Bülent Hakan ALTUNCU
ŞEBİNKARAHİSAR-TAMZARA
Kuzeyden güneye doğru “dönümlü dönümlü” yollardan giderken Şebinkarahisar’a varmadan bir km kadar önce Tamzara denen küçük bir yerleşkeye uğramıştım. Daha önce “Tamzaranın yolları” ve “Tamzaranın üzümü” isimli iki türküsünü dinlemiştim ama coğrafik konumunu tam olarak bilmiyordum. Tabelasını görünce hem sağa saptım.
Çay ocakları, dükkanları, bir kısmı tarihi dokularını koruyan, bir kısmı virane olmuş taş evleri, dar sokakları, temizliği, yaz ortasında ılık ve nemsiz havası, sessizliği, sakinliği bende müthiş bir huzur yaratmıştı.
Sonra ilçe merkezine geçtim. Görüştüğüm kişi bana: geçmişte bu şehirde üç topluluğun bir arada huzur içinde yaşadığını; Hristiyan Rumların şehrin elit ve zengin kesimini oluşturduğunu, onların mahallesinin ayrı olduğunu; Ermenilerle, Türklerin şehrin yoksul ve bir arada yaşayan gariban kesimi olduğunu söylemişti.
Ara Güler’in, Aziz Nesin’in, Rahşan Ecevit’in genlerinde olan bu şehrin bir türküsünü dinledim. Türkü Ermenice fakat bildiğim kadarıyla bu bölgelerde yaşayan Ermeniler Türkçe konuşurdu. Ya kendi içlerinde Ermenice de konuşurlarmış ya da şimdiki kuşak Ermeniler tarafından söylenmiş türkü. Sözlerini anlamasam da türkü formatında olup Anadolu kokan hiç bir ezginin kötü bir şey diyeceğini düşünmüyorum.
https://youtu.be/fgKpFPTielM?si=b_4HY5Bpzf0o6TbS
Benim Ümit Tokcan'dan dinlediğim türküsüne gelince:
TAMZARA'NIN YOLLARI DÖNÜMLÜDÜR DE DÖNÜMLÜ
KALK GİDELİM DE SEVDİĞİM YALAN DÜNYA ÖLÜMLÜ
ÖLÜRSEM BAŞUCUMDA SÖYLEYİN TAMZARA'YI (of of)
YAR GELİNCE GÖSTERİN SİNEMDEKİ YARAYI
https://youtu.be/fgKpFPTielM?si=b_4HY5Bpzf0o6TbS

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.