Necdet TOPÇUOĞLU

Necdet TOPÇUOĞLU

HAKAN BEY LEFONTEN'DEN MASAL ANLATMA

HAKAN BEY LEFONTEN'DEN MASAL ANLATMA

Necdet Topçuoğlu

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bürokrasi merdivenlerini hızla tırmanarak yetiştirilen özel bir görev adamıdır. Kendisini TİKA Başkanı ve daha sonra da Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı olduğu yıllardan tanırım. Ben de o yıllarda Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulunda Başdenetçi olarak görev yapıyordum. Kendisiyle birçok toplantıda ayni masanın etrafında yer aldık. Hakan Fidan bürokrasi yaşamı boyunca gizemli kalmayı başarmış bir karakterdir. Son günlerde istihbaratçılıktan kurtulup, Bakan olma gayreti içinde olduğunu görüyoruz. Ancak istkrarsız çıkışlar yapmaktadır. Konuştukça kodlarındaki şifreler ortaya çıkmaktadır.

Türkler ve Persler ilişkileri tarihten gelen iki kadim dost millettir. Dost ve komşu iki millet arasında 1639 Kasr'ı Şirin Antlaşmasında bu yana önemli bir sorun yaşanmamıştır. 1935 yılından bu yana İran adını alan sınır koşumuz, Şiiliği resmi mezhep olarak kabul etmiştir. Şialığa dayanan Mollalar Rejimi, ABD ve İsrail ile düşmanlığa varan sorunlar yaşamaktadır. Nihayet bu gerginlikler savaşa dönüşmüştür. Türkiye'nin bu savaşa bulaşmaması milli menfaatlerinin korunması yönünden önemlidir. Türkiye NATO İttifakına üye olan bir ülke olarak elbette İran'ın yanında olması mümkün değidir. Ancak karşısında da olmamalıdır. En doğru tavır, taraflar arasında arabuluculuk görevi yapmaktır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptığı konuşmalarda serinkanlı bir tavırla, İranla aramızda yaratılmak istenen kışkırtmalar konusunda oyuna gelmeyeceğiz demektedir. Bu çok doğru bir tavırdır. Ancak Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye'ye yönlendirilen füzeleri sebep göstererek, gerginlik yaratıcı konuşmalar yapmaktadır. İran'lı yetkililer, fırlatılan füzeler Mossad'ın işi demesine rağmen, Hakan Fidan herhangi bir araştırma yapmadan tehdit dili kullanmaktadır. İran Yönetimi, Türkiye ile savaşmanın milli menfaatlerine zarar vereceğini çok iyi bilmektedir. Buna rağmen gerginlik yaratmanın iki ülkeye de faydası yoktur.

Lefonten masalları arasında kurt ile kuzu diyaloğunu bilmeyen yoktur. Birgün kurt, derenin yukarısında su içerken, aşağıda duran kuzuyu görür. Onu yamek için bahaneler üretmeye başlar. Bir sebep olsun diye de kuzuya seslenir. "Sen benim suyumu niye bulandırıyorsun?" der. Kuzu bir bulunduğu yere, bir kurdun bulunduğu yere bakar der ki: "Kurt abi, sen yukarıdasın, ben ise aşağıda. Su aşağı doğru akıyor. Suyunu nasıl bulandırabilirim ki!" diye cevap verir. Kurt kuzunun mantıklı cevabına daha sert bir sesle cevap verir: "Sen bana yalancı mı diyorsun?" Kurdun diklenmesinden ürken kuzu, "Size yalancı demek istemedim" der. Kurt iddiasını tekrarlar: "O halde benim suyumu bulandırdığını kabul et. Ben seni yiyeceğim" der. Bundan sonrasını zaten tahmin edersiniz.

Türkiye İran ilişkilerinde, Hakan Fidan kurt, İran tarafı da kuzu rolündedir. İran füze bizim tarafımızdan atılmadı, isterseniz ortak komisyon kurup inceletelim diyor, Hakan Fidan ise bizi kışkırtmayın, sabrımızı zorlamayın demektedir. Kışkırma kardeşim, Bakan olarak temsil ettiğin milletin çoğunluğu gönül olarak İran'ı desteklemektedir. Bir Bakan milletine ters düşecek ifadeler kullanamaz. Hele hele pedofili sapıkların ve insan eti yiyenlerin safında yer alamaz. Kahraman İrani halklar ülkelerini savunmak için bütünleşmiştir. ABD, İsrail ve İngiltere'nin başka destekler almadan bu savaşı kazanması mümkün değildir.

Her imparatorluğun ömrünü tamamlayacağı bir zaman vardır. Can boğazdan girer, boğazdan çıkar. ABD, İsrail ve paydaşlarının canı da Hürmüz Boğazı'nda çıkacaktır. Türkiye şahsi ilişkilere dayanarak, emperyalizme can suyu olmamalıdır. Yönetim tarihi bir yanlışlık yapar, millete rağmen ABD ve yandaşlarının safında yer alırsa, ileride ayni safta yer aldığımız ülkeler yenildiğ için bizde yenilmiş sayıldık demek zorunda kalabilir. Bu nedenle Hakan Fidan'ın çıkışlarını tehlikeli buluyorum. Maksat üzüm yemek değil bağcıyı dövmekse, hır çıkarmak için binbir sebep ortaya koymak mümkündür. Bu durumda suyun hangi tarafa aktığının hiçbir önemi yoktur.

(19, Mart, 2026-Ordu)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.