın milletvekilleri.
Değerli milletvekilleri, açıklanan teşvik paketi kapsamında, sektörel bazda fındık sanayisi teşvik edilmeli, Giresun ve Ordu gibi işsizliğin had safhaya ulaştığı illerde fındık işleme ve çikolata sanayisinin kurulması sağlanmalıdır. Hatta devlet, elindeki fındığı bu illerde kurulacak tesislere, fabrikalara ücretsiz bile vermeyi kabul etmelidir.
Sayın milletvekilleri, diğer bir husus, şu anda Başbakanlıkta beklemekte olan bir yasa tasarısıyla ilgilidir. FİSKOBİRLİK hariç diğer kooperatiflere ciddi bir kaynak, ciddi bir gelir elde etmesi sağlanacak bu yasa tasarısından maalesef FİSKOBİRLİK istifade edemeyecektir çünkü sayın milletvekilleri, FİSKOBİRLİK DFİF"e olan borçlarını yani Devlet Fiyat İstikrar Fonu"na olan borçlarını 2005 yılında tamamen ödemiş, 2001 yılından itibaren de kredi kullanmamıştır. Bu getirilen yasayla kooperatiflerin Hazinede bulunan fona olan borçları faizsiz ötelenmektedir. Eğer böyle bir kanun çıkartılacaksa FİSKOBİRLİK"in de dâhil edilmesi, FİSKOBİRLİK"in de özel bankalara olan borçları DİFİF"e devredilerek DİFİF kredisi kapsamına alınması ve borçların ötelenmesi çok önem arz etmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkan.
MURAT ÖZKAN (Devamla) – Bunun dışında şunu belirtmekte fayda var: Fındık, siyasi mülahazalardan arındırılarak ekonominin gerektirdiği şartlar çerçevesinde değerlendirilmelidir. Bu amaçla Meclisimize önemli görevler düştüğüne inanıyorum. Grup önerisi olarak getirdiğimiz bu araştırma önerisinin desteklenmesi, fındık tarımı ve piyasasındaki sorunların araştırılması ve alınması gereken önlemlerin belirlenmesi hususunda mevcut Hükûmete ve bundan sonraki hükûmetlere yol göstermemiz gerektiği kanaatindeyim. Bunun için bir araştırma komisyonu kurularak millî bir fındık politikası tespit edilmelidir. Bu nedenle fındığın sorunları, alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi ve hükûmetlere yol gösterecek bir metnin ortaya çıkartılması için bir araştırma komisyonu kurulmasına dair teklifimizin siz yüce heyetiniz tarafından kabul edilmesi ve önemli bir hizmet yapacağınızın bilinciyle hareket edeceğinize dair inancımı bir kez daha vurgulayarak hepinize en derin sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özkan.
Grup önerisinin aleyhinde Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan.
Buyurun Sayın Kaplan. (DTP sıralarından alkışlar)
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisinin önergesi aleyhinde Demokratik Toplum Partisi adına söz almış bulunmaktayım.
Bizim fındık üreticisinin desteklenmesine, yine arz talep konusunda pazarlarının oluşturulmasına ve diğer konularda teşviklerin getirilmesine bir diyeceğimiz yok, aksine bu konuda destekliyoruz ancak mevcut sorun karşısında biz fındık üreticisinin -iki yıldır önerge verilmiş ancak bugün Meclis gündemine geldi- artık komisyona havale edilecek takatinin kalmadığını söylemek istiyoruz. Şu an turfanda fındık piyasaya çıkmaya başladı, hasat mevsimi açılıyor, bir ay sonra toplanacak ama bir taban fiyatı çalışması yok, üreticiyi destekleme yok, üretici borç altında, borçlarını ödeyemiyor, gübre fiyatlarını ödeyemiyor ve acil paraya ihtiyacı var.
Şimdi, bu fındık üreticisini yani dünya üretiminin yüzde 80"ini sağlayan Karadeniz Bölgemizdeki, başta Ünye, Ordu olmak üzere Giresun"dan tutun Rize"ye kadar, Sakarya, Kocaeli"ne kadar bu güzel alandaki fındık üreticisini her yıl mağdur ettiğimiz için her yıl mitingler, hoşnutsuzluklar, tepkiler görüyoruz, bu çok açık. Mahsul mevsimi açılırken şimdiden “Acaba, fındık üreticisini komisyona havale etmek, sorunlarını birkaç mahsul daha öteye, zamana yaymak bir çözüm müdür?” diyoruz. Değil. Acil çözüme ihtiyaçları var fındık üreticilerinin. Neden acil çözüme ihtiyaçları var?
Bakın, çok açık, aslında önergede konulan veriler bir noktada ortaya koyuyor, 1983 yılında bir yasa çıkarılmış, uygulanmamış, fındık alanları açılmış, daha sonra hükûmetler birtakım yasak bölgeler çıkarmış, onlar da uygulanmamış ama sonuçta bugün dünya fındık üretimine baktığınız zaman 1 milyon ton civarında. Bunun da yüzde 80"i, 900 bin ton civarı Karadeniz Bölgesi"nde üretiliyor, geri kalan kısmıysa 120-130 ton civarında İtalya"da üretilen fındık söz konusu. Yani, dünyada çok önemli bir ürünün Türkiye yüzde 80"ini üretiyor, tıpkı bor madeni gibi dünyada sahibi olduğu bir kaynağı değerlendiremiyor. Şimdi, burada soru şu: “Eximbank"tı, Toprak Mahsulleri Ofisiydi, alanları sınırlıydı, depoları azdı, parasını veremedi…” Yani, şimdi, o zaman Hükûmetin, devletin görevi nedir? Bir tarım politikası oluşturmaktır. Tarım politikası olmayan bir Hükûmetin destekleme ve teşvik konusunda da bir şey yapması söz konusu değil.
