HAMARATA SORSANIZA "FINDIKTA DEVLET NEREDEYDİ?"

HAMARATA SORSANIZA "FINDIKTA DEVLET NEREDEYDİ?"

Tüccar devlet midir kardeşim?Vergiyi tüccar mı topluyor? Tarım politikasını tüccar mı belirliyor? Toprak Mahsulleri Ofisini tüccar mı yönetiyor?Üreticinin geçimini özel alıcının insafına bırakan bir anlayışın hesabı, önce o anlayışı sürdürenlerden

FINDIKTA DEVLET NEREDEYDİ?

Nevzat AKATA | Ordu Kent Gazetesi

Ordu Ticaret Borsası Başkanı Ziver Kahraman ve Ordu Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Levent Karlıbel’e sesleniyorum:

18 Eylül tarihli ortak açıklamanızı okudum.

Dünya piyasasını anlatmışsınız. Azerbaycan’daki, Gürcistan’daki fındık fiyatlarını sıralamışsınız. Tüccarın üzerine bütün sorumluluğun yıkılmasına itiraz etmişsiniz.

Peki, bu açıklamanın en başında sorulması gereken soruyu neden açıkça sormamışsınız?

Fındıkta devlet nerede?

İçtiğimiz sudan bile vergi alan devlete neden dönüp de “Bu üreticinin alın terini korumak için ne yapacaksın?” diye sormuyorsunuz?

Tüccar devlet midir kardeşim?

Vergiyi tüccar mı topluyor? Tarım politikasını tüccar mı belirliyor? Toprak Mahsulleri Ofisini tüccar mı yönetiyor?

Üreticinin geçimini özel alıcının insafına bırakan bir anlayışın hesabı, önce o anlayışı sürdürenlerden sorulur.

Elbette ticaret yapan da dürüst davranacak. Haksız kazanç, rekabeti bozucu davranış veya usulsüzlük varsa araştırılacak. Ancak üreticiyi koruyacak kamu politikasının yerine tüccardan fedakârlık beklemek konulamaz.

Devletin sorumluluğu, tüccara havale edilemez!

Sayın Kahraman, Sayın Karlıbel;

Kendi açıklamanızda TMO’nun Levant kalite için 250, Giresun kalite için 255 lira fiyat ilan ettiğini yazıyorsunuz. Aynı açıklamanın altındaki tabloda Ordu’daki ortalama fiyatı 180 lira gösteriyorsunuz.

Kalite ve alım koşulları arasındaki farklar ayrıca açıklanmalıdır. Ama sizin de kabul ettiğiniz bu büyük fiyat makası karşısında sorulacak soru bellidir:

Devletin açıkladığı fiyat, üreticinin eline geçmiyorsa o desteğin sahadaki karşılığı nerede?

Üretici ürününü hangi koşullarda teslim edebiliyor? Randevuya ne zaman ulaşabiliyor? Kaç kilometre yol gidiyor? Parasını ne zaman alabiliyor? Borcunun vadesi gelen insan, bekleyebiliyor mu?

Sizin açıklamanızda bu soruların cevabını, bu sorunlara karşı somut taleplerinizi görmek isterdim.

Azerbaycan’daki fiyatı öğrenmişsiniz; Ordu’daki üreticinin devlet alımına ulaşmasının önündeki engelleri de aynı açıklıkla ortaya koyun!

Mustafa Hamarat’a ve iktidarın Ordu milletvekillerine seslenin:

“Üreticiyi korumak için devletin imkânlarını harekete geçirin. TMO’nun alım kapasitesini artırın. İhtiyaç olan ilçelerde yeni alım noktaları açtırın. Teslimatı hızlandırın. Ödeme takvimini üreticinin borç takvimine uygun hâle getirin.”

Bunları söylemek neden bu kadar zor?

Gerekiyorsa Ordu’da on, on beş, yirmi alım noktası açılsın diye talepte bulunun. Kaç noktaya ihtiyaç olduğunu hesaplayın, kamuoyuna açıklayın. Üreticinin koşullara uygun ürününü güvenle teslim edebileceği, parasını ne zaman alacağını bileceği bir düzen isteyin.

Sadece şikâyeti savuşturmayın; talebi ortaya koyun, muhatabının adını söyleyin!

Sayın Mustafa Hamarat;

Size de doğrudan soruyorum: Üreticinin emeğini koruyacak alım düzeni için hangi somut adımların atılmasını sağlayacaksınız?

Milletvekilliği, üreticiyle tüccarın birbirine bakıp çare aramasını seyretme makamı değildir. Ankara’da üreticinin sesini duyurma, ilgili kurumları harekete geçirme ve sonucunu takip etme sorumluluğudur.

Vatandaşın karşısına yalnızca fiyat açıklamasıyla çıkılamaz. O fiyata erişimin nasıl sağlanacağı da anlatılmalıdır.

Oda ve borsa başkanlarına dönelim…

Açıklamanızda diğer bölgelerde de fiyatların düşük olduğunu gösteriyorsunuz.

Peki, bundan üretici adına nasıl bir teselli çıkarmamızı bekliyorsunuz?

Trabzon’da da fiyatın düşük olması, Ordu’daki üreticinin zararını mı azaltıyor? Düzce’deki üreticinin de sıkışması, buradaki sorunu mu hafifletiyor?

Sorunun yaygın olması, sorumluluğu küçültmez. Müdahale ihtiyacını büyütür.

Bir başka mesele de inceleme ve soruşturmaları “popülizm” diye nitelendirmeniz.

Dayanaksız suçlamalara itiraz etmek hakkınızdır. Ancak denetimi peşinen değersizleştirmek doğru değildir. Suçlama kanıt ister; piyasa da şeffaflık ister. Üreticinin korunmasıyla dürüst tüccarın korunması birbirinin düşmanı değildir.

Sizden beklenen, bütün bu gerçekleri iktidarın sorumluluğunu görünmez kılmadan söylemenizdir.

Dünya fiyatını anlatırken Ankara’yı unutmayın. Üyelerinizi savunurken üreticinin derdini dipnota çevirmeyin.

Bu şehrin üreticisi, hasat zamanı kaderine razı olması için uzun açıklamalar dinlemek zorunda değil.

Açık konuşun:

“Üreticiyi koruma sorumluluğu devlettedir. Bu sorumluluğu yerine getirecek etkili alım politikasını istiyoruz.”

Bunu söyleyemeyen açıklamalar, ne kadar uzun olursa olsun eksiktir.

Fındık dalda yetişir; üreticinin hakkı ise susarak korunmaz.

-------

Ordu Kent Gazetesi Ordu’nun vicdanıdır. 18 Eylül 2026 Cuma

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.