Bülent Hakan ALTUNCU
MENDERES, GÜRLEK, YALIM ve GÜNDEM
MENDERES, GÜRLEK, YALIM ve GÜNDEM
Dün bir yazı kaleme almış ve paylaşmıştım. Konuya girişim; toplum içinde dürüst, namuslu, çalışkan olarak bilinen insanların, çok sevilseler de eğer fakirlerse toplum yöneticisi konumuna getirilmediklerini, bu konu da asıl belirleyici olan unsurun maddi zenginlik ve güçle ilgili olduğuydu.
Çünkü insanlık, insani ve ahlaki erdemlerini, doğa karşısında kendinden büyük ve güçlü gördüğü her şeye korkuyla baktığı, panik yaptığı ilkel dönemlerinden çok daha sonra öğrenmiştir. Bu yüzden ilk tepkileri ilk öğrendikleri üzerinden oluyor. Maddi hasarlı küçük bir trafik kazasında birçok “okumuş, tahsilli” insan sorunun konuşarak halledilebileceğini bildiği halde direk saldırı pozisyonuna geçmesi bunun bir örneğidir. 
Bu durum dünya çapında yöresel ve kültürel ufak tefek farklılıkları olsa da birçok insan refleksleri için geçerlidir.
Bugünlerde gündemimiz yolsuzluk ve yasak aşk iddiaları üzerinden ilerliyor.
Yıllardır şunu düşünürüm: Neden bir insana maaşının sorulması ayıp karşılanır bizde. Sorulmaz. Diğer yandan babam 45 yaşında öldüğünde annem 39 yaşındaydı. Köye ve yaylaya her gittiğimde köylülerimle karşılaşıp selamlaştıktan sonraki birkaç dakika içindeki ilk soruları annemin kışın nerde ve kiminle kaldığı, yazın yaylaya çıktığında dedemle babaannemin yanında mı yoksa anneannemin evinde mi kaldığı sorusu olurdu.
Normal de bir insanın başka bir insanın maaşını merak edip sorması gayet normaldir fakat aile içi özel ilişkilerini sorgulaması ayıptır. Öğrensen eline geçecek, seni ne ilgilendirir başka bir insanın özel yaşamı.
İşte bu iki örnek; bizim tarihten gelen sosyal yapımızdan, bunu belirleyen güçlerden ve örf, adet gibi din gibi inançlarımızdan kaynaklanmaktadır.
Uşak belediye başkanı yolsuzluk iddiasıyla aranıyor ve bir kadınla bir otel odasında basılıp görüntüleri medyaya servis ediliyor. Arama nedenin yolsuzluk, amacın gözaltına almak. O zaman görüntüleri servis etmek ne demek.
Her insanın yemek, içmek, uyumak gibi doğal sevme ihtiyacı da vardır. Kişinin severek veya sevmeyerek (bu tasvip etmediğimiz hayvani ilkel güdülerle yapılan bir eylemdir) bir kişiyle rızası dahilinde birlikte olması kimi ne ilgilendirir. Ki adam uzun zamandır eşiyle yaşamıyorken.
Üstelik dinimiz dört eşe ve yüzlerce cariyeye izin vermişken; torunları olmakla övündüğümüz Osmanlı dedelerimizin haremleri varken, yetmemiş oğlancılık hikayeleri dilden dile dolaşırken bakıyorum ki bu Osmanlı torunları işin yolsuzluk kısmıyla değil özel hayat kısmıyla CHP yi namussuzluk uçkuruna düşkünlük üzerinden vurmaya çalışıyorlar.
Üstelik kendilerinin taptıkları Adnan Menderes’in zamparalıklarından birini fotoğrafla belgeleyip İnönü’ye seçimde kullanması için getiren gazeteciyi İnönü’nün ayıplayıp bunu seçim malzemesi yapmamasına rağmen. Ve bunu bildikleri halde yine de Menderes’e tapmalarına rağmen.
Ama bir kimseye maaşının veya varlığının sorulmasını özel hayata müdahale olarak yorumlarlar. Akın Gürlek’İn memur maaşıyla milyonlarca liralık varlık edinmesi sorgulanamaz bu ülkede ve kültürde ama bunu CHP’ye sızdıranlar araştırılır, merak edip bakan tapu görevlileri yaka paça içeri atılır. Yani ne kadar tarifi ne kadar “Laik, demokratik, hukuk devleti” olarak tanımlansa da devletimiz halen daha insanların ilkel dürtüleriyle yönetilmektedir.
Anlatmak istediğim şey ne Menderes’tir ne Gürlek ne Yalım! Dünden beri anlatmaya çalıştığım şey: Biz toplum olarak tarihten beri güçlülerin yanında yer alan, hırsıza nerden buldun bunu diye sormaya cesaret edemeyen, hatta bunu ayıp sayan ama insanların özel hayatlarını merak eden (bu sadece ilişki anlamında değil namaz kılıyor mu, oruç tutuyor mu karısıyla yatıyor mu ve daha bir çok rezilliğe kadar) dedikoducu mahalle karıları tipinde bir toplumuz.
Yoksa büyük bir insan ve Anadolu aşkıyla, insanların sadece sağlık sorunlarını değil her türlü sorunları dinlemek ve çözüm üretmek amacıyla ilk görev yerim olan bir dağ köyüne gittiğimde köylüler daha ilk günden sağlık ocağının çöplüğüne gece gelip çöpleri karıştırarak aradıkları rakı şişesini bulup bana tavır almazlardı, ramazan ayında sahur vakti ışığımın yanıp yanmadığını kontrol etmezlerdi. Ama maaşımı soramazlardı bu çok büyük bir ayıptı. Çünkü eşitsizlik, yolsuzluk, hırsızlık emek sömürüsü bu halkın kültüründe sorgulanamaz kavramlardı.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.