Bakın, işverenlerle ilgili primleri yüzde 5 indirdik, 5milyar gitti. Yakın zamanda ar-ge faaliyetleri dedik, teşvikler getirdik, KOSGEB dedik, KOBİ"ler dedik, işte yakında yine bir-iki yasa daha Mecliste var; sürekli teşvikler getiriyoruz. Niye? Kriz. Peki, kriz, küresel ekonomik kriz fındık üreticisini vurmuyor mu? Gübre fiyatları artmıyor mu, işçi fiyatları artmıyor mu, maliyetler artmıyor mu? E artıyor. “E çok ürettin, seni cezalandıracağım, geçen sene yüzde 5 taban fiyatı verdik, e bu sene çok ürettin, indiriyorum yüzde 4"e.” demek, kendi üreticisini cezalandıran bir ülke durumuna gelmek karşısında ülke ekonomisinin gelişmesi mümkün müdür?
Bakınız, fındığın kullanıldığı alanlara, faydalarına, tanıtımına, kampanyasına fazla girmeyeceğim. Çikolata sanayisinden tutun birçok alanda değerlendirilen fındık konusunda reklamları da afrodizyak noktalara çekmek son derece fındık üreticileriyle dalga geçmekten öte bir şey değildir. Böylesine bir ürünü bir ülke elinde tuttuğu zaman sadece bu ürünle geçinebilir. Yani, İzlanda"nın dört tarafı okyanus, deniz; bir tek ürünü var: Balık. Çok balık tutuyor diye ekonomide sürünsün mü, çöksün mü? Böylesi durumlarda bunun bir çözümü var: Dünya pazarları açılır, yeni pazarlara gidilir. Küresel ekonomik kriz sürecinde -bakıyoruz- fındık ihracatımızı nereye yapıyoruz? Avrupa Birliği ülkelerine. Peki, bir gıda olarak biz neden Hindistan"a, Çin"e, milyar nüfuslara açılamıyoruz? Niye Uzak Doğu"ya açılamıyoruz? Niye Afrika"ya, Latin Amerika ülkelerine, pazar payımızı artırıcı, teşvik edici çalışmalar yapamıyoruz? Bunun değerlendirilmesi konusunda, sadece sadece, üreticinin elinden alıp depolara bıraktıktan sonra, onu o şekilde değerlendirmenin ülke ekonomisine çok fazla bir şey katmadığını… Bunun, çikolatadan tutun da birçok alanda işlenmesini, paketlenmesini, satılmasını, uzun süre korunmasını, fındık yağından tutun değişik ürünlerin elde edilmesini sağlamak mümkün değil m? Mümkün.
Peki, mademki her alana teşvik veriyoruz, fındık konusunda neden, işverenlere, KOBİ"lere, KOSGEB"e, ARGE"ye, hepsine bugünlerde çıkardığımız bir paket gibi, tarım alanında, tarım desteği konusunda fındık alanında neden böyle bir paket açıklama gereği duyulmuyor? Tabii ki fındık çokça konuşuluyor. İncir, üzüm, zeytin, diğer alanlara gelin, korkunç rakamlarla karşılaşırsınız. Buğdaya gelin, buğdayın bu seneki taban fiyatı geçen senekinden düşük. Şimdi, birbirine bağlı ama mazot artıyor, mazotun, gübrenin, işçinin ücretindeki artışlar yansımıyor taban fiyatlarına.
Şimdi soruyorum Hükûmete: Bir ay sonra taban fiyatlarının açıklanması gerekiyor, şimdiden acil paraya, sıcak paraya ihtiyacı var. Fındık deyip geçmiyoruz. Yani bugün sadece Karadeniz"deki üreticiyi değil, 8 milyon insanımızı, artı fındık toplamaya giden, doğu, güneydoğudan giden yoksul insanlarımızı da kattığımız zaman 10 milyon insanımızı yakından ilgilendiriyor. Yani, 7 kişiden 1 kişiyi yakından ilgilendiren Karadeniz"den Güneydoğu"ya bir fındık köprüsü var. Borç ödeme konusunda bile, Güneydoğu"da, minibüslerde, trafik kazalarında telef olan insanlarımız borçlarının ödenmesini fındık mahsulatının sonrasına bırakıyor. Fındık üreticisi değil toplayıcısı bunlar.
