Bülent Hakan ALTUNCU

Bülent Hakan ALTUNCU

ADALETİN YÜZ YILLIK SEYRİ

ADALETİN YÜZ YILLIK SEYRİ

Adaletin devletin üst düzey ilişkileri konularında işlemediğini yüz yıldır biliyoruz. İktidarda olan gücünü konuşturmuştur hep. Ta birinci meclis vekili Ali Şükrü bey’in, Topal Osman’ın öldürülmelerinden Dersim olaylarına, 6-7 Eylül olaylarından Maraş olaylarına, Gazi’den Madımak’a, İpekçi’den Hablemitoğlu’na, İstanbuldan Diyarbakır’a kadar uzayıp giden faili meçhullere kadar….

img-7322.jpeg

Son çeyrek yüzyılda ise olay bireysel adli dosyalara kadar indi ama bu bireysel dosyalarda adı geçen bireyler normal birey değildi: Erdoğan’ın oğlu Burak’ın ölümlü trafik kazasından, Mehmet Ağar’ın oğlu Tolga Ağar’ın adı geçtiği Yeldena Kaharman cinayetine, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin yasal süreci engellediği bilinen Rabia Naz olayına, Kızılay başkanı Kerem Kınık’ın kızının sebep olduğu ve içerde yatmadığı ölümlü trafik kazasına, her şey ayan beyan ortada olduğu halde davanın bir türlü ilerleyemediği AKP milletvekili Galip Ensarioğlu’nun canileri perde arkasında koruduğu Narin olayına ve daha bir çok adi olaylara yapılan siyasi müdahalelere kadar…. Siyasi davaları anlatmaya zaten hiç gerek yok.

Bunları anlatırken 2016-19 yılları arası yaşadıklarım aklıma geldi. Ölümlü trafik kazası yapmadım, bir cinayetle uzaktan yakından bir alakam olmadı, bir hırsızlık-yolsuzluk yapmadım, kaçak bir iş yapmadım sadece iki cümlemden dolayı idari ve adli soruşturmalar geçirdim.

Bu süre zarfında beni öyle çaresiz bıraktılar ki ve onların faşist korku ikliminde bana destek olacağını sandığım insanlar da benden öyle bir kaçtı ki yapayalnız kaldım. Sürekli yazıp durduklarım bir yana durup dururken beste ve şiir yazar hale geldim.

Ameliyathane de çalışırken hastaneye gelen sivil polisler tarafından gözaltına alınıp, sonra serbest kalınca başhekime gittim ve “bu nasıl bir ifadeye çağrılma, çağırsalar gitmez miydim, nasıl buna izin verdiniz?” deyince bana “Emir bakandan geldi benim yapacağım hiçbir şey yoktu” demişti.

Sonraki süreçlerde bana yöneltilen suçlamaları ve o süreçlerde bana atılan iftiraları, iddialarının tutarsızlıklarını, çarpıklıklarını, arkamdan çevrilen dolapları ve bunların sonucu kafama patlatırcasına dolan cümlelerimi okunsun diye özetleye özetleye iki sayfaya sığdırıp yazdığım savunmaları hiç unutmam. Aşırı yoğun bir konsantrasyonla yazdığım bu aşırı konsantre savunmaların okunmayacağını veya okunsa da yine ceza alacağımı bildiğim halde yazıyı bitirdiğim anda duyduğum mutluluk o günlerimin en keyifli anları oluyordu.

Çünkü savunmalarım da hakkı, hukuku, adaleti ve en önemlisi onların “sevgili kulları” olduklarını sandıkları Allah’ın gerçek emirlerini yerine getirdiğimi tokat gibi çalıyordum yüzlerine. Bu da bana yetiyordu. Okurlarsa tokadımı yerler, okumazlarsa da Tanrı çabamı, çektiğimi görür ve beni yalnız bırakmaz düşüncesi beni rahatlatıyordu.

Niye açtım şimdi bu eski yaralarımı derseniz bir zamanlar devletin bekası için üst düzey olaylarda adalete müdahale eden devlet aygıtı, son çeyrek yüz yılda güçlülerin karıştığı adi suçlara da müdahale eder oldu, son on yılda ise istemediği, sevmediği en sıradan kişileri bile cümlelerinde hiçbir suç unsuru olmasa da hakkı hukuku, tanrının emrettiği şekilde kulluk yapan, kula kulluk yapmayan insanları da yargılar ve hayatlarını zindan eder oldular.

İşte ben adaletin nasıl ve ne hale geldiğini o yıllarda bizzat yaşayarak gördüm. Koca bakan devletin onca sorunu varken beni takibe alıp beni sorun gördü. Bu yüzden sonraki yıllarda yaşananlara hiç şaşırmıyorum. Yüce devletimiz ve onun soylu bakanlarının yedikleri bokları kapatmak için değil hastane ve sim kart verilerini silmek, işlerine gelmezse ve artık kullanmalarına gerek kalmadığını düşünürlerse Kuran’ı bile yeniden yazıp Hz. Muhammed’i bile zındık ilan edebilecek güçlerinin olduğunu çok iyi biliyorum.

(O süreçlerde benim yazdığım tüm savunmalar ve bana gönderilen resmi yazıların hepsi elimde. Bir gün adalet gelirse, hepsini yargıya sunacağım ve davacı olacağım tabi ki)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.