SEYİT TORUN ya da SİYASETTE “MEN DAKKA DUKKA” ZAMANI

SEYİT TORUN ya da SİYASETTE “MEN DAKKA DUKKA” ZAMANI

Bizim kültürümüzde buna “Men Dakka Dukka” denir.Yani; “Çalma kapımı, çalarlar kapını.”Bugün eleştirdiğiniz yöntemlerin önemli bir bölümünün, sizin siyasette etkili olduğunuz dönemlerde uygulanmaya başlandığını Ordu kamuoyu unutmuş değildir.

SİYASETTE “MEN DAKKA DUKKA” ZAMANI

Nevzat Akata Yazdı

Sayın Seyit Torun,

Son günlerde sosyal medyada “butlan”, “hukuk” ve “parti içi demokrasi” üzerine yaptığınız açıklamaları dikkatle takip ediyorum. Ancak siyasetin değişmeyen bir kuralı vardır; insan önce kendi siyasi geçmişiyle yüzleşebilmelidir.

Bizim kültürümüzde buna “Men Dakka Dukka” denir.

Yani; “Çalma kapımı, çalarlar kapını.”

img-1898-001.jpeg

Bugün eleştirdiğiniz yöntemlerin önemli bir bölümünün, sizin siyasette etkili olduğunuz dönemlerde uygulanmaya başlandığını Ordu kamuoyu unutmuş değildir.

Hatırlarsın mutlaka, 3-4 ciddi adayın olduğu Altınordu belediye Başkanlığı aday adaylığında ön seçim yapılacak denilirken ve bu yönde karar alınırken son gün son dakikada Genel Merkezden gelen talimatla ULASTEPE'yi atama ile Aday yaptığınız hâlâ İbreti alem için hafızalardadır.

O gün buna itiraz etmeyenlerin, bugün aynı yöntemi “butlan” diyerek eleştirmesi kamuoyunda doğal olarak bir tutarlılık ve Döneklilik tartışması yaratmaktadır.

Yalnızca bu da değil…

Dönemin İl Başkanı Bülent Akpınar’ın, ön seçim yapılmamasına tepki göstereceği ve istifa edeceğinin konuşulduğu basın toplantısı da Ordu’nun siyasi hafızasında yerini koruyor.

Sonrasında yaşanan gelişmelerle atama süreci sindirillerek hazmedilerek kabul edildi.

Bugün senceeleştirilen anlayışın, geçmişte de tartışma konusu olduğu gerçeği ortadadır.

Bu nedenle insan ister istemez şu soruyu soruyor:

Dün doğru dediğiniz yöntem, bugün size uygulanınca mı yanlış oldu?

Siyaset hafızası olmayanların değil, hafızası güçlü toplumların işidir.

Bir başka konu ise yıllardır değişmeyen siyasi tablo…

Bu şehirde sizden başka siyaset yapacak kimse yok mu?

Gençler yok mu?

Yeni kadrolar yok mu?

Farklı fikirler yok mu?

Siyaset, birkaç kişinin yıllarca aynı koltuklarda oturduğu bir alan hâline geldiğinde, parti içi rekabet de demokrasi de zayıflar.

Bugün kamuoyunda oluşan izlenim, yeni isimlerin de aynı siyasi anlayışın devamı olacak şekilde öne çıkarıldığı yönündedir. Bu algının oluşması bile parti içi demokrasinin yeniden tartışılmasını gerekli kılmaktadır.

Bizim itirazımız kişilere değil, bu anlayışadır.

Biz atamaya değil, ön seçime inanıyoruz.

Biz dar kadroların kararına değil, parti üyelerinin iradesine inanıyoruz.

Biz siyasetin birkaç kişinin kariyer planına göre değil, halkın iradesine göre şekillenmesini savunuyoruz.

img-1909-001.jpeg

Sayın Torun,

Bağ-Kur’a yıllarca prim ödeyerek emeklilik hakkı kazanmaya çalışan milyonlarca insanın yaşadığı bir ülkede, siyasetin sürekli aynı isimlerle anılması elbette sorgulanacaktır.