Şimdi, böylesine bir acil sıkıntısı olan fındık üreticisini… Yani Ünye"nin, Fatsa"nın günahı ne kardeşim? Ünye, Fatsa bu işte üretimin büyük… Veya Giresun"un günahı ne? Niye çok üretiyorsun diye cezalandırmanın bir anlamı var mı? Tarım ekonomisinde bunun neden teşvikleri yok? Neden kredi desteği çıkaracağız? İşte, 1 milyar liraya kadar kredi desteği. 1 milyar liraya kadar KOBİ"lere getireceğimiz kredi desteğinden fındık üreticisine hangi kredi garantisini, hangi kredi teşvikini, hangi kredi desteğini veriyoruz? Yok. Yani, bakıyoruz, tarımda bu kadar acımasız bir yaklaşımın karşısında ziraat odaları ne diyor, söylendikleri dikkate alınmıyor; yöredeki kooperatifler ne diyor, dikkate alınmıyor. Bunun hesabı kolay. Fındık üreticisi diyor ki: “Kardeşim buyurun. Fındık şu kadara mal oluyor. Bunun ekilmesi, emeği şu kadar.” Diyelim 4 lira. Buna, üreticinin de yüzde 25-30 kârını koyun üstüne. Taban fiyatı budur yani dünyanın her yerinde budur. Al ama değerlendir. “Beni eğer arz, talebimle, piyasada borçlarımla sıkıştırırsan, beni tefeciye, faizciye mecbur bırakırsan, elimdeki ürünü 6 lira veya 7 lira taban fiyatına satacakken 3 liraya mecbur bırakıp sattırırsan, beni perişan edersen ben de seni perişan ederim.” der.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
HASİP KAPLAN (Devamla) - Ordu"da seçimler bir perişanlık sonucunu gösteriyor zaten. Fındığın, fındık üreticisinin gerçekten sesine kulak vermek gerekiyor diye düşünüyoruz. Bunun çok değil isterseniz kısa bir araştırmasını yapın. Krizin yükü üreticiye… Üreticiye bir dokunun, binlerce şey düşünürsünüz. Yine köy kahvelerine gidin, fındık konusunda korkunç şeyler duyarsınız. Burada ben fındık üreticisinin içinde bulunduğu acil sıkıntı karşısında derhâl acil önlem alınmasını, ön ödemelerin yapılmasını, TMO"nun yeni, kapasiteleri artırıcı depolar geliştirmesini, banka kredilerinin, desteklerin verilmesini ve bunun da komisyonlara havale edilemeyecek kadar acil ve önlem alınması gereken, Hükûmetin derhâl önlem alması gereken bir konu olduğunu belirtiyor, fındık üreticilerinin inşallah yeni pazarlarda, yeni işleyişlerde, yeni çalışmalarında daha kârlı, daha mutlu olacakları günlere kavuşacağına inanıyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kaplan.
Birleşime beş dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 15.04
Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisi üzerinde şimdi söz sırası, lehinde Ordu Milletvekili Rahmi Güner"e aittir.
Sayın Güner, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
RAHMİ GÜNER (Ordu) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisinin fındık konusunda vermiş olduğu Meclis araştırması konusunda verilen önergenin lehinde konuşmak üzere, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Sözlerime başlamadan önce hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, Karadeniz Bölgesi"nin tek geçim kaynağı, Karadeniz Bölgesi"nde esnafın, Karadeniz Bölgesi"nde üreticinin, Karadeniz Bölgesi"nde sanatkârın ve dar gelirlinin tek geçim kaynağı fındık ürünüdür. Fındık ürünü, diğer ürünler gibi alelade bir ürün değil, Türkiye devletinin en fazla döviz girdisi olan, döviz girdisi sağlayan bir ürünüdür.
Bu üründen sadece üretici istifade etmez. Bu üründen tüccarı da istifade eder, bu üründen bunun komisyoncusu da istifade eder. Son zamanlarda Türkiye'nin, bilhassa Güneydoğu, Doğu Anadolu Bölgesi"nden gelen, emeğiyle bu fındığı toplayan ve hazır hâle getiren o yöre halkının da büyük bir istifadesi vardır. Onlar da bu fındıkta büyük emek vermekte, emeğinin hakkını almaktadır. Fındık üreticisi, fındığı daha satılmadan, daha parasını almadan, öncelikle bu emekçi halkın, bu emekçilerin, alın teri dökenlerin hakkını öder.
Değerli arkadaşlarım, bu fındık gerçekten bu kadar önemli bir ürünken, bir sanayi ürünüyken, aynı zamanda ihraç ürünüyken bunun üzerinde büyük spekülasyonlar, büyük oyunlar oynanmaktadır. Bugün, gazetelerden takip ediyorum, hâlen Amerika"da bademinden bahsediliyor. Amerika"nın Arjantin"de, Amerika"nın Şili"de bu Karadeniz Bölgesi"nde yetişen fındığın kalitesinde bir fındık yetiştirmek için nasıl çaba sarf ettiğini biliyorum. Bunları da inceledim. Yine, İspanya"da, İtalya"da bize rakip olarak gösterilen fındıktan bahsedilmektedir.
Değerli arkadaşlarım, ne Amerika"nın yetiştirdiği ne İspanya"nın yetiştirdiği ne İtalya"nın yetiştirdiği ne de komşumuz Gürcistan"ın yetiştirdiği fındık Karadeniz Bölgesi"nin yetiştirdiği fındığın kalitesinde değildir. Bunları -belli fındık fiyatlarını- üreticiden nasıl ucuza alırız, nasıl kapatırız diye rakip olarak çıkarılan bazı söylentiler, söylemlerdir.
Değerli arkadaşlarım, işte Karadeniz Bölgesi"nin bu kadar önemli olan geçim kaynağı üzerinde büyük oyunlar oynanmaktadır. Geçen sene bu zamanlarda fındığın 800-900 milyon kilo olduğu söyleniyordu. Ama şimdi ben bölgemden geliyorum değerli arkadaşlarım. Eğer ürün üzerinde bir afet varsa, ürün üzerinde büyük bir sıkıntı varsa… Geçen seneki fındığın üçte 1"i, dörtte 1"i ancak doğuş halindedir. Bunun önümüzdeki aylarda daha ne kadar zayiat vereceği belli değil ve şu anda şunu söylemek istiyorum sayın milletvekilleri: Karadeniz Bölgesi"nde, kendi bölgemde ürün geçen seneki ürünün üçte 1"i dolayındadır.
