Evrimin Yeni Halkasının Ürünü Yapay Zeka ve İnsanlığın Geleceği

Evrimin Yeni Halkasının Ürünü Yapay Zeka ve İnsanlığın Geleceği

Yapay zeka üzerine yürütülen tartışmalar genellikle iki uç arasında sıkışıyor. Bir tarafta onu insanlığın kurtuluşu olarak görenler, diğer tarafta ise tembelliği artıran, enerji ve su tüketen, işsizliği büyüten ve tehlikeli bir gelecek hazırlayan bir teknoloji olarak değerlendirenler…

img-0208.jpegOysa mesele bundan çok daha derindir. Çünkü yapay zeka yalnızca yeni bir teknoloji değil, insanın kendi evrimsel yolculuğuna bilinçli olarak müdahale etmeye başladığı yeni bir aşamadır.

Milyarlarca yıl boyunca yaşam, doğal seçilim yoluyla değişti. Türler çevre koşullarına uyum sağlayabildikleri ölçüde hayatta kaldılar. İnsan da bu uzun evrimsel sürecin bir ürünüdür.

Ancak insanı diğer canlılardan ayıran temel özellik, çevreye uyum sağlamakla yetinmemesi, çevresini değiştirebilmesidir.

Ateş, tarım, tekerlek, yazı, matbaa, buhar makinesi, elektrik, bilgisayar ve internet...vs

Bunların her biri insanın biyolojik sınırlarını aşma girişimleriydi. Yapay zeka ise bu sürecin yeni halkasıdır.

İlk kez insan yalnızca kas gücünü değil, zihinsel faaliyetlerinin bir bölümünü de makineler aracılığıyla genişletmeye başlamaktadır.

Bu nedenle yapay zeka, insanın kendi evrimsel gelişimine bilinçli müdahalesinin araçlarından biri olarak görülebilir.

Bu durum doğal olarak kaygılar yaratmaktadır. Evet, yapay zeka insanları düşünmeden bilgi tüketmeye yöneltebilir. Evet, büyük veri merkezleri ciddi miktarda enerji ve su tüketmektedir. Evet, yanlış ellerde gözetim, manipülasyon ve savaş teknolojilerinin bir parçası haline gelebilir.

Ancak tarih bize şunu da gösteriyor. Sorun teknolojinin kendisi değil, onu kullanan toplumsal sistemdir. Aynı teknoloji insanları özgürleştirebilir de köleleştirebilir de.

Eleştirilerin önemli başlığı enerji ve su tüketimidir. Bu konuda kaygılar oldukça haklıdır. Yapay zeka modelleri dev veri merkezlerinde çalışır. Bu merkezler ciddi miktarda elektrik tüketir ve sunucuların soğutulması için önemli miktarda su kullanılır. Dünyanın iklim kriziyle mücadele ettiği bir dönemde bu durum göz ardı edilemez.

Fakat burada da daha geniş bir çerçeveye ihtiyaç vardır. Yapay zeka tek başına bir çevre sorunu değildir. Sorun, bütün ekonomik sistemin sınırsız büyüme mantığı üzerine kurulmuş olmasıdır. Aynı eleştiriyi otomobillere, veri merkezlerine, kripto paralara, reklam endüstrisine veya gereksiz tüketimi teşvik eden milyonlarca ürüne de yöneltmek gerekir. Yapay zeka bu sorunun nedeni değil, mevcut üretim modelinin bir parçasıdır.

Bugün yapay zekaya yönelik eleştirilerin önemli bir kısmı teknolojiden çok mevcut ekonomik ve siyasal düzene yöneltilmelidir. Çünkü aynı teknoloji başka bir toplumsal örgütlenme içinde çok farklı sonuçlar üretebilir.

Örneğin insanlık tarihinin en büyük sorunlarından biri bilgiye erişimdeki eşitsizlik. Yoksullar, kırsalda yaşayanlar, engelliler ve eğitim olanaklarından mahrum bırakılmış milyonlarca insan bilgiye ulaşmakta zorlanmaktadır.

Yapay zeka bu engellerin önemli bir bölümünü ortadan kaldırma potansiyeline sahiptir. Bir köyde yaşayan çocuk ile dünyanın en iyi üniversitesindeki profesörün aynı bilgi kaynaklarına ulaşabilmesi ilk kez bu kadar mümkün hale gelmektedir.

