Necdet TOPÇUOĞLU

Necdet TOPÇUOĞLU

KÜRT TÜRKİYENİN DUVARINDA TUĞLADIR

KÜRT TÜRKİYENİN DUVARINDA TUĞLADIR

Necdet Topçuoğlu

Mustafa Kemal Atatütk Türkiye Cumhutiyetini kurarken, CHP Genel Başkanı olarak kurmamıştır. Hatta her kafadan ayrı bir sesin geldiği partilere değil, birlik ve beraberliğe muhtacız demiştir. Padişahlık bakiyesi bir ülkede, parti kültürünü yerleştirmesi kolay olmamıştır. Benim iki büyük eserim var, birisi ilelebet yaşayacak olan Türkiye Cumhutiyeti, ikincisi de Cumhuriyet Halk Partisi'dir demiştir. Mustafa Kemal Atatürk'ten sonra partinin ikinci genel başkanı, aslen Malatya'lı ve Kürt kökenli olan Mustafa İsmet İnönü olmuştur. Kimse çıkıpta sen Kürt kökenlisin, genel başkan olamazsın dememiştir. O yıllarda kimse ne kendisinin, ne de birbaşkasının etnik kökenini merak bile etmemiştir. Mustafa Kemal Atatürk, "Türkiye Cumhuriyetini kuran Anadolu Halkına, Türk Milleti denir" diyerek, herkesi kucaklayan bir tanım yapmıştır.

CHP'nin üçüncü genel başkanı Mustafa Bülent Ecevit, Robert Koleji mezunudur. Aristokrat bir ailede yetişmiştir. CHP gençlik kollarında siyasete başlamıştır. Yıllarca Zonguldak milletvekilliği yapmış, CHP Genel Sekreteri olmuş, milli şef Mustafa İsmet İnönü’yü Kurultay da yenerek, CHP genel başkanı olmuştur. Ecevit, Atatürk’ü en iyi kavramış siyasetçilerden birisidir. Atatürk’ün CHP’yi Marksizm’den veya onun türevi Avrupa solu’ndan esinlenerek kurmadığını gayet iyi biliyordu. Bu nedenle Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Devletçilik, Halkçılık, Laiklik ve Devrimcilikten oluşan “altı ok”u “ulusal sol” yörüngesine oturtmuştur. Halkın gözünde efsane Karaoğlan olmuştur. Gelecek yazılarımda bu ilkelerin içinin nasıl boşaltıldığını halkımıza anlatacağım.

Çift ismini pek kullanmamış olsa da, gerçek adı Mustafa Bülent Ecevit idi. Mustafa ismi dedesi Mustafa Şükrü Efendi'den geliyordu. Babası Fahri Ecevit'in babası olan Mustafa Şükrü efendi, Osmanlı ulemasıydı. Abdülhamid döneminde Süleymaniye medresesinde müderris idi. Bülent Ecevit Kastamonu’da dünyaya gelmişti. Aslında Kastamonu'lu değildi. 1840’lı yılların sonunda “Dersim” bölgesinde patlak veren silahlı kalkışmadan sonra, Osmanlı Devleti tarafından Kastamonu’ya sürgün edilmiş bir ailenin çocuğuydu. Ecevit Ailesinin yaşadığı köy tümüyle Dersim bölgesinden sürülmüştü. Mustafa Şükrü Efendi 1924 yılında Kastamonu’da vefat etmiştir. Mezar taşında “Kürdizade” yazmaktadır. Merak edenler Kastamonu İl Kültür Müdürlüğünden destek alarak gidip görebilirler.

Mustafa Bülent Ecevit'in eski yazı okuyabildiğini, 1999 yılında Müsteşar olduğumda bizzat görmüştüm. Dönemin Tarım Bakanı beni bir konuda bilgi vermek üzere Başbakanlığa göndermişti. O zaman Başbakana doğrudan gidilemiyordu. Önce Hüsamettin Özkan'a gidiyorduk, o bizi Başbakana götürüyordu. Bu nedenle Hüsamettin Özkan'a bürokratlar arasında Ecevit'ten sorumlu Devlet Bakanı deniliyordu. Bilgi arzı bittikten sonra, kasadan sararmış, oldukça eski bir dosya çıkardı. Dosya açılınca eski yazılarla tanımlanmış bir harita olduğunu gördük. Bize haritanın Abdülhamit döneminden kalma, Karadeniz-Marmara alternatif su yolu ile ilgili olduğunu anlatmıştı. Böylece eski yazıyı çok rahat okuduğunu görmüş oldum.