Şimdi, 2004 yılında fındıkta noksan oluşumun büyük bir fiyat etmesi, 2006 yılında 6,5-7 milyon; 7,5 milyon liraya satılması ve buna önayak olan FİSKOBİRLİK"in akıbeti meydanda. İşte FİSKOBİRLİK üreticinin bu dar zamanında onun alın terinin, emeğinin nasıl değerlendirileceğinin en güzel mücadelesini verdi. Fındığı 6,5-7-7,5 milyondan sattı, üretici gerçek alın terini, emeğini aldı.
Bu sayın Hükûmeti rahatsız etti ve bir sene, iki sene sonra FİSKOBİRLİK büyük bir kıskaç altına alındı. Kredileri kesildi ve fındık alamaz duruma sokuldu. Yöneticiler Cumhuriyet Halk Partili diye suçlandı ama bilahare kongrelerde iktidar partisi yönünde kişiler geldiler. Ama maalesef FİSKOBİRLİK diskalifiye edildi. Yerine üretici kuruluşu değil, buğday almayla, baklagiller almayla görevli olan, yetkisi olan Toprak Mahsulleri Ofisi görevlendirildi.
Değerli arkadaşlarım, Toprak Mahsulleri Ofisinin ne fındık alacak elamanı var ne deposu var ne de fındık konusunda hiçbir hazırlığı olmayan bir kuruluşa fındık teslim edildi ve çok cüzi fiyatlar verildi. Serbest piyasada ise fındık maalesef dikkat edilirse 2,5-3 milyon 1,5 milyona kadar düştü.
Değerli arkadaşlarım, fındığa devletin müdahale etmesi lazım. Fındık yüzde 100 gelir getiren bir mahsul ve şunu belirtmek istiyorum, maalesef ne iktidar partili milletvekilleri ne de iktidar partili Karadenizli olan bakanlar fındığa sahip çıkmadılar.
Değerli arkadaşlarım, bu boşluğu Ordu-Giresun Valiliği tamamlamaya uğraşıyor. Buyurun, Ordu-Giresun Valiliğinin raporları var. Üretici lehine raporlar. Nerede milletvekilleri? Nerede Karadenizli bakanlar? Neden bu üreticiye sahip çıkmıyorlar? Karadeniz göç veriyor, göç.
Değerli arkadaşlarım, Karadeniz"i son beş yılda 500-600 bin kişi terk etti. Tek geçim kaynağı fındıktı. Neden alın teri, emeği verilmedi? Uyarı mitingleri yapıldı. Bazıları bunu şu şekilde değerlendirdi: “Ergenekon kapsamına aldılar. Siz neden direniyorsunuz?” dediler.
Değerli arkadaşlarım, o üreticinin arasında ben de vardım. Bir tek istekleri vardı: “Sayın Başbakanım alın terimizi ver, emeğimizi ver, başka bir şey istemiyoruz.” dediler. Hiçbir zaman Türkiye Cumhuriyeti"nin devletine, Türkiye Cumhuriyeti"nin rejimine, Türkiye devletinin ulusal yapısına benim bölgemden tepki gelmez. Hiç kimse endişe etmesin, her zaman ulusalcı bir toplumdur. Vatanını, milletini seven bir toplumdur değerli arkadaşlarım. Şimdi böyle de suçlanmaya başlandı bu halk.
Değerli arkadaşlarım, şimdi ikinci bir oyun oynanıyor, fındık üçte 1, dörtte 1 oranında. 2009 yılı fındığı piyasaya inerse, 2005-2006 yılı gibi yüksek fiyat verilirse önümüzdeki sene nasıl yaparız hesapları var, komisyoncuyu, rantçıyı nasıl koruruz hesapları var.
Değerli arkadaşlarım, işte onun için Ankara"da toplantılar yapılıyor. TMO piyasadan çekilecekmiş, başka kimse girmeyecek, serbest piyasa ekonomisi fındığı tespit edecekmiş.
Değerli arkadaşlarım, bu da yanlış bir oyun. 2009 yılı fındığı piyasaya inmeden 2008 yılı fındığından piyasaya fındık satışı yapılacak ve ihtiyaç sahibi firmalar, dış firmalar, fındığı, 2008 yılı fındığını alarak 2009 yılı fındığına fiyat vermeyecekler.
Değerli arkadaşlarım, 2009 yılı fındığı piyasaya inmeden, üreticinin alın teri, emeği verilmeden 2008 yılı fındığını piyasaya sürmeyin. Sahip çıkın bu halka. Eğer sahip çıkmazsanız, dört-beş sene önceki giden büyük bir göç yine başlayacaktır. Bunun önünü alamazsınız. Esasında, Karadeniz"de sadece üretici değil esnaf da perişan, sanatkâr da perişan, dar gelirli de perişan. Bu Meclise gerçekten söylüyorum: Sahip çıkın bu bölgeye. Bu bölgede gerçekten üretilen ürün kutsal bir üründür ve buna sahip çıkın, bunu değerlendirelim.
