MÜSİAD' dan enerji krizi uyarısı

MÜSİAD' dan enerji krizi uyarısı

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği’ nin (MÜSİAD) Genel İdare Kurulu toplantısı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler' in katılımıyla gerçekleştirildi.

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD), Genel Merkez yönetimi ve 28 şube başkanını buluşturan Genel İdare Kurulu (GİK) toplantısı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler'in katılımıyla gerçekleştirildi.

MÜSİAD'dan yapılan açıklamaya göre, Bakan Güler'e enerji sektöründeki bölgesel sorunlar ve çözüm önerilerine ilişkin bir raporun da sunulduğu programda, ekonomi ve siyasetteki son gelişmeler de masaya yatırıldı. Toplantının ardından, Adana özelinde sektörel ve bölgesel kalkınmaya vurgu yapılan GİK Sonuç Bildirisi yayınlandı.

MÜSİAD Genel Başkanı Ömer Cihad Vardan, Yönetim Kurulu üyeleri ve 28 şube başkanının imzaladığı sonuç bildirisinde, mevcut sıkıntıların çözüme kavuşturulması ve enerji açığının bir krize dönüşmemesi için çalışmaların hızlandırılması uyarısında bulunuldu.

MÜSİAD GİK Sonuç Bildirisi'nde sanayicinin küresel ölçekte her gün artan enerji maliyetleri ile darboğaza girmek üzere olduğuna dikkat çekildi. "Orta ve uzun vadeli bir değerlendirme yapıldığında, ülkemizde enerji maliyetlerinin hem cari açığa menfi etkisi her geçen gün artmakta hem de bu durum sanayici açısından doğrudan maliyet kalemi olarak rekabet gücünü baltalamaktadır." görüşüne yer verildi.

 Bildiride "Mevcut sıkıntıların çözüme kavuşturulması ve enerji açığının bir krize dönüşmemesi için her türlü alternatif kaynaktan istifade edilmelidir" uyarısında bulunuldu.

Raporda özetle Türkiye'nin ana enerji politikası ve stratejisi belirlenirken; yerli kaynaklara öncelik verilmesine, farklı teknolojilerin kullanımı ve geliştirilmesine, yerli üretimin artırılmasına, Türkiye'nin enerji ticaret merkezi olma potansiyelinden yararlanması için gerekli çalışmaların hızlandırılmasına, stratejik petrol ve doğalgaz depolama kapasitesinin artırılmasına, üretimde alternatif enerji kaynağı kullanımına imkan sağlanmasına, enerji sektörünün işleyen bir piyasa olarak şeffaflığı ve rekabeti esas alacak şekilde yapılandırılmasına özen gösterilmesi gerektiği ifade edildi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler' e sunulan sektöre ilişkin sorunların ve çözüm önerilerinin yer aldığı MÜSİAD Enerji Sektörü Raporu'ndan bazı önemli satırbaşları özetle şöyle: "Avrupa Birliği (AB) ile müzakereler gerçekleştiren Türkiye, AB ile enerjide entegrasyonun sağlanması çerçevesinde hem enerji koridoru sıfatıyla hem de AB'nin enerji arz güvenliğine katkı sağlayacağı alternatif kaynak rolü sıfatıyla bu durumu kendi lehine çevirebilir.

Kendi kendine yeten bir enerji üreticisi olma yolunda önemli bir adım atmak ve teknolojik altyapımızı yükseltmek için, ileri teknoloji kullanılarak nükleer santral kurma işleminin bir an önce tamamlanması ve önümüzdeki döneme yatırım yapılması gerekmektedir.

Doğalgaz kaynaklı elektrik üretiminin hızla azaltılmasına öncelik vermekle birlikte, Türkiye, Rusya ve İran'ın yanında doğalgaz tedarik ettiği diğer ülkelerden aldığı gaz miktarını artırmalı ve yeni bölgelere yönelmelidir. Hali hazırda alışlarımız olan bu bölgelerden daha fazla gaz tedarik edilebilmeli ve proje aşamasında olan Mısır-Türkiye, Irak-Türkiye ve Türkmenistan-Türkiye gibi doğalgaz boru hatlarıyla da Rusya ve İran'a olan tek yanlı bağımlılık azaltılmalıdır.

Enerji güvenliği açısından dışa bağımlılığı kabul edilebilir düzeylerde tutmak amacıyla yerli kömür ve hidrolik kaynaklarımızdan enerji üretimi ciddi oranda artırılmalı ve kömür ile çalışan santrallerden daha fazla yararlanılacak yeni yatırımlar yapılmalıdır.