Sağlık alanında erken teşhis sistemleri milyonlarca insanın yaşam süresini uzatabilecek kapasiteye sahiptir.

Tarımda, enerji planlamasında ve iklim krizine karşı mücadelede yapay zeka kaynak kullanımını daha verimli hale getirebilir.

Burada toplumsal dönüşüm için mücadele eden kurumlara, sendikalara, ekoloji hareketlerine, kadın örgütlerine, engelli hakları savunucularına ve demokratik kitle örgütlerine de önemli görevler düşmektedir.

Yapay zekaya kuşkuyla yaklaşmak anlaşılabilir bir durumdur. Ancak bir çekiç kol gücünün yerini almaz, ama onu daha etkili kullanmayı sağlar.

Yapay zeka da aynı şekilde insan aklının yerine geçmez. Onu kullanan kişinin bilgi düzeyi, sorgulama yeteneği ve eleştirel düşüncesi ne kadarsa ortaya çıkan sonuç da o kadar değerli olur.

Yapay zekaya sorgulamadan teslim olan kişi için bu teknoloji bir tembellik aracına dönüşebilir.

Ama merak eden, araştıran ve denetleyen kişi için üretkenliği artıran güçlü bir yardımcıdır.

Teknolojinin kendisi ile onu kullanan toplumsal yapı arasındaki farkı görmek gerekir.

Barut da insanları öldürmek için kullanıldı, tüneller açmak için de. Nükleer fizik atom bombasına da yol açtı, kanser tedavisinde kullanılan radyoterapiye de vs. Sorun teknoloji değil, onu hangi amaçla ve kimin denetiminde kullandığımızdır.

Toplumsal mücadele yürüten kurumlar yapay zekayı öncelikle bilgi üretmek ve bilgiyi demokratikleştirmek için kullanmalıdır. Bilimsel araştırmaları daha hızlı incelemek, hukuki süreçleri takip etmek, raporlar hazırlamak, verileri analiz etmek ve kamuoyunu doğru bilgilendirmek artık çok daha kolay hale gelmektedir.

Ekoloji hareketleri çevresel tahribatı izlemek, maden projelerini analiz etmek, su havzalarındaki değişimleri incelemek ve teknik raporları halkın anlayabileceği dile çevirmek için yapay zekadan yararlanabilir.

Engelli hareketi erişilebilirlik çözümleri geliştirmek, mevzuatı sadeleştirmek ve bilgiye erişimi artırmak için bu teknolojiyi kullanabilir.

Sendikalar iş cinayetlerini, ücret eşitsizliklerini ve çalışma koşullarını analiz ederek emek mücadelesini daha güçlü verilerle destekleyebilir.

Kadın hareketi görünmeyen emeği, şiddet verilerini ve toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini daha görünür hale getirebilir.
Ancak yapay zeka hiçbir zaman örgütlenmenin, dayanışmanın, sahada olmanın ve insan ilişkilerinin yerine geçemez.
Hiçbir algoritma bir grev çadırı kuramaz. Hiçbir veri tabanı bir köylünün toprağına sahip çıkma kararlılığını üretemez. Hiçbir yapay zeka insanların birlikte mücadele ederken kurduğu güven ilişkisini yaratamaz.

Bu nedenle yapay zeka bir özne değil, bir araç olarak görülmelidir. Toplumsal değişimi yaratan şey hala insan iradesidir.

Doğa bilimleri bize yaşamın gücünün çeşitlilikten ve işbirliğinden doğduğunu göstermektedir. Evrimsel süreç dayanışmanın da tarihidir. Hücreler birleşerek çok hücreli canlıları, bireyler işbirliği yaparak toplumları yaratmıştır. Yapay zeka da insanlığın ortak bilgisinin bir ürünüdür.

Eğer bu teknoloji birkaç şirketin ve birkaç devletin çıkarlarına hizmet eden bir araç haline gelirse eşitsizlikleri büyütebilir.

Ama insanlığın ortak yararına sunulabilirse eğitimden sağlığa, bilimden ekolojiye kadar pek çok alanda daha adil ve daha eşitlikçi bir dünyanın kurulmasına katkı sağlayabilir.

Bu nedenle asıl mesele yapay zekanın iyi mi kötü mü olduğu değildir.

Asıl mesele, insanlığın yarattığı bu yeni gücü ortak iyilik için kullanabilecek donanıma sahip miyiz?

Yapay zekanın geleceği, makinelerin değil insanların vereceği cevaba bağlıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.