Değerli arkadaşlarım, şu anda üretici kuruluşu yok, üreticinin hakkını savunacak kuruluş yok. FİSKOBİRLİK"i kapatmayın, üstten aşağı düzenleyin, aksaklıklarını giderin, üretici kuruluş olarak görevine devam etsin, üreticinin hakkını savunsun. Bu yapacak olduğunuz uygulama, biz muhalefet partisinin değil, siz iktidar partisine de puan kazandıracaktır değerli arkadaşlarım. Neden ilgilenmiyorsunuz? Neden milletvekillerimiz ilgilenmiyor. Buradan bakanlar gidiyor Karadeniz"e, sükse yapmaktan başka bir şey yaptıkları yok. Devletin bürokratlarına sükse yapıyorlar…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Güner, konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun efendim.
RAHMİ GÜNER (Devamla) – Sorunlara çare bulma önerileri yok. “Neden bana selam vermedin? Neden benim yanıma gelmedin?” sözleri söyleniyor değerli arkadaşlarım. Sorun bu değil, halkın ekmeği elinden alınıyor. Halkın elinde ekmek kalmamış, açlık, sefalet içinde; ona çare bulun, onlara gitsin sayın bakanlar. Neden siyasi boşluktan mülki amirler “Fındık düzenlensin, halkın refahı iyi olsun.” diye raporlar sunuyor Ankara"ya? Nerede bu arkadaşlarımız? Neden sunmuyorlar değerli arkadaşlarım? İşte, bu önerge inşallah Meclisimizde bir uyarı niteliğinde olur ve bizim halkımıza sahip çıkılır, bu halkın yanında olunur. Ben de bunu destekleyeceğim değerli arkadaşlarım. Hangi konuda öneri getirirseniz, şerefim üzerine söz veriyorum, onu en iyi destekleyen ben olacağım. Bunu da açıkça söylüyorum.
Ben üreticiyim, ben aynı zamanda oranın Parlamenteriyim. Fındık sorununu en iyi bilen kişiyim, her platformda tartışım değerli arkadaşlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
RAHMİ GÜNER (Devamla) – Bir dakika efendim, bitireceğim.
BAŞKAN – Buyurun efendim.
RAHMİ GÜNER (Devamla) – Evet, değerli arkadaşlarım, Milliyetçi Hareket Partisinin vermiş olduğu bu önergenin gerçekten lehinde oy kullanacağız, yanında olacağız ve bu araştırma bir uyarı niteliğinde olacaktır. Bu Karadeniz halkının da bundan sonra girişimleri yüzünü güldürecektir. Gençlerimiz yavuklularını, gençlerimiz nişanlılarını, gençlerimiz eşlerini, annelerini, babalarını bırakıp gurbet ele gitmeyecektir değerli arkadaşlarım. Evine ekmek getirecektir, işinde de gücünde de başarılı olacaktır, boynu eğik olmayacaktır. Bunu da, bu Parlamento inşallah araştırma yapar ve gereken tedbirleri alır.
Ben hepinize saygılar sunuyor, teşekkür ediyorum efendim. (Alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Grup önerisinin aleyhinde Düzce Milletvekili Sayın Yaşar Yakış.
Sayın Yakış, buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
YAŞAR YAKIŞ (Düzce) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; fındık tarımı ve piyasasındaki sorunların araştırılarak ürünün verimli değerlendirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırma komisyonu kurulması yönünde Milliyetçi Hareket Partisi tarafından verilmiş olan önerge konusunda AK PARTİ Grubunun görüşlerini yüce Meclise sunmak için huzurunuzda bulunuyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; fındığın önemini anlatmak için birkaç özelliğini burada belirtmek istiyorum. Pek tabii ki Karadenizli milletvekillerimizin hepsi fındığı gayet iyi tanırlar, ben de onlardan biriyim. Haşir neşir oldum fındıkla çocukluğumdan beri ve bütün sorunlarını yaşadım.
Birincisi: Fındık “Genişletilmiş Karadeniz Bölgesi” dediğimiz bir bölgede yetiştirilmektedir. “Genişletilmiş” derken Marmara Bölgesi"ndeki birçok illeri, yani Sakarya ve Kocaeli"ni de kapsar ve Marmara Denizi"nin güneyindeki bazı yörelerde de fındık yetiştiriliyor, böylelikle sadece Karadeniz değil. Ben buna “Genişletilmiş Karadeniz Bölgesi” diyorum.
Fındık 7-8 milyon nüfusumuzun belli başlı geçim kaynağıdır. Bu da ikinci özelliği.
Üçüncüsü: 500 ila 800 bin ton fındık üretimiyle dünya fındık üretiminin yüzde 70"i civarındakini sadece Türkiye kendi başına üretmektedir. Bu sıfatıyla da dünya fındık piyasasında söz sahibi olması gerekir.
Dördüncü özelliği: Fındık yetiştirilen yamaç arazilerin çok büyük bir kesiminde fındıktan başka bir ürünün yetişmesi zordur, yetiştirilebilse de ekonomik değildir.
Bu kadar önemli özellikleri olan fındık, geçmişteki hükûmetlerin yanlış politikaları nedeniyle aşırı ölçüde politize olmuş bir konudur. Hatta 2005 yılında fındık tarımı alanındaki ulusal kuruluşumuz olan FİSKOBİRLİK Hükûmetle inatlaşarak -bu kelimeyi özellikle seçtim, inatlaşarak- dünya piyasasında fındığın fiyatı 4,5-5 lira civarında iken yani o tarihte 4,5-5 milyon lira iken…
MURAT ÖZKAN (Giresun) – Sayın Yakış, o günlerde AKP milletvekilleri onların yanında oturuyordu. “Bizim dönemimizde böyle açıklanıyor.” diye de politika yapılıyordu. Doğruları söyleyin lütfen.
