Bülent Hakan ALTUNCU

Bülent Hakan ALTUNCU

“MANASTIRIN YOLLARINDA”

“MANASTIRIN YOLLARINDA”

Dün akşamdan üç kardeş çoluk çocuk aile boyu Sümela Manastırına gitmeye karar verdik. Amacımız doğa yürüyüşü yapıp bu tarihi yapıyı da çocuklara gezdirmek. Akşam bu planı yaparken birinin sorusu üzerine Sümela ilgili tarihi rivayeti anlattım.

Dünyanın farklı kıtalarından iki keşiş aynı anda aynı rüyayı görürler. İncil’i yazan dört kişiden biri olan Luka’nın resmettiği Meryem’in İsa’yı kucağında tuttuğu resmin bugün ki Trabzon-Maçka-Altındere vadisinde olduğunu görürler ve yola koyulurlar. Yıllar süren yolculuklardan sonra bugün ki manastırın olduğu yerde karşılaşırlar ve tanışırlar. Birbirlerine rüyalarını anlatırlar ve resmi aramaya koyulurlar ve bulurlar. Resmi buldukları gece Meryem ana rüyalarına girer ve orada bir kilise yapmalarını emreder. Ve kilisenin kuruluş hikayesi başlar…33afcef7-db75-44f3-b51e-ec06de194224.png

Sabah üç araba yola çıktık. Önce Volkan’ı (Konak) ziyaret ettik. Mezar yenilenmiş. Başı hiç boş kalmıyor. Bir grup gidiyor başka bir grup geliyor. Gelen gidenlerse hep bize benzeyen temiz yüzlü ve duygulu insanlar.

Bir kişi tek başına, taksi tutup mezarlığa gelmiş. Fotoğraf çekilmek istiyor ama yanında fotoğraf çekecek biri yok. Taksici yukarda arabanın içinde onu bekliyor. Benden rica etti, bende çektim. Nereli olduğunu sordum. “Manisalıyım” dedi. Ordan mı geliyorsun: “Evet”dedi.

Araya kardeşim girdi, kendisine hoş geldiniz deyip teşekkür etti. Bizim de yolumuz Manisa’ya düşerse ilk işimiz Ferdi başkanı ziyaret olacak, dedi. Tekrar yola koyulduk Sümela’ya doğru. Volkan’ın “Mora nene” şiirli şarkısıyla….

Sümela’da yol kesip, aracımızı park edip, ring araçlarıyla çıkmamızı isteyenleri Sümela’ya değil yaylamıza gidiyoruz diyerek atlattık ve araçlarımızı yaylalara doğru giden yol üzerinde bir yere park edip yürümeye başladık.

Ağustosun ikisi, hava ne sıcak, ne soğuk, bulutlardan dolayı tüm yol gölgelik, yürümek için en uygun hava. Hani çocuğun bir yeri hafif incinir veya acır da aslında pek bir şey yoktur ama çocuk ağlar annesi de dudaklarını büzerek hızlı bir şekilde ılık-soğuk arası nefesini oraya üfler de çocuk da bu şefkat gösterisi üzerine susar ya… Doğa ana da tenimizi aynı o şekilde şefkatli nefesiyle okşuyor yürürken, tüm sıkıntılarımızı unutuyoruz bu sevgi selinden…

Annem önce uzaktan Sümela’yı tüm haşmetiyle gördü, sonra uzun süre parke yolda yürüdü, sonra da patikasına girdi…

Dinlemek üzere durduk.

-Bulent biz sırtımız elimiz boş, geze geze gidemeyuruk hauraya… Bu insanlar nasıl bu kadar taşi geturdi yığdi oraya buni benum aklum almıyor. Ben dün akşam anlattuğun o rüyaya da inanmayurum. Ha oyle taşluk, kayaluk, uçurum bir yerde ne tarla olur ne hayvan otlatulur. Buraya olsa olsa kaçak biri gelur yerleşur. Ben oyle zannedeyurum ki buraya da kaçak bir gelup yerleşmiştur. Sonra ya oni burda gören normal vatandaşlar ondan korkmiştur ya da o kendini vatandaşlara ermiş peygamber gibi bir şey diye tanitmiştur; millet da ya korkusundan ya inancından o ne derse yapmiştur da haburaya habu kada taşi taşimişlerdur.

Annem bunları derken bende şunu düşündüm: insanoğlu ne zaman bir şaheser ortaya çıkarmıştır, her zaman onun öncelinde ve çoğu zamanda o anda çok büyük bir çile içindedir, baskı altındadır, korkuları vardır, umudunu yitirmek üzeredir ama sanatıyla hayata dair bir umut ortaya çıkarır ve ona sanat denir.

Biraz daha yürüdük. Ben önde annem arkamda “Manastırın ortasında var bir havuz” türküsünü “Manastırın yollarında” diye söylüyor kardeşim de yanında gülmekten kırılıyor.

Tekrar bir mola verdik. Ama ayakta. Oturacak bir tek bank yok tüm yol boyunca. Annem:

-Bulent, ben o bin bir sultanun yerini (Tunceli Pülümür Hacılı köyündeki Pir Sultan Abdal’ın evini ziyaret etmiştik bir ay önce) daha çok beğedum orda hiç değilse tuvalet var, oturmak içun panklar var, usteluk ne kada sade, doğal idi…

Hem doğa ana sevdi beni bugün hem de annemin anlattıklarından diyalektik düşüncemin ve doğallığımın nerden geldiğini tekrar hatırladım.

fotoğraftan tümünü tek bir fotoğraf haline dönüştür ve fotoğrafı post olarak afiş yap

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.