HEY GİDİ SUCU MEHMET USTA…

HEY GİDİ SUCU MEHMET USTA…

Hey gidi Sucu Mehmet Usta…
Bugün seni düşündükçe aklıma sadece babam gelmiyor…
Aynı zamanda bu şehrin emekle yazılmış tarihi geliyor.
Dönüp geçmişe baktığımda görüyorum ki, Ordu’nun bugün sahip olduğu birçok değerin altında senin ve senin gibi alın teri döken insanların emeği var.
Ama ne yazık ki bu şehir, kendisi için çalışanları çabuk unutmuş…

7a52f31e-1048-436f-a9d6-e89b334e6b7f.png
Sen ise unutulmayı hiç dert etmeden çalışmışsın.
Çünkü sen makam için değil, bu şehir için mücadele edenlerdendin.
O yıllarda Ordu’nun suyu yetersizdi.
İnsanlar su sıkıntısı çekiyordu.
Şehir büyüyor, mevcut kaynaklar ihtiyacı karşılayamıyordu.
İşte o günlerde rahmetli Sıtkı Çebi ile birlikte Yoroz’un yollarına düştünüz.
Masa başında oturup çözüm üretmeye çalışanlardan olmadınız.
Dağ taş dolaştınız.
Yeni su kaynakları buldunuz.
Şehrin geleceğini düşünerek yeni su depoları yapılması için mücadele ettiniz.
Üstelik sadece planlayanlardan da olmadınız.
Yanınızdaki işçilerle birlikte çalıştınız.
Taş taşıdınız.
Beton döktünüz.
Kazma salladınız.
Alın terinizi toprağa kattınız.
Bugün Ordu’nun suyuna yıllarca hizmet eden o depolarda senin ve çalışma arkadaşlarının emeği vardır.
Ama senin mücadelen bununla da bitmedi.
Sel gelirdi…
Irmak coşardı…
Köprü yoktu.
Suyun karşıya geçtiği borular selin önüne katılır, denize kadar sürüklenirdi.
Ordu susuz kalmasın diye sel çekilir çekilmez işe koyulurdunuz.
Irmağın götürdüğü boruları bulur, çıkarır ve yeniden yerine yerleştirirdiniz.
Çünkü sizin için önemli olan mesai değil, insanların suya kavuşmasıydı.

4ad0d6dd-aa44-4d1b-b4e6-7db5c62e36ae.png
Anlatırlar…
Bir gün yine köprü yokken millet üzerinden geçen, selin sürüklediği boruları onarmaya çalışırken borulara kalafat çakıyormuşsun.
O yıllarda ne cep telefonu vardı, ne telsiz, ne de yaklaşan tehlikeyi haber verecek bir sistem…
Bir anda gelen dev bir serseri dalga seni de alıp götürmüş.
Saatlerce senden haber alınamamış.
Şehirde kulaktan kulağa aynı söz dolaşmaya başlamış:
“Mehmet Usta denizde kayboldu…”
Şarkiye Mahallesi’ndeki evde ağıtlar yükselmiş.
Yakınların seni kaybettiğini sanmış.
Çocukların babalarını bir daha göremeyeceklerini düşünmüş.
Ama sen mücadeleden vazgeçen adamlardan değildin.
Sonradan anlatıldığına göre, Elektrik Kurumu’nun sağ tarafındaki kıyıya, bugün mendireğin bulunduğu bölgeye kadar sürüklenerek çıkabilmişsin.
Gece vakti eve ulaşmışsın.
Kapıyı çalmışsın.
Ve seni öldü sanan ailene yeniden bayram sevinci yaşatmışsın.
Bu hikâyeyi yıllardır anlatırlar.
Ben her dinlediğimde aynı soruyu sorarım:
Bir insan bir şehir için ne kadar fedakârlık yapabilir?
Sonra aklıma sen gelirsin baba…
Çünkü sen işini sadece maaş almak için yapanlardan değildin.
Sen bu şehrin suyunu kendi namusun gibi koruyanlardandın.
Ordu susuz kalmasın diye selin içine girenlerdendin.
Gerektiğinde hayatını ortaya koyanlardandın.
İşte bu yüzden sana sadece Mehmet demediler.
“Sucu Mehmet Usta” dediler.
Çünkü sen yalnızca su taşımadın.
Yalnızca boru döşemedin.

1079540c-8d06-4e95-8785-0b2324f1ea26.png
Bir şehrin yaşam damarlarını ayakta tuttun.
Bugün bazıları tarih anlatıyor.
Bazıları bu şehrin geçmişi üzerine ahkâm kesiyor.
Ama bu şehrin gerçek tarihi makam odalarında yazılmadı.
Bu şehrin tarihi; yağmurun altında çalışan işçilerin ellerinde, ustaların nasırlı parmaklarında, halk için mücadele eden insanların yüreğinde yazıldı.
İşte sen de o insanların biriydin baba…

85bb8470-f297-4148-b267-387e4672a6f7.png
Ben senin oğlun olmaktan her zaman gurur duydum.
Çünkü sen bana servet bırakmadın.
Makam bırakmadın.
Zenginlik bırakmadın.
Ama bunların hepsinden daha değerli şeyler bıraktın:
Dürüstlüğü…
Alın terini…
Halktan yana olmayı…
Boyun eğmemeyi…
Ve mücadele etmeyi…
Bugün Ordu Kent Gazetesi’nin yıllardır sürdürdüğü mücadele ruhunun altında biraz da sen varsın.
Senin emeğin var.
Senin doğruluğun var.
Senin dik duruşun var.
Rahat uyu Mehmet Usta…
Emanetin yerde değil.
Bayrak yerde değil.
Bu şehrin gerçek emekçilerini anlatmaya devam edeceğim.
Bu şehrin hafızasını savunmaya devam edeceğim.
Bu şehrin alın terini unutturmamaya devam edeceğim.

d8bbd2a6-4fea-481f-8955-e8cfcaf63705.png
Çünkü sen bana böyle öğrettin.
Çünkü ben senin oğlunum.
Huzur içinde uyu Sucu Mehmet Usta…
Ordu seni unutsa da, ben unutmayacağım.
Nevzat Akata

af5fc863-5e16-420e-9b9a-6088f6d53ef4.png

e83c3fa7-83d2-4f15-a3d3-a06c27ae35cb.png

img-1319.jpeg

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.