SINIRSIZ ve SINIFSIZ BİR DÜNYA! (Niçin bunu savunuyorum?) (Şikayetçi olanlar için yine uzun bir yazı)

SINIRSIZ ve SINIFSIZ BİR DÜNYA! (Niçin bunu savunuyorum?) (Şikayetçi olanlar için yine uzun bir yazı)

İran bir yanına Irak deyip, tavukları bile birbirine karışan bu halkları birbirine kırdırmak ancak bu işten nemalanacak çıkar gruplarının işidir. İşte bunun için sınırsız ve sınıfsız bir dünyayı savunuyorum. Sınırlar insani, ahlaki ve vicdani değildir,

SINIRSIZ ve SINIFSIZ BİR DÜNYA!
(Niçin bunu savunuyorum?)
(Şikayetçi olanlar için yine uzun bir yazı)

Kralların, şahların, padişahların, emirlerin, düklerin, zenginlerin ve soyluların egemenlik alanları genişlesin ve daha çok kazansınlar diye bin yıllardır halklar birbiriyle savaştırılıyor. Birbirini hiç tanımayan, rengini, dilini ve dinini bile bilmeyen insanlar, bin yıllardır bir avuç yamyam daha çok şeye sahip olsun diye birbirine kırdırılıyor. Hangi egemen grup kazanırsa kazansın halkların yaşamında değişmeyen tek şey var; ölüm ve açlık!

Irak'ı ele alalım; Pers egemenlerinin elindeyken de halk açtı, Sasani egemenliğindeyken de halk açtı, Emeviler ve Abbasiler döneminde de halk açtı, Selçuklular döneminde de halk açtı, Osmanlı hakimiyetindeyken de hal açtı, Saddam döneminde de halk açtı, o da gitti şimdi ABD güdümlü başka bir egemen grubunun yönetiminde Irak halkı yine aç! Sömürenler ve onların siyasi organizasyonunun adı değişse de halkın durumu hiç değişmedi. Aynı şeyi Anadolu topraklarında yaşayan halklar için de kronolojik olarak söyleyebiliriz. Bir örnek olsun diye belirtiyorum; Kanuni döneminde Sivas eyaletinin toplam bütçesi yaklaşık 3 milyon altındı. Aynı dönemde tüm Fransa'nın bütçesi ise 2,8 milyon altındı. Ama Sivas halkı yine açtı. Yine çarıksızdı. Yine ekmeksizdi. Yine mintansızdı. Bugün de aynı!

Bir avuç soylu ve zengin ile onun yalakası bir avuç ayak takımının servetine servet katması için tarih boyunca yüz milyonlarca insan öldü. Başkaca hiç bir amacı olmayan ve başka da bir sonuç doğurmayan bu savaşlar; "millet, din, ulus, vatan ve namus için verilmiş mücadeleler" olarak kutsandı ve kahramanlık öykülerine dönüştürüldü. Okullarda çocuklara "tarih" diye, sadece savaşları ve kazanan egemenlerin öykülerini öğrettik. Tarih kitaplarında savaş sonrasında yaşamını yitiren, yetim kalan, aç kalan, evini ve ailesini yitiren sıradan halkın yaşamından hiç bahsedilmedi. Çünkü insanlar kendi hayatlarında bir şey değişmeyeceğini, kim kazanırsa kazansın onların kaybedeceğini görselerdi bir daha savaşmayacaklardı.

Sosyal güvenlik sisteminin olmadığı, gençlerin uyuşturucu batağında bulunduğu, parası olmayanın hayatta kalma şansının bulunmadığı, milyonlarca insanın sokakta yaşadığı ve bir o kadarının yoksulluk sınırının altında olduğu Amerika yıllardır Ortadoğu'ya bomba yağdırıyor. Bu savaşlarda trilyonlarca dolar para harcandı ve ABD bu savaşların hemen hemen hepsini kazandı. Yıllardır Arap coğrafyasının petrol rezervini vampir gibi emiyor. Peki bu yıllar içinde Utah'da yada Colorado'da sıradan bir vatandaşın hayatında ne değişti? Hiç bir şey! Onlar da her geçen gün daha fakirleşiyorlar. Peki bu savaşlar niçin yapılıyor? İşte ABD'deki bir avuç yamyamın serveti daha da artsın diye!

Hiç bir savaşın kutsiyeti yoktur. Hiç bir savaşın sonunda halklar kazanmaz. Tarihte bir savaştan bir halkın galip çıktığı görülmemiştir. Kazanan tarafın egemenleri ve savaştan nemalananları bunu bir kahramanlık öyküsüne dönüştürürler. Tarih boyunca halkları birbirine karşı kışkırtıp düşmanlaştırarak kırdırmışlardır. Tarihimizden bir örnek verelim; Yavuz ile Şah İsmail savaştı. Yavuz kazandı. Peki Osmanlı halkı ne kazandı? O dönem Burdur'da ya da Konya'da, Tahran'da ya da İsfahan'da yaşayan sıradan bir insanın hayatında ne değişti? Hiç bir şey!

Savaşların sonucunda halkların üzerindeki kırbacı tutan el değişir. Ama halk yine kırbaçlanmaya devam eder. Bir köyün ortasından bir sınır geçirip, bir tarafına Yunan diğer tarafına Türk yada bir yanına İran bir yanına Irak deyip, tavukları bile birbirine karışan bu halkları birbirine kırdırmak ancak bu işten nemalanacak çıkar gruplarının işidir. İşte bunun için sınırsız ve sınıfsız bir dünyayı savunuyorum. Sınırlar insani, ahlaki ve vicdani değildir, sadece siyasidir. Halkları düşmanlaştırır. Sınırlar ve sınıflar olmazsa savaşlar da olmaz.

Savaşlarda harcanan paraları ve insanoğlunun ortak malı olan doğal kaynakları eğer açlığı ve kıtlığı gidermeye yada sağlığımızı ve insanların mutluluğunu artırmaya harcasak; ne bir aç çocuk, ne ağlayan bir ana, ne de alnından kan sızarak toprağa düşen bir delikanlı olur. Aşk ile... İyilik, iyidir!
@öne çıkar

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.