Siyaset bir ömür boyu sahip olunacak makam değildir.

Siyaset emanettir.

Ve emanet, günü geldiğinde devredilir.

Hiç kimse vazgeçilmez değildir.

Hiç kimse partisinden büyük değildir.

Hiç kimse milletten büyük değildir.

Belki de artık yapılması gereken, yeni kuşaklara alan açmak ve bayrağı demokratik bir anlayışla devretmektir.

Çünkü demokrasinin gerçek gücü, aynı insanların sürekli görevde kalması değil; farklı insanların özgürce yarışabilmesidir.

Unutmayın Sayın Torun…

Siyasetin en büyük hâkimi ne genel merkezlerdir ne de kapalı kapılar ardında alınan kararlar.

Son sözü her zaman millet söyler.

Ve milletin hafızası sandığınızdan çok daha güçlüdür.

Dün attığınız adımların sonuçları bugün karşınıza çıkıyorsa, buna şaşırmak yerine siyasetin değişmeyen kuralını hatırlamak gerekir:

“Men Dakka Dukka.”

Çünkü siyaset, eninde sonunda herkesi kendi geçmişiyle yüzleştirir.

Ordu Kent Gazetesi Ordu’nun vicdanıdır.

önemlinot: bazı okuyucularım artık eskisi gibi ironisi vol yazılar yazmaya korkuyor musun diyorlar ben de evet korkuyorum diyorum...

çünkü ceza yasalarımızı basın yasalarını Yargıtaylar Danıştaylar mahkemeler vesairler vesairler öyle bir hale getirdi ki yazdığınız bir yazıda basın yoluyla hakaret ayağına iki mis diye çıkartıyorlar cezaları. Ayrıca özür dileyerek söylüyorum bir şahsın sülalesine küfür etsen neredeyse bir şey demiyorlar ama adama lan zübük desen mahkeme ya da yerel mahkeme ya da diğerleri hakimin kafasına göre suç (!)oluşturabiliyor...

en son Cumhuriyet Halk Partisi'nin PERŞEMBE belediye Başkanlığıı'na soyunan ilçe başkanı olan eskiden belediye iş Sendikası ordu şube Başkanlığı yapan ve şube başkanı iken aynı zamanda da belediye meclis üyesi olan yani absürt bir durumu bünyesinde yaşatan yani absürt durum diyoruz çünkü belediye meselesi olarak belediye çıkarlar koruyacak işçi Sendikası başkanı olarak işçi sendikasının yani işçinin haklarını koruyacak böyle bir durumda olan büyük Türk büyüğümüz Selim yöntem bir yazarımız yazısını paylaştık diye beni mahkemeye verdi. Lan beni mahkemeye verdiniz ya adamı niye mahkemeye vermiyorsunuz ya da abi yazıyı yazan da suç bulunmuyor yavuz karakoç yazıyı yazan bu arada

hakimler beni yargılıyorlar mahkemede ben oluyorum..ve yavuz karakoç'ta bana kıyak olsun diye yanımda dinleyici olarak bulunuyor...

diyeceksiniz ki huylu huyundan vazgeçer mi

tabii ki vazgeçmeyeceğiz ama en azından basit basit mevzular ve basit basit işler yüzünden ikide bir torunumuzu torbamızı kreşe götürecekken okula götürecekken onları götüremez oluyorum işlerimiz aksıyor benim değil çocukların işi aksıyor...

BILMEM ANLATABILDIM MI SEVGILI KARDEŞ NEDEN BIRAZ DAHA DILIMIZE SAYINLARI SOYUNLARI KOYDUĞUMUZU

ve BIRAZ DAHA ironisi mecaz-ı az olarak "Yali yali "GITTIĞIMIZİ...

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.