BAŞKAN – Sayın Özkan, lütfen… Sayın Özkan, müdahale etmeyin efendim, lütfen…
MURAT ÖZKAN (Giresun) – Efendim, müdahale etmiyorum millete yanlış bilgi veriyor, bakanlık yapmış bir zat.
BAŞKAN –Lütfen efendim…
YAŞAR YAKIŞ (Devamla) – Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, benim muhatabım Değerli Milletvekili değil, yüce şahsınızda Türkiye Büyük Millet Meclisidir.
MURAT ÖZKAN (Giresun) – Ben de millet adına konuşuyorum.
YAŞAR YAKIŞ (Devamla) – Onun için, Millet Meclisine hitap etmeye devam edeceğim. Özel olarak soruları toplantı dışında değerli milletvekili arkadaşlarımla her zaman tartışmaya hazırım.
MURAT ÖZKAN (Giresun) – Her zaman ben de hazırım. Buyurun. O günkü kayıtlar ortada.
YAŞAR YAKIŞ (Devamla) – Fındığın fiyatının 4,5-5 lira olduğu bir dönemde fındığın kilosuna 7 lira para vermeye hazır olduğunu ilan ederek iki tane büyük hata yapmıştır:
Bir, dünyada fındığın fiyatının kaç para olduğunu bilmediğini ortaya koymuştur.
İkincisi, FİSKOBİRLİK gibi ulusal, önemli bir kuruluşumuzu altından kalkamayacağı yükler altına itmiştir.
MURAT ÖZKAN (Giresun) –Sayın Hatip bizden seçin deyip de yönetimi organize eden siz değil miydiniz?
YAŞAR YAKIŞ (Devamla) – Öte yandan FİSKOBİRLİK asıl kuruluş amacının dışına çıkarak marketçilik ve adeta yapsatçılık yapmaya başlamıştır. Benim seçim bölgemde 3 trilyon liraya mal olması mümkün olan bir iş merkezini inşa etmiş, o binayı da maliyetinin 2 katından daha pahalıya mal ederek ortaya çıkan rantı FİSKOBİRLİK yöneticileri kendi yandaşlarına dağıtmışlardır.
2005 yılında FİSKOBİRLİK"in Genel Kurul toplantısına kendi seçim bölgemden giden delegelerle birlikte ben de katıldım.
MURAT ÖZKAN (Giresun) – Yandaşlarına dağıtırken Sanayi Bakanlığındaki müfettişi niye göndermediniz Sayın Hatip?
YAŞAR YAKIŞ (Devamla) – Değerli milletvekilleri, orada gördüğüm manzara beni -kelimeyi yine seçerek söylüyorum- iğrendirmiştir. Sayın Başkanım, başka bir kelime bulamıyorum oradaki hissiyatımı anlatmak için.
MURAT ÖZKAN (Giresun) – Siz devlet adamı olmalısınız, yalan konuşmayın bari ya!
YAŞAR YAKIŞ (Devamla) – Yurt dışındaki görevim sırasında da Hamburg"a giden FİSKOOBİRLİK yöneticilerinin…
MURAT ÖZKAN (Giresun) – Hepsi yalan!
YAŞAR YAKIŞ (Devamla) – …orada kırmızı fenerli mahallelerde sebep oldukları skandalları uzun zaman duymuşumdur.
Yakın zamanlarda da, yine seçim bölgemde, seçim bölgeme yakın yerlerde, delegeleri kendi tarafına kazanmak için FİSKOBİRLİK yöneticilerinin dansözlere ödedikleri paraları dahi FİSKOBİRLİK"in bütçesinden ödemişlerdir. Bütün bunları ben iğrenç buluyorum Sayın Başkanım, değerli milletvekillerim.
FİSKOBİRLİK Genel Müdürlüğü Giresun"da olduğu hâlde Genel Müdür Ordu"da oturmaktadır 45 kilometre ileride…

RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Ya suçlayacağına icraat yap! Şu konuşmaya bak! Hayret bir şey!
YAŞAR YAKIŞ (Devamla) – …ve her sabah şoför 45 kilometre giderek Ordu"dan Genel Müdürü almakta, 45 kilometre getirmekte, 90 kilometre yol kat etmektedir, akşam da bir 90 kilometre daha gitmektedir.
NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Bu söylediklerinizin hepsi savcılık takibi gerektirmiyor mu? Ne yaptınız bu zamana kadar? Suç duyurusunda bulundunuz mu?
YAŞAR YAKIŞ (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şoför de şehir dışına seyahat ettiği için harcırah almaktadır. (MHP sıralarından gürültüler) Bu para nereden gidiyor? Bu para nereden gidiyor? Bu para fukara fındık üreticisinin cebinden gidiyor.
MURAT ÖZKAN (Giresun) – Sayın Yakış, dedikodu anlatmayın burada lütfen!
OKTAY VURAL (İzmir) – Millet orada kan ağlıyor, siz masal anlatıyorsunuz ya!
MURAT ÖZKAN (Giresun) – Sayın Yakış, siz değil misiniz “Bizden seçin, yardım ederim.” diyen? Utanıyorum ya! Diplomatlık yapmış bir adamsınız.
YAŞAR YAKIŞ (Devamla) – Değerli milletvekilleri, bu tespitler benim tespitim değildir, bu tespitler FİSKOBİRLİK"in denetçileri tarafından tespit edilerek kongreye sunulan raporda yer alan tespitlerdir.
RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Ne işlem yaptınız Sayın Yakış?
YAŞAR YAKIŞ (Devamla) – Değerli milletvekilleri arzu ettikleri takdirde…
RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Ne işlem yaptınız Sayın Yakış?
YAŞAR YAKIŞ (Devamla) – …o tarihteki tutanaklara bakarlar ve raporları incelerler…
RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Ne işlem yaptınız Sayın Yakış? İşlem ortada yok.
YAŞAR YAKIŞ (Devamla) – …bu tespitleri kendileri de orada görürler.
MURAT ÖZKAN (Giresun) – Kasetleri getirelim Sayın Yakış, gösterelim kasetleri!
AHMET YENİ (Samsun) – Sayın Başkanım, dinleyemeyecek miyiz?
MURAT ÖZKAN (Giresun) – Sayın Yakış, son iki yıldır FİSKOBİRLİK"in Yönetim Kurulu Başkanı partinizin bir ilçe başkanı değil midir? Niye düzeltmediler madem?
AHMET YENİ (Samsun) – Sakin sakin…
YAŞAR YAKIŞ (Devamla) – Değerli milletvekilleri, FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu…
MURAT ÖZKAN (Giresun) – Partinizin ilçe başkanı değil mi Sayın Yakış? Onu soruyorum.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karşılıklı konuşmayalım.
Buyurun Sayın Yakış.
YAŞAR YAKIŞ (Devamla) – Sayın milletvekilleri, FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu katrilyonlarca liraya hükmetmektedir.
MURAT ÖZKAN (Giresun) – Ya, Yönetim Kurulu Başkanı sizin ilçe başkanınız, yapmayın Sayın Yakış!
YAŞAR YAKIŞ (Devamla) – Bu yönetimde, seçilmişler arasında, ilaç için bir tane üniversite mezunu yoktur.
MURAT ÖZKAN (Giresun) – Sayın Yakış, ilçe başkanınız değil mi?
YAŞAR YAKIŞ (Devamla) – İşte, AK PARTİ"nin yönetimi devraldığı ilk yıllarda FİSKOBİRLİK bu idi ve aşırı derecede politize olmuştu.
SÜLEYMAN LÂTİF YUNUSOĞLU (Trabzon) – O zaman öyleydi, şimdi nasıl?
OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) – FİSKOBİRLİK mi bıraktınız ki? Bitirdiniz. Ofise teslim ettiniz, Ofise! Ofis buğday almıyor, fındık alıyor.
YAŞAR YAKIŞ (Devamla) – İşte, bu nedenle FİSKOBİRLİK Hükûmetle inatlaşmış ve FİSKOBİRLİK"i batırmıştır. Ben şu sıralarda fındık üreticisi seçmenlerimi FİSKOBİRLİK"in mal varlıklarına el koymak için, dava açmaktan vazgeçirmek için akla karayı seçiyorum.
Değerli milletvekilleri, FİSKO"nun fındık üreticilerinin parasını ödeyemeyecek duruma gelmesi üzerine, Hükûmetimiz 2006 yılında…
MURAT ÖZKAN (Giresun) – FİSKOBİRLİK değil mi? Kısaltması var, FKB deyin bari! FİSKO da ne? Nedir FİSKO, fiskos mu?
YAŞAR YAKIŞ (Devamla) – …2006 yılından itibaren müdahale etmek zorunda kalmıştır ve Toprak Mahsulleri Ofisine fındık satın almak görevi vermiştir.
MURAT ÖZKAN (Giresun) – Fiskos mu bu ya? Ne FİSKO"su?
YAŞAR YAKIŞ (Devamla) – Toprak Mahsulleri Ofisinin ne altyapısı ne de uzmanlığı…
MURAT ÖZKAN (Giresun) – Nereden biliyorsun?
YAŞAR YAKIŞ (Devamla) – …bu işi başarılı biçimde yürütmeye elverişli olmadığı için, 2006 ve 2007 yıllarında fındık üreticisi epey sıkıntı çekti.
MURAT ÖZKAN (Giresun) – Sayın Yakış, sen hiç fındık topladın mı? Onu söyle bana!
BAŞKAN – Sayın Özkan, lütfen…
YAŞAR YAKIŞ (Devamla) – 2008"de de eksikliklerin önemli bir bölümü giderilmiştir.
Öte yandan, FİSKOBİRLİK de devletle dalaşarak bir yere gidilemeyeceğini anladığı için, yine kendi içinde sadece fındık alımı işine odaklanacak bir yönetimi FİSKOBİRLİK işbaşına getirmiştir.
RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Sayın Yakış, “dalaşmak” ne demek? “Dalaşma” sözü size hiç yakışıyor mu? Bakanlık yapmış adamsınız.
OKTAY VURAL (İzmir) – Devletle dalaşmak ne demek?
K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Devletle kim dalaşıyor?
MURAT ÖZKAN (Giresun) – Size hiç yakışmıyor!
BAŞKAN – Sayın Özkan, lütfen efendim.
YAŞAR YAKIŞ (Devamla) – Bütün bunlar devam ederken Hükûmetimiz fındık politikasını günübirlik politikalarla yürütemeyeceğine inandığı için, uzun vadeli bir strateji belirleme kararı vermiştir ve ilk adımını atmıştır.
MURAT ÖZKAN (Giresun) – Fındıkçı devletle dalaşır mı ya? Bu ne biçim konuşma Sayın Yakış? Nasıl bir şey bu?