Dışa bağımlılıktan kurtulmanın bir diğer önemli adımı da enerjide verimliliği ve tasarrufu artıracak etkin bir talep yönetiminin benimsenmesidir. Herkesin bugünün talebini karşılamak ile yarının kaynaklarını muhafaza etmek, bugünün açlığını gidermek ile yarına yaşanabilir bir dünya bırakmak arasındaki çelişkili dengeyi kurma sorumluluğu vardır.

Enerji verimliliği uygulamaları doğru ve etkin bir şekilde teşvik edilmeli, iyi niyetli ve cesaret sahibi girişimcilerimizin tavrı, bürokratik engellere takılmayan bir uygulama ile desteklenmelidir. Bu noktada Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından enerjide sosyal bilinçlendirme kampanyası olarak tasarlanıp başlatılan En-Ver Projesi rasyonel ve nitelikli bir çalışmadır.
Enerji maliyetlerini istikrarlı ve makul bir düzeye çekecek ekonomide yaşanan genişleme ve değişime paralel olarak enerji sektöründeki özelleştirme sürecinin gerçekleştirilmesi son derece önemlidir. Üretim ve dağıtım sektörüne yönelik gerekli düzenlemelerin yapılması ve piyasanın oluşturulmasına paralel olarak gerekli özelleştirmelerin yapılması, 2008 yılının temel önceliği olmalıdır.

Özelleştirme süreci kapsamında Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. tarafından hazırlanan ve yatırımcılara Özelleştirme İdaresi'nce Bilgi Odası kapsamında sunulan tüm önemli bilgilerin doğruluğunu ortaya koyabilecek yatırımlar (kısaca IT- Bilgi Teknolojileri yatırımları) hala gündemde değildir. Bu sorunu aşmak için bir an önce Türkiye elektrik iletim sisteminin AB Elektrik Sistemi (UCTE) ile eşzamanlı çalışmasına imkân sağlayacak bağlantının 2008 yılında gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Enerji sektörünün ihtiyacı olan 130 milyar dolarlık girişimin sağlanması için üretim ve dağıtım sektörüne yönelik gerekli düzenlemelerin yapılması ve piyasanın oluşturulmasına paralel olarak gerekli özelleştirmelerin yapılması, 2008 yılının temel önceliği olmalıdır.

Elektrik santrallerinin tam kapasiteyle çalışamamasından kaynaklanan kayıplar neredeyse yüzde 20'lere ulaşmıştır. Buna, diğer kayıplar ve kaçak kullanım da eklendiği zaman, elektrikteki toplam kayıp yüzde 35-40'lara varmaktadır. Acilen bu kayıpların önüne geçecek önlemler alınmalıdır.

Bazı madenler bakımından Türkiye dünyanın önemli ülkeleri arasında yer almasına rağmen, madenlerinin tamamı henüz belirlenmemiş ve etkin bir envanter çalışması yapılamamıştır. Bunun en bariz ispatı her yıl yeni bir maden yatağının bulunuyor olmasıdır.

Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü'nün Görünür Maden Rezervleri Araştırma Raporu'na göre, Türkiye'de toprak altında yaklaşık 50 milyar ton civarında, 'ticarete konu' 49 ayrı cins ve özellikte maden bulunmaktadır.

Halen korumakta olduğumuz bor, trona, kömür gibi hammaddelerimizle ilgili teknoloji yeterince geliştirilmemiş ve 'uç ürünler' haline dönüştürülmemiştir.
2004 yılında çıkartılan 5213 sayılı yeni Maden Kanunu ile birlikte ruhsat alımlarında yüzde 30 oranında bir artış kaydedilmiş ve bu gelişmeye bağlı olarak sektörde bir hareketlenme görülmüştür.

Ancak özellikle izin konusunda yaşanan diğer bürokratik sıkıntılar bu açılımı oldukça yavaşlatmıştır. Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu ve orman izinleriyle ilgili uygulamalar konusunda izinlerin verilmeyişi madencilik ve sanayi sektörüne zaman kaybettirmektedir. Yatırımcılar bir maden işletmesi açmak için yaklaşık 20 farklı kurumdan izin almak zorunda kalmaktadırlar. Bu da yatırımcıların şevkini kırmakta ve ülke ekonomisine katkı sağlayacak yatırımları azaltmaktadır.

İthalatı azaltmasının yanı sıra adeta kangrene dönüşen işsizliğe de ciddi bir katkı sağlama potansiyeline sahip madencilik sektöründe faaliyet gösteren yatırımcılar, iş yeri açma ve çalışma ruhsatı konusunda da büyük sıkıntı yaşamaktadır. Oysa yatırımcı için en önemli husus zamandır. Yönetmelikte belirtilmiş olmasına karşılık yapılan müracaatlar kısa sürelerde sonuçlanmamaktadır. Müracaatlarda istenen bedeller çok değişik ve yüksektir."

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.