Mustafa Bülent Ecevit, baba tarafından Kürt kökenli olduğunu ilk kez Kastamonu’yu ziyaret ettiğinde, dedesinin mezar taşından öğrenmiştir. Belki insanlar inanmakta güçlük çekiyor olabilirler ama, eski yıllarda kimse kimsenin etnik kökenini merak etmezdi, hatta hiç kimse kendi ailesinin etnik kökenini bile sorgulamazdı. Mustafa Bülent Ecevit, “dedemin Kürt kökenli olduğunu öğrendiğimde hiç yadırgamadım, çünkü bizim gözümüzde Türk-Kürt diye bir ayrım yoktu, hiç olmadı, bir eziklik veya bir üstünlük asla söz konusu değildi, toplumda hepimiz Cumhuriyet’e bağlı, Türkiye Cumhuriyeti’nin değerlerini paylaşan insanlardık” demiştir. Siyasi hayatında beş defa hükümet kurduğunu, bazı bakanların kürt kökenli olduklarını sonradan öğrdndiğini ifade etmiştir. Ben 2017 yılında Kastamonu Şeker Fabrikasını denetlerken, dedesi Mustafa Şükrü Efendi'nin mezarını ziyaret etmiştim.

Bazen düşündükçe şaşırıyorum. Benim şu 71 yıllık ömrüme neler sığmıştır. PKK'nın kuruluşunu biliyorum. O tarhte üniversite de öğrenciydim. Abdullah Öcalan, Mustafa Karasu, Haki Karer'i tanıdım. Derken 12 Eylül faşist darbesi oldu. Öcalan Kobani'den Suriye'nin Bekaa Vadisi'ne kaçırıldı. Türkiye de Faşist Cunta bütün siyasi partileri kapatmış, liderlerini Zincirbozan'a göndermişti. Eski partilere siyasi yasak getirilmişti. Çok partili siyasal yaşama dönüldüğünde, Malatya kökenli bir Kürt olan Turgut Özal liderliğindeki ANAP iktidar olmuştur. Kimse Turgut Özal'a sen Kürt'sün, Başbakan, Cumhurbaşkanı olamazsın dememiştir. Daha sonra siyasi yasaklar kalkınca, yine bir Kürt olan Erdal İnönü'nün başkanlığında Sosysl Demokrat Halkçı Parti kurulmuş, HEP ile seçime ortak girmişler, Kürt Milletvekillerini Meclise taşımışlardır. CHP'nin ayarları orada bozulmuştur. Bu nedenle Mustafa Bülent Ecevit CHP'ye dönmemiş, Demokratik Sol Parti'yi kurmuştur.

Kürt tavan siyaseti ile, taban siyaseti arasında ciddi farklılıklar bulunmaktadır. Tavan siyasetine hakim olan emperyalist maşaları, masum Kürt Halkı üzerinden Türkiye'yi bölmeyi hedef almışlardır. PKK Terör Örgütü en büyük zulmü Kürt halkına yapmıştır. Öcalan'a beşikteki Kürt bebekleri öldürttüğü için, bebek katili denilmiştir. Sonuçta ABD, Barzani'nin yolunu açmak için, Talabani'yi Irak Devlet Başkanı yapmış, Abdullah Öcalan'ı da asılmaması koşuluyla Türkiye'ye teslim etmiştir. Bebek katili, dönemin Kürt kökenli Başbakanı Mustafa Bülent Ecevit tarafından İmralı'ya tıkılmıştır. Ne acıdır ki terörist başı, milliyetçi olduğunu iddia eden Bahçeli üzerinden Ulus Devleti yıkarak, Türk, Kürt, Arap ekseninde, ümmet kardeşliğine dayanan Konfederasyon kurmaya çalışmaktadır.

Erdoğan, Bahçeli ve Öcalan'ın Ulus Devletin yıkılması konusunda uzlaştıkaları anlaşılmaktadır. CHP ise yalandan muhalefet yapıyor görüntüsü vermektedir. Türkiye yüz yıl sonra, yeni bir Sevr dayatmasıyla karşı karşıyadır. Yüz yl önce sevri halka kabul ettirmek isteyen "Saltanat Şurası" yerine, şimdi Yeni Sevr'i kabul ettirmek için sözde "Milli Birlik, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu" kurulmuştur. Türk Milleti bu ihanet Kmisyonuna üye vermeyerek karşı çıkan, İyi Parti ve Zafer Partidi'ne destek olmalıdır. Kürtler Türkiye duvarının tuğlalarıdır. Federasyon kurularak Kürt tuğlalar bu duvardan çekilirse, Türkiye duvarı hepimizin üstüne yıkılacaktır. Türkler ve Kürtler, Anadolu Halkını oluşturan Türk Milleti olarak, kurdukları Ulus Devlete birlikte sahip çıkmalıdırlar. Bölünerek Emperyalizme lokma olmamalıyız.

(06, Ağustos, 2026-Ordu)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.