BAŞKAN – Sayın Özkan, lütfen… Sayın Özkan…
MURAT ÖZKAN (Giresun) – Şu milletin huzurunda böyle bir üslup yakışıyor mu size?
HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) – Bakanlık işi bitti, bundan sonra bakan olamazsın Sayın Yakış!
YAŞAR YAKIŞ (Devamla) – Bu stratejinin Meclisin onayına sunulacağı pek tabii ki doğaldır, değerli milletvekilleri burada olacaktır o strateji burada konuşulduğu zaman, çünkü yasal önlemler boyutu da vardır, onun için buraya esasen gelecektir.
MHP Grubunun böyle bir araştırma komisyonu kurulması fikrinin özüne karşı değiliz, çünkü bu konuda söylenecek her şeyin mümkün olan en saydam ortamda söylenmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu konuyu da en iyi niyetlerle Meclis gündemine getirmeye çalıştıklarına inanıyoruz, orada bir tereddüdümüz yok, ancak biraz önce bahsettiğim nedenlerle, strateji belirleme çalışmaları devam ederken böyle bir komisyon kurulması, tam da işi komisyona havale anlamına gelecektir. Yani komisyon kurulmasına değil, bu konunun şu sırada gündeme getirilmesine karşıyız.
AK PARTİ Grubu olarak, bu nedenle, sadece bu nedenle, kısa bir süre sonra yüce Meclise esasen gelecek olan bir konunun şu aşamada bir araştırma komisyonu kurulması konusu hâline dönüştürülmesine karşı olduğumuz için bu önergeye olumsuz oy vereceğiz.
Saygılar sunuyorum Sayın Başkanım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
MURAT ÖZKAN (Giresun) – Sayın Başkanım, hatip fındık üreticilerini devletle dalaşan insan olarak yorumlamıştır. Sözlerini geri almasını rica ediyorum. Fındık üreticileri bunu hak etmiyor. Lütfen…
RECEP KORAL (İstanbul) – Şov yapma!
MURAT ÖZKAN (Giresun) - Kimse şov yapmıyor. Gerçekleri söyleyin.
RECEP KORAL (İstanbul) – Şov yapıyorsun.
BAŞKAN – Arkadaşlar lütfen…
Sayın Koral… Sayın Özkan…
RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Sayın Başkan…
BAŞKAN - Sayın Yalçın, bir sözünüz mü var efendim?
RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Sayın Başkan, bu konuda, müsaade ederseniz, kısa bir açıklama yapayım.
BAŞKAN – Arkadaşlar şöyle: Çok kısa mikrofonunuzu açayım ama, burada, bakınız, gruplar arasında gördüğüm kadarıyla bir anlaşma var, bütün gruplardan her arkadaş çıkıp görüşlerini ifade ediyor. Bunların üzerine tekrar olursa, bir şey olmaz.
Bir dakika vereceğim Sayın Yalçın size. Lütfen, sözlerinizi ifade edin.
Buyurun efendim.

RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Efendim, bakanlık yapmış bir milletvekilimizin burada “dalaşmak” tabirini kullanmasını “iğrenmek” tabirini kullanmasını hiç kendisine yakıştıramadığımı öncelikle ifade edeyim.
Bizim meselemiz FİSKOBİRLİK de değildir, biz üreticiyi, üreticinin hakkını savunmayı tercih ediyoruz. Geçmişte FİSKOBİRLİK"in yanlışlarını da ifade ettik, ama bu sürece getiren AKP İktidarının kendisi olmuştur. Bugün, AKP İktidarının FİSKOBİRLİK"e Yönetim Kurulu Başkanı yaptığı kişi bir AKP ilçe başkanıdır ve bu ilçe başkanı eliyle FİSKOBİRLİK tasfiye edilmektedir, 35 gayrimenkulü satılığa çıkarılmıştır.
Bir şeyi daha ifade edeyim Sayın Başkanım: FİSKOBİRLİK fındık fiyatını 7 YTL açıkladığı zaman, Sayın Hatibin mensup olduğu partinin genel sekreteri ve diğer sözcüleri Karadeniz"de “Bu AKP farkıdır, at sahibine göre kişner.” ifadelerini kullanmıştır. Daha geçen hafta, Sayın Nurettin Canikli FİSKOBİRLİK"e sahip çıkacaklarını ifade etmiştir.
Bu konuşmayı Sayın Bakana hiç yakıştıramadım.
Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Grup önerisini oylarınıza…

YOKLAMA
(MHP ve CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)
OKTAY VURAL (İzmir) – Toplantı yeter sayısının aranmasını istiyoruz.
BAŞKAN – Yoklama istiyorsunuz.
Grup önerisinin oylamasından önce bir yoklama talebi var.
Sayın Akçan, Sayın Yalçın, Sayın Özkan, Sayın Vural, Sayın Çakmakoğlu, Sayın Toskay, Sayın Yıldız, Sayın Yunusoğlu, Sayın Sipahi, Sayın Torlak, Sayın Paksoy, Sayın Vural, Sayın Durmuş, Sayın Tankut, Sayın Özensoy, Sayın Büyükataman, Sayın Kumcuoğlu, Sayın Çobanoğlu, Sayın Küçük, Sayın Diren, Sayın Güner.
Sayın milletvekilleri, milletvekili arkadaşlarımızın yoklama talebini yerine getireceğim.
Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.


BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Öneri kabul edilmemiştir.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.